(KOS Medya – 28 Nisan 2014)

Kuzey Ormanları Savunması; bir süredir temasta bulunduğu Marmara Bölgesi’nde yerel çevre mücadelesi yürüten sivil toplum kuruluşlarını, akademisyenleri ve çevre aktivistlerini bir araya getirmak amacıyla örgütleme çalışmalarını sürdürdüğü “Kuzey Ormanları Savunması Marmara Bölge Forumu”nu, 27 Nisan 2014’te Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası’nda gerçekleştirdi. Forumda; Marmara Bölgesi’nde İğneada’dan Yalova’ya, enerji ve inşaat projeleri nin doğa üzerinde gerçekleştirdiği talan, bu projelere karşı yürütülen mücadeleler ve bu mücadelelere karşı birlikte hareket etme olanağı sağlayacak bir koordinasyonun kurulması hakkında konuşuldu.

İşgal altında Kuzey Ormanları

WP_20140427_11_46_29_Pro__highres

Kuzey Ormanları Savunması’nın açılış/sunuş konuşmasıyla başlayan etkinlik, panel ve yerel çevre mücadeleleri ortak forumu olmak üzere 2 oturumda gerçekleştirildi. Kuzey Ormanları Savunması’nın sunuşu ardından ilk sözü Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Dr. Ahmet Atalık aldı ve sanayi ve hizmet sektörlerinin doğa üzerindeki etkisini aktardığı “Marmara Bölge Planlaması ve Ekosisteme Etkisi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.  Atalık, İstanbul’un; içinde yaşayan iki milyon insanın yaşadığı kalan son su havzalarının korunmak yerine işgal edildiğini, sanayi tesisleri tarafından tahrip edildiğini anlatan Atalık,  3. köprünün de artık her yerinden delinmiş olan İstanbul Çevre Düzenlemesi Planı’nda yer almadığını hatırlattı. Yapılan planlamalarda ise su ihtiyacının karşılanıp karşılanmayacağına dair çalışmaların bulunmadığını kaydetti.

 

Cihan Erdönmez: “Ormancılık mesleğinin genetiğini bozdular”

Ardından söz alan Orman Mühendisi Dr. Cihan Erdönmez, “Ormanlar, Ormancılığın Genetik Kökleri  ve Yerel Halklar” başlıklı sunumunda Türkiye’de ormancılık mesleğinin geçirdiği olumsuz dönüşümden, yerel halkların ormanla kurduğu ilişkiden ve bu ilişkinin tarihselliğinden, dünyada ve Türkiye’de ormanların bugününden bahsetti. “Ormancılığın genetik kökü kullanmak değil korumaktır. Bugün ormancıların bir çoğu mesleklerine ihanet ediyor.” diyen Erdönmez, ne uluslararası sözleşmelere ne de Türkiye Ulusal Ormancılık Programı’na uyulduğunu belirtti. Plantasyon ormanlara da değinen Erdönmez, doğal ormanı tahrip edip yerine plantasyon orman yapmanın eşdeğer olmadığını, plantasyon ormanların tek getirisinin odun üretmek olduğunu kaydetti.

Can Atalay: “Ağaçlara sarılarak direneceğiz”

Erdönmez’in ardından Avukat Can Atalay, mega projelerin Kuzey Ormanları’na sürdürdüğü saldırının hukuki boyutlarını  “Kuzey Ormanları ve Yağmanın ‘Hukuk’u” başlıklı konuşmasıyla  değerlendirdi. Atalay, 3. köprü davası sürecinde; 1. ve 2. köprülerin kuzeye doğru genişleme getirdiği ve su havzalarını tehdit ettiği, fakat 3. köprü projesinin,  mevcut iktidarın güçlülüğü düşünülecek olursa her hangi bir sorun yaratmayacağını ifade eden bir bilirkişi raporunun hazırlandığını anlattı. Bu rapor üzerine, mahkemenin 3. Köprü aleyhine açılan davayı iptal ettiğini de belirten Atalay, şu sözleriyle konuşmasını bitirdi: “Hukuksal olarak elimizden gelen bütün haklarımızı kullanacağız fakat hukukun yetmediği yerde ağaçlara sarılarak direnmemiz gerekecek”.

Bölgesel Savunmayı örmek

Atalay’dan sonra sözü Kuzey Ormanları Savunması’ndan Başar Toros aldı. Forumun örgütlenme çalışmaları, kuzey ormanlarının bugünü, şehirleşmenin ve doğa katliamının getireceği kriz hakkında konuşan Toros, Kuzey Ormanları’nın ancak bölgesel bir savunma ile korunabileceğine değindi ve bu savunmanın; bölgesel koordinasyon, ortak yayın ve miting gibi araçlarla örülebileceğini belirtti. Başar Toros’un konuşmasıyla forumun birinci oturumu tamamlanmış oldu.

Birleşe birleşe kazanacağız!

İkinci oturuma Kuzey Ormanları’nın tahribatını gösteren bir video ile başlandı. Videonun ardından yerel inisiyatif ve kuruluşların temsilcileri sırayla söz alarak bölgelerindeki tahribatı ve potansiyel tehlikeleri paylaştı. Forumda; Yalova Platformu, Saray Doğayı Koruma Derneği, DAYKO, İğneadağa Doğa Elçileri,WP_20140427_14_18_11_Pro__highres Ballıkayalar-Dağcılar Direniyor, Ağva Sürdürülebilir Çevre ve Turizm Platformu, Şile Turizm Derneği, Çekmeköy Halk Meclisi, Kent Hareketleri, Zekeriyaköy ve Büyükdere Forumları temsilcileri ve bağımsız çevre aktivisti Nihat Güre söz aldı. Marmara Bölgesi ve Trakya’daki rant odaklı doğa talanı süreçlerine ve bu
süreçlere karşı ortak hareketin örgütlenmesi konusundaki  önerileri içeren bu bilgi paylaşımının ardından, kitlesel bir mücadeleyi oluşturabilmek için, yereldeki ve bölgedeki tehlikelerin görünür kılınması ve inisiyatifler arasında istikrarlı bir iletişim ağının “Marmara Bölge Koordinasyonu” ismi ile oluşturulması konusunda forumda fikir birliğine varıldı. Bu doğrultuda, iletişimi sağlama, yayın biçimi ve olanaklarını araştırma ve etkinlik programını oluşturma konularında ön çalışma gerçekleştirildi. Belirlenen çeşitli noktalarda bölgesel toplantılar, Kuzey Ormanları Savunması’nın İğneada’da gerçekleştireceği kampın Marmara Bölge Koordinasyonu’nun işlevini de yerine getirecek şekilde tasarlanması ve sonbaharda konuyla ilgili tüm kişi ve gruplarla birlikte bir Marmara/Kuzey Ormanları Mitingi örgütlenmesi fikirlerinde ortaklaşıldı.

Forumun bitişinde söz alan Saray Doğayı Koruma Derneği temsilcisinin son cümlesi ise günün özeti niteliğindeydi: Birleşe birleşe kazanacağız!

Alınan kararları da kapsayan Kuzey Ormanları Savunması Marmara Forumu deklarasyonunu da bir kaç gün içinde sitemizden duyuracağız.

WP_20140427_16_44_55_Panorama