(Nazan Özcan / Radikal – 23 Nisan 2014)

‘Dersim’in her yerine Berkin Elvan Fidanlığı’ etkinliğinde dağıtılan her lokma, Berkin Elvan içindi. Pülümür, Nizamiye, Geçit, Mazgirt, Hozat ve Dersim merkezde açılan Berkin Elvan ve Gezi Şehitleri Fidanlıklarına gelenlerin derdi, Berkin’i unutturmamaktı.

Dersimli Çeşminaz Hanım, “Benim oğlum” diyor, duruyor. Sonra anlatıyor: “90’larda öldürüldü, işkencede. Çok yandık biz. Sanırdım ki, başka bir şeye üzülmem, ama Berkin’e daha çok üzüldüm.” Gene susuyor, “Ah be kızım” diyor sağ elinin parmaklarını açarak: “Bir karış çocuk , nasıl yanmasın yürek, el kadar çocuk, her yeri devrimci olsa n’olur! Yaktılar ana babasını, ne zorluklarla getirmişlerdi o yaşa”. “Yetişemedim, yeni haberim oldu” diye hayıflanıyor. Yetişemediği yer, Berkin Elvan’ın anne memleketi Dersim Ovacık’taki Dersim Gözeleri’nde Berkin için dağıtılan 40 lokması. “Ama olsun” diyor, “Canına değsin, çok dua almıştır Berkin zaten.” Yanlış değil. İçlerinde Metin Kahraman, Erdoğan Emir, Ayşe Tütüncü, Erdal Erzincan, Ahmet Aslan gibi isimlerin de olduğu Gezici Müzisyenler’in 19 Nisan’da Erzincan’da başlattığı ve 21 Nisan’ın Berkin’in memleketi Ovacık Çöğürlü köyünde biten ‘HES’ler, Barajlar ve Maden Ocaklarıyla, Doğanın Tahribatına Karşı Dersim’in Her Yerine Berkin Elvan Fidanlığı’ etkinliğinde dağıtılan her lokma Berkin Elvan içindi. Pülümür, Nizamiye, Geçit, Mazgirt, Hozat ve Dersim merkezde açılan Berkin Elvan ve Gezi Şehitleri fidanlıklarına gelenlerin derdi, Berkin’i unutturmamaktı. Hozat’ta Berkin için fidan diken 10 yaşındaki Nazlıcan, “Berkin’i vurmuşlar, polisler işte, ekmek almaya giderken hem de, çok üzüldüm” diyor.

15 değil, 13.5
Elbette en anlamlı an, Çöğürlü Köyü’ndeydi. Berkin’in dayısı Kenan Düzen’in Berkin Fidanlığı için bağışladığı araziye ilk fidanı Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Hanım ile babası Sami Bey dikiyor. 11 Mart’ta, polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesiyle 269 gün komada kaldıktan sonra 15 yaşında, 16 kilo olarak toprağa verilen Berkin’in annesi ilk fidanı diktikten sonra şöyle diyor: “Burda büyüsün Berkin de, bu fidanlar da. O sekiz çocuğun hepsi benim çocuğum. Berkin, herkes diyor ki, 15 yaşında. Değil! Oğlum vurulduğunda 13.5 yaşındaydı. 14’ünü bitiremedi, yoğun bakımdaydı, Çocuğum 15’ini göremedi. Şimdi umarım, bu fidan Berkin olsun.” Başbakan Erdoğan’ın seçim meydanlarında kendisini yuhalatmasına şimdiye kadar bir şey demeyen Gülsüm Hanım, ilk defa burada konuşuyor:
“Bugünkü görüntüm bu, şalvarım ve yemenim. Benim yörem, bunun için de bir laf söylüyorsa, söylesin. Ben bugün puşi bağlayacaktım, yörem şekli hazırlanacaktım. Bu başımdaki puşiyse, Başbakan’ın eşi evlendiğinde, bu başımdaki oyalı yazmadan onun da çeyiz sandığında yok muydu? Beni yuhlayanlar, bu başımdaki yemeniyi puşi diye yuhladılar. Bir düşünsünler bakalım, onların çeyiz sandığında bundan yok muydu? 14 yaşında çocuğu götürdü terörist yaptı. Benim oğlum cellat değildi.”
Baba Sami Elvan ise ilk fidanı dikerken çamur olan ellerini gösteriyor ve “Biz Berkin’i bu şekilde büyüttük, ellerimiz topraklı” diyor. Ve devamını getiriyor: “Gezi süreci üç tane ağaçla başladı, sekiz çocuğumuzu aldı. Ve en küçüğü de Berkin’di. Dileğim bundan sonra bir Berkin, bir Ethem, bir Ali İsmail, bir Mehmet, bir Hasan Ferit, bir Ahmet, bir Medeni, bir Abdullah daha kaybetmeyelim. Çocuklarımız artık bu fidanlıkta yaşayacak, ağaç olacaklar. Belki ileride Berkin ve Berkin gibi çocuklar bu ülkeye idare edecekti, ama aldılar elimizden. Ama kesinlikle başka Berkinlerimizi alamayacaklar. Bunu kafalarının bir yerine koysunlar. Gördük milyonlarca Berkin var. Ben o milyonlarca Berkin’e güveniyorum.”

Kardeşimizi kaybettik Dayısı ise biraz pişman, yapamadıklarından. “Yeğenimin bana derdi ki hep ‘Dayı beni Munzur Festivali’nde Dersim’e, bir de bizim ziyaretimiz Zelbaba’ya götür. Yeğenimin bütün arzusu burdaydı. Şimdi onlara yakın artık.”
Ailenin isteklerine ilk sahip çıkan ise Ovacık’ın yeni, Türkiye’nin ise ilk komünist belediye başkanı olan Fatih Maçoğlu oluyor. “Hem Berkin’e hem Gezi’de direnen ve şehit olan o güzel çocukların can bulduğu bu fidanlara sahip çıkacağız”.
Ağaç dikimine katılmak için okullarını kıran kızlı oğlanlı gençler ise yağan yağmura rağmen “Berkin Elvan ölümsüzdür” diye bağırıyor. Lise 3’te okuyan Eda Yıldız, “Berkin’in Ovacıklı olduğunu biliyordum ama olmasaydı da gelirdim, Ali İsmail yürüyüşüne de katılmıştım” diyor. 18 yaşındaki Çiğdem ise “Ailesine destek olmak için geldik” diyor. Sonra ekliyor: “Berkin’in yerinde ben de olabilirdim, değil mi?” 17’lik delikanlı Sidar ise “Ne hissedeceğim, hüzün” diyor. “Kardeşimizi kaybettik sonuçta.” İrem ise soruyor: “Her sokağa çıkan çocuk terörist mi yani? Ayrıca o mezara bırakılanlar da misketti, hepimiz oynadık.” Hülya ise “Acı hissediyorum. Başsağlığı bile dilemedi, en kötüsü de o” diyor.
Fidan dikiminden ve Ovacık Belediyesi’ndeki Berkin Elvan 40 yemeğinden sonra yapılan Birlik Cemi’nde Zeynel Dede’nin söyledikleri aslında bütün Ovacık ve Dersimlilerin ortak kanaatı gibi: “Ya Hak, Berkin Elvan çocuğumuzun ruhunu şad eyle, mekanını cennet eyle, zalimin zülmune dur de!”