(Özcan Yaman / Evrensel – 20 Haziran 2014)

Geçen hafta Stuttgart’ta yapılan “Stuttgart-21” pazartesi eylemine katılıp, ardından Forum 3 binasında, mini bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşiye muhalif fotoğrafçılar, sendika temsilcileri ve DİDF’ten arkadaşlar katıldı. Ben Gezi direnişleri ve direnişleri hazırlayan koşulları bundan sonraki muhtelif gelişmeler konusunda düşüncelerimi paylaştım. Onlar da “Stuttgart 21” ile ilgili bilgiler verdiler. Sonuç olarak doğaya, çevreye ve insanlığa karşı işlenen ve işlenmeye devam eden suçlara karşı, direnişlerin meşruluğu konusunda tartıştık. Ülkelerin özgün koşullarının getirdiği antidemokratik uygulamalara karşı gösterilen, direnişlerin uluslararası bir iletişim sistemine kavuşturulmasının öneminin altı çizildi. Çok dilli bir haber iletişim ve bilgilendirme konusunda gerek muhalif medya ve sosyal medyanın daha etkili olmak için neler yapılabileceğini ve bir takım öneriler konuşuldu. İlerdeki günlerde bu girişimleri geliştirmek ve ülkelerimizdeki muhalif kişi, kolektif ve platformlarla ortak çalışmalar gerçekleştirme yönünde eğilim gelişti.

Yeni Hayat gazetesinde Bülent Bozkurt “Stuttgart 21” projesini şöyle açıklıyor…
“… 1994 yılında ilk defa kamuoyuna sunulan proje, bir yıl sonra Deutsche Bundesbahn ve Federal Hükümet, Baden Württemberg Eyaleti ve Stuttgart Belediyesi temsilcileri tarafından ortak bir anlaşma ile finans, süre arasında bir çerçeve anlaşmasına konu oldu. 2001 yılında planlamaları tamamlanan, finansı konusundaki tartışmaları nedeniyle 2009 yılına kadar bekleyen proje, son anlaşma ile girişim aşamasına geldi. Yıkım ve yeniden inşa çalışmalarının 2019 yılına kadar süreceği ve 4.1 milyar avroya mal olması planlanıyor.
Projenin kamuoyuna sunulmasının ardından 1990’lı yıllarda doğa örgütleri, Yeşiller Partisi temsilcileri ve demokratik kurumlar tarafından maliyeti ve doğaya getireceği tahribat nedeniyle projeye tepki göstermişlerdi.

Projeyi durdurmak için mahkemelerde açılan sayısız dava eyalet mahkemesi tarafından geri çevrildi. Bir yıl sonra 67 bin Stuttgartlı tarafından imzalanan ve projenin geri çekilmesini içeren dilekçe Belediye Meclisi tarafından kabul görmedi ve Belediye Meclisi SPD, FDP, CDU ve Freie Wahler temsilcileri tarafından oluşan çoğunlukla lehte oy kullandı. Bu oylama sonucu mahkemeler için de bir referans oldu. Projeye karşı gelen çevreler, en son bilirkişi raporları ile kanıtladıkları üzere, projenin yapımı çok daha uzun sürecek (en erken 2025) ve maliyeti 10-11 milyar avro arasında tutacak. Avrupa’nın en büyük inşaatının gerçekleştirileceği girişimle tarihi değeri olan Bonatz İstasyon Binası ve 200 yıllık ağaçlarla Schlossgarten Parkı’nın katledileceği de belirtiliyor.

Ayrıca Stuttgart ın altında bulunan Almanya’nın en temiz doğal su kaynaklarının kirletileceği ve yok edileceği, 10-15 yıl boyunca ses ve hava kirliliğinden dolayı Stuttgart’ta insanların sağlığı ile oynanacağı, hızlı tren önceliği olan projede bölgesel tren ulaşımının sınırlanacağı gibi gerekçeler de proje karşıtlarının diğer nedenleri arasında yer alıyor.
Proje karşıtları yine, kentteki okulların, kreşlerin, spor salonlarının dökülüyor olmasına aldırış etmeyenlerin, vergilerle vatandaştan alacakları milyarları bu projede çıkarı olan bankalara, inşaat tekellerine ve mağaza zincirlerine peşkeş çekeceklerini dile getiriyorlar.
Ekim 2009 yılında 4 kişi ile başlayan Pazartesi Eylemleri, ağustos 2010 başında 10 bin kişilik gösterilere, ilerleyen günlerde de 20 bine ve ardından 50 bine ulaştı.

Son üç haftadır her gün eylem planı çıkaran protestocular haftalık program şeklinde duyurular çıkarak Stuttgart’ın tüm semtlerine dağıtıyorlar.

“Stuttgart 21” karşıtı eylemler bugün Almanya’nın onlarca il ve ilçesinde de dayanışma eylemleri ile destek görüyor. Almanya ve Avrupa’da yüzlerce sanatçı, mimar, yazar ve bilim insanları destek veriyorlar….” Daha geniş bilgi için: http://www.kopfbahnhof-21.de/index.php?id=1138