Kuzey Ormanları Savunması, 12 Ocak Pazar günü; Odayeri, Ağaçlı, Akpınar ve Yeniköy gibi kuzey orman köylerini ziyaret ederek; muhtar ve köylülerle sohbet etti. Üçüncü köprü, üçüncü havalimanı, kamulaştırmalar ve elbette kuzey ormanlarını ve yaşam alanlarını savunmak için birlikte neler yapabileceği tartışıldı.

İstanbul nicedir inşaatın hiç durmadığıbir şehir oldu. Perdelerimizi yeni bir güne açtığımızda, gri bir inşaata şahitolmak artık sıradan bir şey İstanbullular için. Tüm bu karmaşanın içinde, İstanbul’un gözden ırak kuzey köşelerinde, sessiz sedasız bir kıyım yaşanmakta. Yaşam kaynakları ve üretim alanları giderek yok olan kuzey köyleri seslerini duyuramıyor, neyin beklediğini bilmedikleri geleceğe endişe ve korkuyla bakıyorlar..

Kuşaklardan beri burada yaşayan köylüler,kendi arazilerinde yapılmak istenenler konusunda, habersizler. Şimdiye kadar hiçbirresmi kurum veya kuruluş onları muhattap almamış, dertlerini dinlememiş,gelecek kaygılarını giderecek bir teminat vermemiş.

Gezilen köylerin temel geçim kaynağıhayvancılık. Ancak, İstanbul’umuzun kuzeyinde dayatılan bu katil projeler,hayvancılığı, güzelim köy hayatını, masum doğayı ve onunla yaşayanları yoketmekte… Odayeri Köyü Muhtarımız Hıdır Şimşek, durumu şöyle izah ediyor;”Bu proje yüzünden çok sayıda ağaç kesildi. 3. Havalimanı bizi sıkıntıyasoktu. Hayvancılık bitti, tarım bitti. Göletlerimizi doldurdular.”

Bir diğer muhtarımız Ağaçlı Köyü Muhtarı GüngörKorkmaz da; “Köylünün yakacak odun istihkakı alındı ve ormanları korumabahanesi ile otlamaya çıkardığımız hayvanlarımız için bizlere cezakesilmekte” diyerek durumun ne derece endişe verici olduğunu, köylülerimizinasıl çaresizleştirmeye çalıştıklarını gözler önüne seriyor. Bu çaresizleştirmepolitikası da köylüyü tek bir seçeneğe mahkum etmekte; köyü, yok pahasınaverilen kamulaştırma bedelleri karşılığında terk etmek! Ve elbetteki, TOKİ’ninnerede yapılacağı belli olmayan, bir oda dört duvar apartman dairelerinehapsedilmekten çok korkuyorlar!

“Gariban insan bunlar. Bir kenarda,gecekonduda bir ekmekle yaşarız. Bizi burada yaşatmazlar. Köyden birinin 5 dönüm yerinin 2 dönümünüOrman ve Su İşleri aldı. Parasını vereceğiz, yer göstereceğiz dediler amayapmadılar.” diyor Odayeri muhtarı Hıdır Şimşek; çaresizliklerini anlatmak için.Tarım ve hayvancılık dışındaki kaynakların da doğal çevrenin betona dönüşümüile ortadan kalkacağı, bir diğer ortak dert, civar köylerimizde. Kil madenininkapanması ile bu madende çalışan köylülerin işsiz kalıp, hayvancılıkla uğraşanlarınkaderini paylaşacağı da aşikar.

Tüm yaşananların bir de ağır sosyolojikboyutları bulunmakta. Göktürk Köyü’nde olduğu gibi bir sosyal uçurumun yaşanmasınıistemiyor diğer kuzey köyleri. Bu köyde tarlaların, bahçelerin müteahhitleresatılmasının ardından, yapılan yüksek duvarlar ardındaki lüks siteler vevillalar, köyün yerel halkı ile dışarıdan gelen insanlar arasında derin ve birtürlü kapatılamayan sosyal ayrışmayı meydana getirmişti. Ama gezdiğimiz köylerimizbu durumun farkında. Kısaca, kendi topraklarında bir anda alt gelir grubu bir sınıfolmak istemiyorlar.. Duvarların arkasındaki lüks sitelere hizmetli olarakgirmek istemiyorlar.
Akpınar Köyü Muhtarımız Ali Genç, bu değişiminve etkilerinin farkında; olası bir kentsel dönüşüme karşı çıkıyor, ‘Bizeistimlakla ilgili bir tebligat gelmedi. Ancak gelirse, tüm köylümüz, nereyegideriz, diye endişe ediyor, bir dönüşüm olacaksa “yerinde dönüşüm” olmalıdır,’diyor.

Yeniköy ise havalimanı projesinden en çoketkilenen kuzey orman köyümüz. İstimlaka ilişkin tebligatlar geçtiğimiz Aralıkayında ellerine ulaşmış. Yok pahasına, dede yadigarı topraklarının kamulaştırılmakistenmesi, köylüyü çileden çıkarmış durumda.

Yeniköy Muhtarı Timur Çevik, yaşananları,yaşanacakları ve dahi yaşatılmak istenenleri şöyle ifade etti; “Akpınar’ın,Yeniköy’ün ormanına sen devlet olarak maki dersen; ben de bu ülkede orman yokderim. 91 milyon m2 alana havalimanı yapılması demek, köylünün elinden malınınalınması demektir. Atatürk Havalimanı 2 milyon m2. Bu iş, zamanla uydu kent olmayı tarif eder. 22 Aralık’ta ölçüm ve sondaj için gelmişler. Gittim sordum. Ne izin belgeleri var ne de başka bir şey, girmişler izin almadan arazilerimize ölçüm yapıyorlar. Derhal jandarmayı çağırırım diyerek onları yerimizden çıkarttım. Adamların derdi ölçüm falan değil, amaçları o tarlaların altındaki kireçtaşını çıkarmak. Bu kireçtaşlarını havalimanı alanındaki göletlere dökmek ve göletlerdeki suyu emmesini sağlamak. Köyün güzelliği bizim için paha biçilmez! Bizim düğünlerimizburada hep beraber olur, cenazemiz burada hep beraber kalkar.”

3. Köprü, 3. Havalimanı, Kanal İstanbul ve Yeni Şehir gibi katliam projeleri, bir yandan Kuzey Ormanları’nı ve yaban hayatı yok ederken diğer yandan kuşaklardır burada yaşamını sürdüren köylüleri de topraklarını bırakıp gitmeye zorluyor. Karşılarında, daha çok para kazanma arzusu ve kibirden gözü dönmüş hükümet ile arazi rantiyecilerini gören “Kuzeyin Köyleri” yanlarında ise kimseyi görememişler şimdiye kadar. Kuzey Ormanları Savunması; “ya doğamızı, köyümüzü, yaşamı savunmak için birleşiriz yada hepsini kaybederiz! Kuzey Ormanları Savunması, bu haklı mücadelenizde her zaman her yerde yanınızda olacak” diyerek bir dahaki ziyarete kadar ayrıldığı tüm köy kahvelerinde dostluk ve umutla uğurlandı.

Haber ve Fotoğraf: Kuzey Ormanları Savunması