(Mehveş Evin / Milliyet – 28 Haziran 2014)

Kıştan beri hakim olan kuraklık, İstanbul’dan Van’a her bölgeyi derinden etkiliyor. Neredeyse her gün bir gölün kuruduğu ve yeni bir termik santralin daha kurulacağı haberini alıyoruz. En son çocukluğumdan hatırladığım düzenli su ve elektrik kesintileri başladı. Bu durum, doğal olarak hükümeti telaşlandırıyor.
Ne var ki Enerji Bakanlığı, Türkiye’nin “enerji açığını” kapamak için çareyi 1800’lerin sanayi devrimi modelinde buluyor: Daha fazla termik, nükleer santral, HES kuralım ki elektriğimiz kesilmesin, enerjide “dışa bağımlı olmayalım” mantığı, kamuoyunda da yerleşmiş durumda. Ancak enerji yatırımlarına yol açmak uğruna geri dönüşü olmayan bir yıkıma gidiyoruz.
1800’lerde yaşasaydık, tıpkı Tayyip Erdoğan’ın Soma faciasından sonra “Madenciliğin fıtratında var” dediği gibi, o günün mantığına göre yaşar giderdik. Ancak 19. değil, 21. yüzyıldayız… İnsan evladı, bu süreçte bilim sayesinde nice keşifler yaptı. Bu bilgileri doğru kullanmasını bilen kazanacak.

Yaptığımız örtüşmüyor
Dünyanın sonunu hızlandıran en korkunç senaryonun insan eliyle, atmosfere karbon salarak gerçekleştiğini artık hepimiz öğrendik. Ancak ne yazık ki bildiklerimizle yaptıklarımız, örtüşmüyor…

İklim değişikliğini hızlandıran başlıca sebepler arasında fosil yakıt (petrol, kömür) kullanımı, tüketim alışkanlıklarımız, ağaçsızlaşma geliyor.

Gidişatı durdurmak zor, ama şimdilik- imkansız değil. Amansızca “gelişen” Çin bile ekolojik yıkıma, insan sağlığını bozmaya neden olan yöntemleri terk etmeye başladı. Sonsuz enerji kaynağı güneşi de daha fazla kullanmak için çaba harcıyor.

Türkiye ise bırakın var olan, zehir saçan termik santralleri kapamayı… Madenciliğin yüz karası şartları düzeltmeyi, tam tersini yapıyor! Yeri, çevreye zararı, başka hayat biçimlerine etkisini yok sayarak… Yani bilimi ve insan yaşamını ikinci plana atarak yeni enerji yatırımlarına hız veriyor. Bunun son ve en dehşet örneği, Meclis’te alt komisyondan geçirilmeye çalışılan “Zeytinliklerin Islahı Kanunu” hakkındaki değişiklik.

Tarım Bakanlığı ne işe yarar?CHP’li vekil Şafak Pavey bu yasa tasarısı için Tarım Bakanlığı’ndan görüş alınmayacağını söylüyor… İktidar partisinde böyle bir tasarının ne büyük zararlar getireceğini söyleme kapasitesine sahip kimse olmadığına göre… Tüm muhalefet partileri, halkın en önemli besin ve gelir kaynaklarından olan zeytin ve zeytinyağı için var gücünü ortaya koymalı.

Zira sadece zeytinlikler değil, antepfıstıkları, sakız ağacı, harnupluklar da nükleerden termik santrale, altın madeninden otelciliğe feda edilecek. Kısa vadede belki idare edeceğiz, bir şey anlamayacağız…

Ancak o canım arazileri de kaybedip madencilikten başka bir şey yapamayan bir toplum haline geldiğimizde… Susuzluktan kuruyup, fakirin proteini zeytini de kaybettiğimizde… Ne yiyeceğiz, ne içeceğiz? Nasıl hayatımıza devam edeceğiz? Kime mecbur kalacağız?

Bu en yaşamsal soruların cevabını vermeden, kimse “ama paraya ihtiyaç var” demeye kalkmasın.

YENİ TASARI=ZEYTİNİN SONU

Zeytincilik yasasını delmek için, başında Enerji Bakanlığı’nın bulunduğu bir kurul oluşturulması öngörülüyor. Buna göre;
1- Zeytinlik alan tanımı 25 dekarın üstünde yapılıyor ki Türkiye’deki çoğu zeytinlik 10 dekarın altında.
2- Zeytinliğin 3 km yakınında sanayi ve madencilik tesislerinin açılmasına olanak sağlanıyor,
3- Zeytinlikler imara açılabiliyor.

zeytinlik

Kaz Dağları’ndaki altın ve maden arayışı, şimdiden canım coğrafyayı bu hale getirdi. (Foto: DHA)