Kuzey Ormanları Savunması’nın da ana çağrıcılarından olduğu İstanbul Kent Mitingi kentine, mahallesine, meydanlarına, doğasına sahip çıkan onbinleri 22 Aralık 2013 tarihinde Kadıköy’de bir araya getirmişti. Neoliberal kuşatmayla kenti sermayenin oyun parkına çevirmek isteyenlere karşı yeni bir yapılanmaya giden miting çağrıcıları İstanbul Kent Savunması ismini alarak bir açıklama ve imzaya açık bir çağrı metni yayınladı. 

Kuzey Ormanları Savunması olarak bizler de ilgili inisiyatifleri aşağıdaki çağrıya imza atmaya davet ediyoruz.  

***

22 Aralık İstanbul Kent Mitingi’ne katılan grup, dernek, inisiyatif ve forumlara, emek ve meslek örgütlerine ve tüm İstanbullulara çağrımızdır.

22 Aralık, doğamıza ve kentimize sahip çıkmak; haklarımızın ve taleplerimizin neo-liberal kente ve onun doğrudan bir sonucu olan ayakkabı kutularına sığdırılamayacağını haykırmak için Kadıköy’de buluşan bizler, eşitlikçi ve özgürlükçü bir kent umudunu yeniledik. Şimdi tüm İstanbul’u bu umudu örgütlemeye, bu umutla örgütlenmeye çağırıyoruz!

Bütün forumları, mahalleleri, sendikaları, meslek örgütlerini, bostanları aşağıdaki bildirgeye imzacı olmaya davet ediyoruz.

(istanbulkentsavunmasi@gmail.com)

 

İSTANBUL KENT SAVUNMASI BİLDİRGESİ

Bir Haziran ayında;

Şehrin dört bir yanından gelip, Taksim Meydanı’nda ve Gezi Parkı’nda birleştik. Bu topraklar üstünde büyüyen en meşru ve haklı var olma mücadelesini yükselttik. Sonra adına yakışırcasına, mücadelemizi şehrimizin her köşesine, parklarına, yaşam alanlarına yeniden taksim etti meydan.

Taksim Gezi’sinden Okmeydanı’na, Adalar’dan Kuzey Ormanlarına, Sarıyer’den Gülsuyu’na, Bakırköy’den Kartal’a, Kadıköy’den Polonezköy’e TÜM İSTANBUL özgür bir nehir gibi haykırdık:

Bu şehri savunmak yaşamı savunmaktır. Yaşamı savunmak doğayı savunmaktır. Doğayı ve yaşamı savunmak, insanın ve tüm canlıların onurlu nefis mücadelesi ve vazgeçilmez hakkıdır.

Yaşamı savunmakta birleşince ellerimiz:

Sonsuz bir iktidar kuruntusuyla yaşam alanlarımıza malikaneler dikenlerin;

Paranın tapınaklarını yükseltmek için doğayı katledenlerin;

Hiçbir sınır tanımadan bilcümle canlılara, yoksullara, çocuklara zorbalık edenlerin “kalkınma-ekonomik büyüme” dedikleri cehennemin üstünü örten gizem perdesi yırtıldı. Altından, inşaat odaklı sermaye birikiminin çirkin, bunak yüzü çıktı.

Bir Aralık ayında:

Kesilen her ağacın acısını duyarak;

Evi yıkılıp sürgün edilen her yoksulun karabasanına ortak olarak;

İş cinayetlerine kurban edilen canlarımızı bilincimize kazıyarak;

Yuvasını kaybeden her kuşun, her balığın yurtsuzluğunu paylaşarak;

Betona boğulan her otun yaşam hakkını savunarak bir kez daha birleştik.

Para ve iktidar hırsıyla daha da vahşileşen bu kentte:

İyiliğin kötülüğe, güzelliğin çirkinliğe, mutluluğun acıya, yeşilin griye, özgürlüğün esarete, emeğin sermayeye isyanının zorla, zorbalıkla bastırılamayacak güçte olduğunu gösterdik.

Yaşama hakkımızı savunan kardeşlerimize kıyanlara, meydanlarımızı sokaklarımızı yasaklayanlara inat:

Kıyısıyla bostanıyla, mahallesiyle parkıyla, hastaneleriyle okullarıyla, adaları ve boğazıyla, balığı ve kuşlarıyla, tarihi, meydanları ve sokaklarıyla bu kent bizimdir dedik.

Şimdi kentimizi, doğamızı ve yaşamımızı daha büyük bir güçle ve daha yüksek bir dirençle savunma zamanı:

Şimdi, savunarak birleşme; savunarak çoğalma; savunarak yeni bir kenti ve yeni bir yaşamı yaratma zamanı.

Biz yaşam savunucuları şimdi:

Yaşamımızı, haklarımızı ve İstanbul kentini savunmak için bir araya geliyor ve çoğalıyoruz. Kıyılarımızı, ormanlarımızı, tarihsel mekanlarımızı, son yeşil alanlarımızı ve mahallelerimizi savunan büyük bir mücadele ve dayanışma ağını örmek için tüm kente yayılıyoruz. Eşit, özgür, adil bir şehirde yaşama hakkımızı savunmak için dört bir yana umutlu barikatlar kuruyoruz.

SAVUNMAYA ÇAĞIRIYORUZ!

Her yaştan, cinsel kimlikten, her dilden, her inançtan kardeşlerimizi, büyük bir ağacın kökleri, gövdesi ve dalları gibi örgütlenip harekete geçmeye; doğanın ve insanın anası toprağı ve hayatın kaynağı suyu:

Sermayenin tarım alanlarımızı ve su havzalarımızı mahveden, suyumuzu kirleten talanına karşı savunmaya çağırıyoruz;

Yaşamı savunmanın her canlının ortak ve vazgeçilmez hakkı olduğuna inanan; doğamızın ranta ve betona, yaşamlarımızın yalnızlığa ve hapsolmuşluğa mahkum edilmesini reddeden herkesi kıyılarımızı, ormanlarımızı, parklarımızı, bostanlarımızı:

Karadeniz’den Küçükçekmece’ye İstanbul’un tüm ormanlarını yok edecek, su kaynaklarını kurutacak 3. Köprü, 3. Havalimanı, Yeni İstanbul gibi mega-yağma projelerine karşı savunmaya çağırıyoruz;

Riskli alan, riskli bina, 2-B kararlarıyla kurulu düzenleri yerle bir edilen; sürgün edilen, borçlandırılan; evini mahallesini kaybetme kabusu yaşayan tüm mahallelileri:

sağlıklı, güvenli, güvenceli, doğayla ve insanla barışık bir konutta ve kentte yaşama hakkımızı almak için savunmaya çağırıyoruz;

Haydarpaşa, Haliç gibi üretimden ve hizmetten uzaklaştırılan alanlarımızı,  Emek Sineması ve AKM gibi kentsel belleğimizi oluşturan kültürel yapıları, meydanları ve yaşam alanlarımızı yağmalayan; okullarımızı, hastanelerimizi kent dışına süren; ulaşım, eğitim, sağlık, kültür, sanat haklarımızı gasp eden, özelleştiren kentsel politikalara itiraz eden tüm İstanbulluları:

Ortak toplumsal çıkarlarımızı temel alan yeni bir kent mücadelesi için ortak-kamusal haklarımızı savunmaya çağırıyoruz;

Bilimin, tekniğin ve vicdanın çitlenip kuşatılmasına, adaletin ayaklar altına alınmasına; alnımızın terinin, elimizin ve aklımızın emeğinin hiçe sayılmasına; halka karşı kullanılan polis şiddetine; kente ve doğaya karşı vahşi saldırı yasalarına isyan eden bilim, meslek ve hukuk insanlarını:

bilgimizi, emeğimizi, düşlerimizi ve umudumuzu birleştirecek bir savunmaya çağırıyoruz.

Ürkek karacanın, sakin kaplumbağanın, misafir leyleğin, pullu balığın; yaşamı paylaştığımız tüm canlıların varlığını yaşamın vazgeçilmez parçası gören biz yaşam savunucuları, evrendeki her zerrenin ayrılmaz bir bütünün temel taşları olduğunu biliyoruz. Kentimize ve doğamıza yapılan bütün kıyımları ve katliamları, ortak geçmişimize, bugünümüze ve geleceğimize yapılan saldırılar olarak görüyoruz. Birimize yapılan saldırıyı, hepimize yapılmış sayıyoruz. Her birimizi ve hepimizi her gün, her an, her sokakta, her meydanda, her parkta örgütlenip, her birimizi ve hepimizi güçlendiren bir mücadeleyi büyütmek için:

İstanbul’u Savunmaya Çağırıyoruz!

İstanbul Kent Savunması

istanbul biziz