(Melis Alphan/Hürriyet – 24 Şubat 2014)

KANUNEN 3. havalimanının ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporuna Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onayını vermeden ihalesi yapılamazdı.

Ama yapıldı.
3 Mayıs’ta ihalesi yapıldığında daha Bakanlık ÇED kararını askıya çıkarmamıştı.
ÇED, bir projenin yapılıp yapılamayacağına dair fikir oluşturma, planlama süreci. Bir taahhütler bütünü. “Buradan şu kadar atık çıkacak, şöyle toprak kirliliği olacak, bunlara şöyle önlemler alınacak” gibi…

*

3. havalimanının ihalesi için ÇED raporunu beklemeyerek yapılan hukuksuzluk bir yana -ki bu nedenle mahkeme ÇED olumlu kararının yürütmesini durdurdu- hazırlanan ÇED raporu da içler acısı.
Mesela, hidrojeolojik değerlendirme yok. Yeraltı sularına dair inceleme yapılmamış.
Elektromanyetik alan hesaplamaları yok. Sadece “Proje elektromanyetik kirliliğe neden olacak” denmiş. Olası etki değerleri bildirilmemiş.

*

Sulak alanlar konusunda yapılan kurnazlık ise şöyle…
ÇED sürecini takip etmek için Bakanlık bir İzleme Değerlendirme Kurulu (İDK) kuruyor. Kurulda devlet kurumlarının temsilcileri var.
Bakanlık onayını vermeden önceki son İDK toplantısında ÇED raporunda 3. havalimanı arazisinde 70 tane “sulak alan” ve 2 milyon 513 bin ağaç olduğu yazıyor.
O toplantıda, rapordaki “sulak alan” ifadesi çıkarılıp yerine “su birikintisi” yazılıyor. Su birikintisi diye çevirdikleri sulak alanlar ise yeraltı sularını, dereleri, İstanbul’un su deposu Terkos’u besliyor. Çeko Deresi, Üstülük Deresi, Yeniköy Deresi, Çıplak Deresi, Malkoç Deresi ve Çiftepınar Deresi sadece birkaçı.
Proje alanının tamamı 7650 hektar. Bunun 6172 hektarı orman. Yani yüzde 80’i. Rapora “7 milyon 650 bin metrekarelik alanın 6172 hektarı” diye yazıyorlar. Alanın tamamını metrekare, ormanı hektar cinsinden veriyorlar ki ormanlık alan küçük algısı yaratılsın. Cin olmadan adam çarpacaklar.

*

Havalimanının yapılacağı araziyi düzleştirmek için 2 milyar 500 milyon metreküplük bir dolgu yapılacak. 70 sulak alanın ve maden ocaklarının üzerine hafriyatı dökecekler. Bu, İstanbul Boğazı’na döküldüğünde orayı komple kapatacak bir miktar. Ayrıca bölgenin arazisi killi toprak. Yani, zemin de havalimanına uygun değil, yumuşak. Çökmeler olur.

*

6 tane pist koymuşlar. 5 tanesi kuzey-güney, biri doğu-batı yönünde. Hâkim rüzgâr kuzey-güney yönünde. Uçak inerken yandan rüzgârı aldı mı düşer. 6’ncı pist hangi akla hizmet?
Rüzgâr da yanlış hesaplanmış. Meteorolojik veriler hesaplama ve yöntem açısından çelişkili ve hesap hatalarıyla dolu. Kumköy ve Florya istasyonlarından verileri almışlar. Kumköy doğru adres ancak belli ki düşük göstermek için Florya’yı seçmişler.
Rüzgâr analizi için verilerin kırsal bir nokta olan ve maksimum rüzgâr değerlerinin daha sağlıklı ölçülebileceği Çatalca radarından alınması gerekirdi.

*

ÇED raporu tüm uydurukluğuna rağmen şu gerçekçi ifadeleri barındırıyor:
“Ünitelerin yapılacağı alanda hafriyat çalışmaları ile doğal ekosistem (orman alanları, 70 adet canlı yaşamı barındıran büyüklü küçüklü su birikintileri, akar ve kuru dereler, tarım alanları, mera alanları) ortadan kaldırılacaktır. Proje alanı içinde kalan Kulak Çayırı hem tarihi hem de ekolojik değeri bakımından bölge için önemli bir konumdadır. Balık çeşitleri bakımından oldukça zengindir. Proje inşaatında su birikintilerinin suları kullanma ve sulama suyu olarak kullanılacaktır. Sonra hafriyat ve dolgu malzemesiyle doldurulacaktır. Sulak alan vasfını yitirecektir. Bu alanlar ile yakınlarındaki sucul yaşam ve canlı yaşam yok olacaktır.”
Bu rapora olumlu kararı vermiş olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ismindeki “Çevre”yi derhal fırlatıp atmalıdır.
Ayıp oluyor.

(Bu yazıyı Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu’ndan aldığım bilgilere dayanarak yazdım.)