(Mehmet Y. Yılmaz/Hürriyet – 10 Haziran 2014)

GEÇTİĞİMİZ hafta perşembe günü “Dünya Çevre Günü” kutlamaları nedeniyle bir “toplu açılış töreni” yapıldı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a da bir fidan hediye edildi.
Hep olduğu gibi Başbakan o törende de bir konuşma yaptı, hedefinde genellikle olduğu gibi yine “Geziciler” diye tanımladığı “düşmanları” vardı.
Gezicilerin, Gezi Parkı’nı korumak için yaptıkları protestolarda “ağaç katliamı yaptıklarını” da iddia etti.
Hafta sonunda da İstanbul’da, üçüncü havaalanının temel atma törenine katıldı.
Oradaki hedefinde de yine “Gezi zekâlılar” diye aşağılamaya çalıştığı çevreciler vardı.
Biliyorsunuz en büyük çevrecinin de kendisi olduğunu her fırsatta tekrarlıyor.
Oysa Çevre Bakanlığı’nın hazırlattığı ÇED raporunda, havaalanı inşaatı için 657 bin ağaç kesileceği yazılı. 1 milyon 855 bin ağaç da sökülerek taşınıp başka yerlere dikilecekmiş!
Ne kadarının yeniden dikileceğini, dikilenlerin ne kadarının yaşamaya devam edeceğini şimdiden kestiremiyoruz tabii.
Oysa daha önce yine kendilerinin hazırladığı İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda, üçüncü havaalanının yapılacağı yer olarak Silivri bölgesi gösterilmişti.
Ne oldu, ne değişti de üçüncü havaalanı kentin kuzey ormanlarının tam ortasına yapılıyor?
Üçüncü Boğaz köprüsü de Karayolları’nın ilk planına göre kuzeye yapılmayacaktı.
Ama şimdi köprü kuzeye yapılıyor, yine aynı ormanı boydan boya keserek köprü için çevre yolları inşa ediliyor.
Ne değişti de köprü kuzeye taşındı?
Hatırlarsınız, Başbakan bir gün helikoptere atladı, yanına Binali Yıldırım’ı da aldı ve havadan İstanbul’u keşfetti ve bugün havaalanının yapılacağı, üçüncü köprü çevre yollarının geçeceği güzergâhı o gezi sırasında belirledi.
Bunu ben uydurmuyorum, o geziden sonra böyle olduğunu kendileri açıklamış, yandaş medyada da çarşaf çarşaf yayınlanmıştı!
Bir “kupon arazi” için bile bürokratlarını fırçaladığını telefon konuşmalarından öğrendiğimiz Başbakan, o gün havadan İstanbul’a bakarken ne kadar “kupon arazi” gördü acaba?
O “kupon araziler” kimlere tahsis edilecek, kimlerin cebi yaratılan bu rantla dolacak, bu planları önceden öğrenip oralarda arazileri kapatanlar kimler?
Tahmin edelim, kimler?

Büyük Usta doğru yer seçememiş

GEÇTİĞİMİZ ay İstanbul’da, ana teması “Göç yolları ve tehditler” olan 16. Türkiye Kuş Konferansı düzenlendi.
Akdoğan Özkan, www.t24.com.tr sitesinde, konferansta sunulan tebliğlerden yararlanarak 3. havaalanı inşaatının çevreye etkilerini anlatan bir yazı yazdı. Ben burada çok kısa bir özetini aktaracağım, ama bu konularla ilgiliyseniz Özkan’ın ayrıntılı yazısını t24’ten okumanızı öneririm.
Yrd. Doç. Dr. Zeynel Arslangündoğdu’nun paylaştığı 2009 ve 2010 yılı kuş göç sezonu verileri, İstanbul’da hâkim rüzgârların kuzeyli olduğunu ortaya koyuyor.
100 günün 81’inde kuzeyli rüzgârlar, 19’unda güneyli rüzgârlar hâkim. Bu, uçakların, 3. havaalanı pistine 100 günün 81’inde karadan yaklaşacakları anlamına geliyor. Kentin kuzey bölgesi yılın 107 günü fırtınalı, 65 günü ise yoğun bulutlu. Havaalanı yapmak için ne kadar uygun bir yer seçilmiş değil mi?
Kuzeydeki piste, karadan yaklaşma zorunluluğu, ilkbahar ve sonbahardaki kuş göçleri sırasında kuş–uçak çarpışması riskini büyütüyor. Konferansta sunulan rakamlara göre, 27 Şubat’tan 3 Haziran’a kadar olan bahar sezonunda Kuzey
Marmara otoyolu güzergâhını izleyerek 3. havalimanının bulunduğu bölgenin yakınlarından geçen büyük kanatlı kuş sayısı 252 bin civarında. Sonbaharda ise bu sayı 480 bine çıkıyor. Yani sonbahar göçünde her gün en az 5 bin büyük kanatlı kuş, havalimanı bölgesinin yakınından ve üzerinden geçecek. Bu kuş çarpmaları açısından Yeşilköy Havalimanı’nın içerdiği riski çok aşıyor.
Bir uçak ile büyük kanatlı kuş çarpışmasının anlamı şu: 2 kilogram ağırlığındaki bir yavru leylek, saatteki hızı 650 km olan bir uçakla çarpıştığında, açığa çıkan kinetik enerji 32 bin 600 joule olacak. Bir tüfekten çıkan merminin 5 bin joule olduğunu düşünürseniz, kuş çarpışmalarının şiddetini daha iyi algılayabilirsiniz. Bunun bir uçak için nasıl bir tehdit olduğunu görmemek mümkün mü? Kuş çarpmaları nedeniyle meydana gelebilecek uçak kazaları, işin fıtratında var mıdır, yok mudur, ona da siz karar verin lütfen.
Yaban hayatı biyoloğu Luke Smith’in 16. Kuş Konferansı’nda sunduğu kıyaslamalı verilerden hareket ile yaptığı hesaplara göre, 3. havalimanında her yıl en az 780 uçak-kuş çarpması meydana gelmesi mümkün. Bu rakam ABD’de en büyük hasarlarla sonuçlanan çarpışmaların meydana geldiği Sacramento Havalimanı’nda bile –son 17 yılın ortalamasına bakılırsa– sadece 67. Dolayısıyla
3. havaalanının taşıdığı riskin boyutları çok yüksek.
Dr. Umberto Gallo-Orsi’nin verdiği bilgilere göre, bütün dünyadaki “Küçük Orman
Kartallarının” yüzde 95’i göç sırasında İstanbul Boğazı’nı ve İstanbul’un kuzey hattını kullanıyor. Ayrıca Küçük Orman Kartalları göç güzergâhlarına da çok sadıklar. Bu kuşların yüzde 80’i, göç sırasında İstanbul’un, Kuzey Ormanları bölgesinde geceliyor. Havalimanı ve üçüncü köprü çevre yolları için ormanın önemli bölümü kesileceği ve göç yolları üzerinde beslenebilecekleri sulak alanlar, göletler doldurulacağı ya da suları Karadeniz’e boşaltılacağı için, bu kuş türü büyük bir tehdit altına giriyor.
Bunlar, “Büyük Usta”nın helikopterden bakarak havaalanı için yer seçmesinin olası sonuçlarından sadece bazıları.