(KOS/Medya – 19 Nisan 2014)

Yarın saat 10.00’da Beşiktaş Demokrasi Anıtı yanında buluşarak, Tekirdağ Saray’a bağlı Güngörmez köyü çevresine yapılmak istenilen “kuvarsit ocağı”na karşı düzenlenecek olan “Doğa Yürüyüşü”ne destek olmaya gidiyoruz.

Saray Doğayı Koruma Derneği’nin düzenleyeceği yürüyüş 20 Nisan Pazar günü saat 14.00’te aydınların ve sanatçıların katılımıyla Güngörmez köyünden başlayacak. Toplam 624,38 hektarlık ruhsat alanında kurulmak istenen kuvarsit ocağı ile birlikte her yıl binlerce ağaç kesilecek ve sınırlı sayıda kalan içme suyu rezervi kullanılamaz hale gelecek.

Saray Doğayı Koruma Derneği yaptığı yazılı basın açıklaması ile Güngörmez Ormanlarında yapılması planlanan Kuvarsit Ocaklarına karşı Saray Halkını ormanlarına sahip çıkmaya çağırdı. “Ormanına suyuna ve sağlına sahip çık, kuvarsit ocağına geçit verme” çağrısı yapan Saray Doğayı Koruma Derneği Pazar günü saat 14.00’de Laladere’de yapılacak doğa yürüyüşüne ve sonrasında Güngörmez Köyü’nde yapılacak açık hava toplantısına Saray Halkını davet etti.

ORMANLARIMIZ TEHDİT ALTINDA
Saray Doğayı Koruma Derneği’nin yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Değerli Saraylılar, Trakya’mızın güzel insanları, Ülkemizdeki tüm doğal ve sağlıklı yaşam alan savunucuları.
Trakya’mızın ve Ülkemizin göz bebeği temiz hava kaynağımız ve doğal yaşam alanlarımız olan Istranca Ormanları, Güngörmez köyü çevresine yapılmak istenilen “kuvarsit ocağı” tehdidi ile karşı karşıya bulunmakta. Tekirdağ İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 04.04.2014 tarihli almış olduğu karar ile maden şirketinin ÇED başvurusu; 200704955 ruhsat numaralı KUVARSİT FELDİSPAT OCAĞI NİHAİ PROJE dosyası kapsamı ÇED Yönetmeliğinin 17. Maddesi uyarınca uygun bulunmuş olup; süreç Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın inceleme ve değerlendirme aşamasındadır.

GÜNGÖRMEZ KUZEY ORMANLARININDA TAM KALBİNDEDİR
Nerede midir Güngörmez Köyü. Yolu Kıyıköy’e düşmüş herkesin içerisinden geçtiği, sağlı sollu meşe ve kayın ormanları ile çevrili güzel bir orman köyüdür. O ormanlar ki; geyiklere, karacalara, kurtlara, yaban domuzlarına ev sahipliği yapar. Hatta Ergene nehrinin kaynağından yayılan derelerinde hala ‘su samurlarının’ yaşayabildiği, bugüne dek korunabilmiş ender yerlerden biridir. İğneada-Kıyıköy-Çilingoz hattında ve Kuzey Ormanlarının tam kalbinde yer alır.

DOĞA; İNSANI VE YAŞAMI GÜZELLEŞTİREN EN ÖNEMLİ GÜÇTÜR
Ülkemizin ve dünyamızın her geçen gün yeşil alana ve doğal yaşam alanlarının korunmasına duyduğu ihtiyaç açık bir şekilde ortadayken, insan sağlığını ve doğayı tahrip edecek böylesi girişimlerin olduğunu görmek gerçekten üzücüdür ve bu girişimlerin derhal sona erdirilmesi gerekmektedir. Çok iyi biliyoruz ki; doğayı tahrip eden bir anlayış, çağdaş ve sağlıklı bir toplum yaratma yolunda herhangi bir iddiaya sahip olamaz. Çağdaş ve sağlıklı bir toplum ise; var olan yeşil alanların tahrip edilmesi ile değil, aksine bu alanların giderek çoğaltılması ve yaygınlaştırılması ile kurulabilir. Çünkü doğa barışı ifade eder, doğa güzelliği simgeler, doğa tüm canlıların yaşam hakkı olduğunun en açık ve en yalın göstergesidir. Kısaca doğa; insanı ve yaşamı güzelleştiren en önemli güçtür.

HİÇBİR MADEN İNSAN SAĞLIĞINDAN VE DOĞAMIZDAN DAHA DEĞERLİ DEĞİLDİR
Bizler “Saray Doğayı Koruma Derneği” olarak; hiçbir maddi karın, hiçbir değerli madenin insan sağlığından ve doğamızdan daha değerli olmadığını, olamayacağını ifade ediyor; bölgemize yapılması planlanan kuvarsit ocağının getireceği yıkım hakkında halkımızı bilgilendirmek ve bu tehdidi durdurmak adına, halkımızın da katılımıyla çok acil bir mücadele ağı örmek gerektiği bilinci ve sorumluluğuyla yola çıkmış bulunuyoruz. Doğadaki hiçbir kaynağın sınırsız olmadığının bilgisiyle; sürdürülebilir, dönüştürülebilir, yenilenebilir kaynakları ve yöntemleri önemsemeden, bilimin, planlamanın, aklın ve ‘o bölgede yaşayan halkın onayının alınmadığı’ bu ve benzeri girişimlere artık ‘dur ‘ demek zamanıdır.

KUVARSİT OCAĞI KURULURSA BİZLERİ NELER BEKLİYOR
Bu anlamda tüm duyarlı insanların bizlerle olacağına inanıyor ve ormanımıza kuvarsit ocağı kurulması halinde; halkımızı ve bölgemizi nelerin beklediğini kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz;

güngörmez2

1-ORMAN VE DOĞAL YAŞAM ÜZERİNE ETKİLERİ;
-Toplam 624,38 hektarlık ruhsat alanında kurulmak istenen kuvarsit ocağı ile birlikte bu alan içerisinde her yıl binlerce ağaç kesilecek ve yok olacaktır.
-Maden patlatma işlemleri dinamit patlatma yöntemi ile gerçekleştirilecek ve bu işlemler sırasında ormanlarımız ciddi anlamda yangın tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.
-Bölgede yaşayan ve nesli koruma altına alınmış karaca, geyik, su samuru gibi canlıların doğal yaşam alanları yok olacaktır.
-Ormanı ve içerisinde yer alan gölet, akarsu kenarı gibi alanları konaklama yeri olarak seçen göçmen kuşların, göç yollarını değiştirecek ve yok olmalarına sebep olacaktır.

2-İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ;
-Kuvarsitin KOAH, ASTIM, SİLİKOZİS; KANSER gibi ciddi hastalıklara sebep olduğu biliniyor ve her yıl toplam 100.000 ton maden çıkarılması hedefleniyor. Kısacası bölgemizde kuvarsit ve toz sebebiyle bu hastalıkların sayısında ciddi artış gözlemlenecektir.

3-SOSYO-EKONOMİK ETKİLERİ;
-Bölgenin en önemli geçim kaynaklarından olan hayvancılık, mantarcılık ve arıcılık sektörleri ciddi anlamda yara alacaktır.
-Maden kanunun ilgili hükümleri gereği maden yatağı genişlediği takdirde, şirket ruhsat alanını genişletebilecek ve böylece bölgede yaşayan halkın mülkiyet hakları çok cüzi rakamlarla ellerinden alınıp, maden şirketleri tarafından bir nevi gasp edilebilecektir.
-Dinamit patlatmaları sebebiyle bölgedeki birçok evde çatlaklar oluşacak ve aynı zamanda bu patlamalar ciddi anlamda gürültü kirliliğine sebebiyet verecektir.
-Her gün onlarca dinamit yüklü kamyon bölge halkının evinin, okulunun, kahvesinin ve camisinin önünden geçecek. Bu anlamda bölge halkı sürekli bir dinamit patlama tehdidi ile karşı karşıya kalmış olacaktır.
-Tüm bu doğa katliamları için şirket tarafından sadece 15 kişi işçi olarak istihdam edilecek yani onca katliamı iş sahası yaratıyorum diye kamufle etmeye çalışan girişimci, aslında çok küçük bir istihdam alanı yaratmış olacaktır.

4-YER ALTI VE YER ÜSTÜ SULARI
-Trakya’da 73 içme suyu rezervinden şu an sadece 6’sı kullanılabilir durumda ve bu su rezervlerinin önemli bir bölümü kuvarsit ocağının etki alanı içinde yer alıyor. Yani daha açık bir ifade ile Trakya’mızın (dolayısıyla İstanbul’a da içme suyu sağlayan) kullanılabilir tüm içme suyu rezervleri kuvarsit ile kirletilecek ve içme sularımıza zehir bulaştırılacaktır.
-Patlamalar sırasında açığa çıkan tozu baskılama adına yine binlerce ton su kullanılacak ve bu kullanılan suyun tozu baskılamak şöyle dursun, yaz aylarında sıkça yaşanan su sıkıntısının daha da artmasına sebep olacak, halka ulaşması gereken su, toz baskılamak adına israf edilecektir.

ORMANINA SUYUNA VE SAĞLINA SAHİP ÇIK
Değerli Saraylılar, tüm bunların yaşanmasına engel olmak adına bizler sizleri başlatmış olduğumuz bu mücadeleye ortak olmaya 20 Nisan Pazar günü saat: 14.00’ da aydınların ve sanatçıların katılımıyla Güngörmez köyünden başlayacak olan “Doğa Yürüyüşümüze” katılmaya davet ediyoruz.“Ormanına suyuna ve sağlına sahip çık, kuvarsit ocağına geçit verme” sloganıyla çıktığımız bu yolda; sizleri Nazım’ın dizelerinde dile getirdiği bir ülke ve dünyada yaşamak dileği ve umuduyla sevgi ve saygı ile selamlıyoruz;

YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE.”