(Melis Alphan – Hürriyet / 28 Nisan 2014)

2007’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı burada yapılmak istenen Kayalar HES projesine “ÇED gerekli değildir” kararı veriyor. Bu kararla gerekli izinleri alıp inşaat çalışmalarına başlamak isteniyor.
Köylüler birleşip bu idari işleme karşı Rize İdare Mahkemesi’nde dava açıyor.
Mahkeme, çevresel etkilerin göz ardı edildiği, vadide havza planlaması gerektiği gerekçelerini haklı bularak 2009’da yürütmeyi durdurma, ardından da iptal kararı veriyor.
Bakanlığın temyiz isteği Danıştay 14. Dairesi’nce 2011’de reddedilerek iptal kararı kesinleşiyor.
Danıştay da aynen yerel mahkeme gibi “Uyuşmazlığa konu proje ile aynı vadide planlanan diğer projeler birlikte değerlendirilmelidir” gerekçesine vurgu yapıyor.

*

Yerel mahkemenin iptal kararı ve Yargıtay’ın bunu onamasına rağmen Kayalar HES’i yapmak isteyen İYON Enerji Üretimi Sanayi ve Ticaret AŞ adlı şirket, Bakanlık izniyle yeni bir ÇED süreci başlatıyor.
Halkı bilgilendirme toplantıları köylülerin protestolarına dönüşüyor, 2013’ün Ağustos ayında ilan edilen nihai ÇED raporuna Buzlupınar köylüsü yazılı olarak itiraz etmesine rağmen süreç devam ettiriliyor.

*

Bu arada ilginç bir gelişme daha yaşanıyor. Danıştay, Senoz Derneği’nce açılan ve ilgili firmanın üretim lisansı ile su kullanım anlaşmasının iptali talepli bir başka davayı 28 Ekim 2013’te karara bağlıyor.
Oybirliği ile verilen kararda “Kayalar HES Enerji Üretim tesisinin enerji lisansı, su kullanım hakkı ve işletme esaslarına ilişkin anlaşmada hukuka uygunluk bulunmamaktadır” tespitiyle üretim lisansı ve su kullanım anlaşmasını iptal ediyor.
Danıştay’ın kesinleşmiş bu iki kararına rağmen, üretim lisansı ve su kullanım anlaşması iptal edilmiş Kayalar HES projesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 4 Mart 2014’te “Çed olumlu” kararı veriyor.

*

TEMA Vakfı Çayeli temsilcisi Ahmet Ali Kork “7 yıldır Senoz’da hukuk, bilim, akıl, gelenek, vicdan ‘Hayır’ diyor. HES’i isteyen sadece ‘para para’ diyen şirketler ve onlara yasaların, hukukun nasıl bertaraf edileceğinin yolunu gösteren kamu idaresi” diyor.
Senoz Vadisi’ndeki hukuk dışı uygulamalara karşı açılan bütün davaların gönüllü avukatı Münir Yazıcı ise 2007’den bu yana Senoz doğasını koruma adına 12 dava açtıklarını ve kazandıklarını söylüyor: “Her HES projesinde iptale yönelik en az iki mahkeme kararı bulunmasına rağmen hukuk zorlanıyor, hiçe sayılıyor. Bu durum Senozluların hukuka inancını sarstı.”
Haklı.

*

Mevcut yasalarda böyle bir usul yok. Bakanlığın bu idari işlemi yok hükmünde.
Bir bakanlık idare mahkemesinin ve Danıştay’ın verdiği iptal kararlarını nasıl yok sayabilir?
Bir bakanlık bu kararlara rağmen bir projeye nasıl onay verebilir?
Bu durum engellenmezse HES’ler konusunda son 10 yılda mahkemelerce verilmiş 120’den fazla iptal ve durdurma kararında başa dönülmüş olacak.
O mücadeleler sanki hiç verilmemiş gibi olacak.
Yıllardır “Çevre ve Şehircilik diye bir bakanlık olmaz. Şehircilik çevreyi yer bitirir” diyoruz.
Şimdi hep beraber oturmuş…
Şehirciliğin çevrenin koçanını nasıl çıkardığını izliyoruz.
Geçmiş olsun.

senoz_1-2012-01-18

Fotoğraf : sendika.org