(Gazete Saray – 23 Mayıs 2014)

Saray Doğayı Koruma Derneği bölgemizi tehdit eden Kuvarsit Ocakları girişimlerine karşı Güngörmez Köyü’nde panel düzenledi.

Saray Doğayı Koruma Derneği Güngörmez, Bahçeköy ve Safaalan Bölgesi’ne açılması planlanan Kuvarsit Ocaklarının çevre ve insan sağlığına olan olumsuz etkilerini anlatmak için panel düzenledi. Güngörmez Köyü Düğün Salonu’nda düzenlenen panele halkın katılımı yoğun olurken, panelde konuşma yapan Avukat Can Atalay, bölgenin Trakya’nın ve İstanbul’un çöplüğü haline getirilmek istendiğini söyledi. Kuvarsit Ocakları gibi birçok projenin hukuksal mücadele sonucu iptal edilmesine karşın kararların uygulanmadığına dikkat çeken Atalay, “Çevre mücadelesinde önemli olanın halkın mücadelesidir” dedi.

“Önemli-olan-halkın-mücadelesidir”2

SOMA UNUTULMADI

Halkın katılımının yoğun olduğu panel Soma’da yaşanan maden faciasında yaşamını yitiren işçiler için yapılan saygı duruşu ile başladı. Panelin moderatörlüğünü yapan Jeoloji Yüksek Mühendisi Haldun Okuroğulları açılış konuşmasında; “Bakanlığın hazırladığı tanıtım videosunda ÇED süreçleri ile doğanın güvence altına alınacağını ifade ediliyor. Ama bizlerin bu bölgede yaşadıkları bu durumun çok farklı olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

YER ALTI VE YER ÜSTÜ SU KAYNAKLARI

Panelde ilk sunumu gerçekleştiren Yüksek Jeoloji Mühendisi Osman Can Değer Kuvarsit Ocaklarının bölgedeki su kaynaklarına büyük zarar vereceğini söyledi. Kuvarsit Ocakları ile birlikte yer altı ve yer üstü su kaynaklarının hızla kirleneceğini söyleyen Değer, “Bu Ocaklara izin vermek Trakya’yı tamamen susuz bırakmak, yok etmek demektir” dedi.

AKIL İŞİ DEĞİL

Değer’in sunumunun ardından Kuvarsit Ocakları hakkında bilgi vermeye devam eden Haldun Okuroğulları, “Kuvars Madeni az bulunan madenlerden biri değildir. Ülkemizde çok farklı bölgelerde bu madene rastlayabilirsiniz. Bu yüzden kuvars çıkaracağız diye Istranca Ormanları’nı katletmek hiç de akıl iş değildir. Kuvars madeni cam, seramik ve döküm fabrikalarında kullanılıyor. Bunun yanında kot taşlama işçiliğinde de kullanılan bir maddedir “dedi.

KUVARS TOZU ÖLÜMLERE NEDEN OLABİLİR

Panelde ikinci sunumu gerçekleştiren Prof.Dr. Muzaffer Eskiocak, şunları ifade etti: Kuvars madeni yoğun biçimde silikoz içerir. Bu madeninin çıkardığı toz akciğerlere yerleşiyor ve zamanla birikmeye başlıyor. Zaman ilerledikçe, siz nefes alıp vermeye devam ettiğiniz sürece bu toz bütün vücuda yayılacaktır. Zamanla nefes darlığı, öksürük ve balgam başlayacaktır ve nefes almanız bir hayli zorlaşacaktır. Silikozlu hastalıkların kısa sürede ölümlere nende olduğunu da hepimiz çok iyi bilmeliyiz. Mücadelemizi de buna göre vermeliyiz” dedi.

ORMANLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ

Eskiocak’ın ardından sunumunu gerçekleştiren Prof.Dr. Doğan Kantarcı, şu şekilde konuştu: “Bu ormanlar bu bölgenin yaşam kaynağıdır. Burada bu ekosistemin içinde yaşayan insanlar ormanlar sayesinde, hayvancılık, mandacılık ve ormancılık yapıyor, su ihtiyacını ormanlardaki kaynaklardan sağlıyor. Bu bölgede açılmak istenen Kuvarsit Ocaklarına orman işletme mahsuru yok demiş. Böyle bir şey olmaz. Istranca ormanlarında yüzyıllarca yıllık bir sistem var. Bu sistemi yok edip biz ağaç dikeceğiz, ağaçlandırma yapacağız demek saçmalıktır. Orman içindeki bütün canlılar birlikte bir sistemdir. Siz kar hırsı için, para için Istırancaları yok ederseniz yerine bir şey koyamazsınız. Ormanlar yok edildiği zaman yağan yağmurlar sel olur, arazilerinizi ve evlerinizi basar. Bu topraklarda yaşayan herkesin bu ormanlarda hakkı var. Ormanlarımıza, hakkımıza sahip çıkmamız gerekiyor.”

PROJE SAHASINDA DERELER VAR

Prof.Dr. Doğan Kantarcı’nın sunumun ardından panelin moderatörü Jeoloji Yüksek Mühendisi Haldun Okuroğulları, şunları ifade etti: Bu bölgedeki su kaynakları ve dereler Ergene Havzasını besliyor, İstanbul’a içme suyu sağlıyor. Bu bölgedeki su kaynakları ve dereler koruma altındadır. Buna karşın Kuvarsit Ocaklarının proje sahalarında dereler ve su kaynakları var. Bundan dolayı İSKİ’den görüş alınması gerekiyordu ama böyle bir görüş alınmış değil. Saray’a ve çevremizdeki ilçelere su sağlayacak Ayvacık Göleti’nin de bir bölümü proje sahasında kalıyor. Kuvarsit Ocaklarında tonlarca patlayıcı maden kullanılacak ve biz buna dur demezsek bu patlayıcılar su kaynaklarımız yok edecek.”

BÜTÜN TRAKYA’NIN MÜCADELESİ

Panelde sunum yapan bir diğer isim TMMOB İnşaat Mühendisleri Odasından Nihat Çolak ise, şunları ifade etti: “Bu mücadele sadece Güngörmez Köyü’nün, Saray Halkının mücadelesi değildir. Bu mücadele bütün Trakya’nın mücadelesidir. Sağlıklı ve yaşanılabilir bir çevre için bu mücadeleyi hep birlikte vermemiz ve kazanmamız gerekiyor.”

ESAS OLAN SİZİN MÜCADELENİZDİR

Panelde son sunumu gerçekleştiren Avukat Can Atalay şu şekilde konuştu: Ülkemizde sadece ve sadece rant için, daha çok kar elde edebilmek için buna benzer bir çok proje var. Bizlerin tek tek resimlerden yola çıkarak fotoğrafın bütüne bakması lazım. Son 4 yıl içinde idari yargı çok kötü bir performans sergiliyor. Bu kötü performanstan daha kötü olanı iptal kararlarının uygulanmamasıdır. Kuvarsit Ocağı gibi doğayı katledecek bir çok projede açılan davalarla iptal kararları çıkarıldı ama nerdeyse hiç biri uygulanmadı. Burada esas olan sizin mücadelenizdir. Sizin hukuka ihtiyacınız olduğu kadar hukukunda size ihtiyacı var. Hakkimizi bileğimizin hakkıyla ve direniş mücadelemizle kazanacağız.” Sunumların ardından söz alan Doğayı Koruma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Turgay Karabulak, panele katkı koyanlarla ve katılım gösteren vatandaşlara teşekkür etti.

“SARAY HALKI DİRENE DİRENE KAZANACAK”

Panelin görüş ve öneriler kısmında söz alan Saray Belediye Başkanı Nazmi Çoban, yaşamsal öneme sahip bir konuda panel düzenleyen Doğayı Koruma Derneği Yöneticilerine teşekkür ederek, “İnanıyorum ki Saray halkı, insan hak ve özgürlüklerinin ayaklar altına alındığı, doğanın rant, kar ve para hırsı için yok edildiği bir süreçte mücadele ede ede, direne direne kazanacaktır” dedi.

Saray Doğayı Koruma Derneği’nin düzenlediği panel katılımcıların görüş ve önerileri ile sona erdi.