Cihan Uzunçarşılı Baysal’ın Açık Radyo’da hazırlayıp sunduğu Kentin Tozu 18 Nisan 2014 tarihli programında konu soylulaşma yolundaki Tarabya’da Boğaz’ın önemli yeşil alanlarından Tarabya Korusu’nun imara açılmak istenmesi idi. Programa Kuzey Ormanları Savunması’ndan Çiğdem Çidamlı ve Tarabyaüstü muhtar adaylarından Çağlar Coşkun da konuk olarak katıldı.

Tarabya Korusu’nun imara açılmasını gündemine alan Kentin Tozu’nu dinlemek için lütfen tıklayınız: Kentin Tozu 18 Nisan 2014 – Tarabya Korusu

 

Cihan Uzunçarşılı Baysal’ın programı sunuş yazısı ise şöyle:

Kentin Tozu-18 Nisan 2014

Soylulaşma yolundaki Tarabya’da Boğaz’ın önemli yeşil alanlarından Tarabya Korusu imara açılıyor

tarabyada-neler-oluyor-sariyergazetesi.com_1

Kentin Tozu’nun bugünkü gündeminde yine bir yeşil alan talanı var. Son haftalarda ağaç/orman katliamı, yeşil alan, koru, park betonlaşmasından başka bir şey konuşamaz olduk. Kentin hali pür melali beton ve asfalt bir İstanbul’a gidişat! Mahalleleri yok edip değerlenen arazilerini sermayeye pazarlama aracı kentsel dönüşüm ile afet dönüşümü, yerel direnişlere ve hukuki mekanizmalara takılıp tıkandıkça, riskli alan ilanları yüksek yargıdan geri dönmeye başladıkça, anlaşılan birikim,  parklar, korular ve ormanlık alanları sermayeye peşkeş çekerek sağlanmaya çalışılacak. Doğa ve çevre üzerindeki baskıların artması da, müştereklerimizin gaspı da bu yüzden.

Nitekim bugünkü Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kanunu yönetmelik değişikliği ile zaten risk altında olan ormanların daha kolay talan edilmelerinin hukuki altyapısı da hazırlanmış oluyor. İlgili yönetmeliğin 16,17 ve 18. Maddeleri değiştirilerek, orman arazilerinde, definecilikten hafriyat dökmeye, eğitim ve sağlık tesislerinden, yeraltı deposuna, tünel teleferik hattı gibi ulaşım tesislerine kadar her türlü ormancılık dışı faaliyet yasallaşıyor. Ayrıca, petrol ve doğalgaz arama tesislerinin enerji üretim santrallerinin kurulmalarına da vize çıkıyor. Sulak alanlar ve milli parklardan sonra ormanlık alanlar da sermayeye teslim edilerek doğaya 3. darbe vurulmuş oluyor.

Bugünkü konumuz bu genel gidişatla çok bağlantılı; Tarabya Korusu’nun inşaata açılmasını tartışacağız. Tarabya, son bir senedir ikinci bir Bebek olma yolunda hızla ilerliyor. Eski büyük otelin restorasyonu ve önceki boyutlarından kat be kat obesleşerek açılışı, Tarabya koyuna İspark Marina’nın kurularak lüks teknelere hizmet vermeye başlaması, ünlü bir dondurmacı zincirinin Tarabya parkına konuşlanması, bir başka ünlü zincirin, lüks bir restoran zincirinin, eski Tarabya plajına gelişi, eski kamping alanı sırasında bir vakitler otel olarak hizmet veren güzelim ahşap binanın bir inşaat şirketince satın alınarak butik otele dönüştürülüşü, banka şubeleri, yat, marina şirketleri, emlak şirketleri ile soylulaşma Tarabya’da iyice görünür olmuş durumda. Hergün sayıları artan kiralık ilanları da soylulaşma sonucu kiraların artışından kaynaklansa gerek. Ayrıca, sahilin arka sokaklarındaki eski ahşap evlerin çoğunda da satılık ilanları görmek mümkün. Tarabya hızla kabuk değiştirmekte ve görünen o ki, fiziki ve sosyal değişim eş zamanlı gidiyor. Öte yandan, Koru’nun lüks inşaatlara açılması ile sahil ile Koru arasında sıkışacak alt ve alt-orta gelir grupları sokaklarının da gidici olacaklarını söylemek yanlış olmasa gerek.

Tarabya Korusu nerede derseniz, Tarabya yokuşundan sahile inerken solunuzdaki siteler ve özel bir eğitim kurumunun arkasındaki ormanlık arazidir, sınır oradan başlar, vadiden iner, dereboyundan geçer ve Tarabya Camii’nin yanından Hacıosman’a çıkan paralel yola dayanır. Gözünüzün önüne getirebiliyorsanız, oldukça geniş bir arazi. Koru, bülbülleri ile meşhurdur.

Yapılaşmaya giden süreci özetlersek:

İller Bankası İlbank Tarabya’da özel şahıslara ait orman-koruluk alan vasfında 22 dönümlük araziyi 22 milyon liraya satın alıyor. İlbank, 6107 sayılı Yasa’ya tabii ve görevi belediyelere mali destek sağlamak, al-sat değil. Ancak, ahlaksız inşaat rantı ekonomisinde, kamu kurumlarının işlevleri de girişimcilik/ pazarlamacılık oluyor. 1. Derecede sit alanında olduğu için üzerinde imar yasağı bulunan koruluk arazi, satışın hemen ardından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 3. Derecede sit alanına dönüştürülüyor ve bu müthiş imar hamlesi sonucunda arazide %60-65 oranında inşaatın önü açılıyor. Bu gelişmenin ardından, başta Yücelevler olmak üzere, arazinin çevresinde bulunan Doğa, Fasıla, Cümle, Detay, Pembe, Hatmi, Çardak, Demirağa sokakları ile Güllük Çıkmazı kentsel dönüşüm altına alınıyor. 360 bina dönüşüm riski altında. Projeyi yürütecek müteahhitin mahalleliye Kağıthane TOKİ sitesinden ev teklif ettiği, çantacılarının sokak- sokak dolaştığı da mahalleli tarafından belirtiliyor. Projenin bu alanla sınırlı kalmayacağı, 1108 ada üzerindeki tüm parsellerin birleştirilmeleriyle, koruluk alanla birlikte, 80 bin metrekareye ulaşacağı ayrıca, burada bulunan 2.295 metrekarelik Büyükşehir arazisinin de bu projeye katılacağı telaffuz edilmekte. Böylece, 4 kata kadar inşaat izniyle süper lüks villalar ve villa daireler metrekareleri 8-10 bin dolar arası satılacak; koru da korudan başka her şeye benzeyecek!

Kuzey Ormanları savunması’ndan Çiğdem Çidamlı ve Tarabya üstü muhtar adaylarından Çağlar Coşkun ile Tarabya Korusu’nu bekleyen yapılaşma tehdidini ve mahalleye etkilerini konuşuyoruz.