(Seyit Soydan / Çerkezköy Ergene İnsiyatifi – 29 Haziran 2014)

Trakya’nın can damarı olan Yıldız Dağları ve Istranca Ormanları taş ocakları ve kuvars madenleri bahanesiyle yok ediliyor. Ergene Nehri ekolojik bir felakete dönüşmüş durumda. Bütün bu doğa katliamlarına dur demek için 22 Haziran Pazar akşamı Çerkezköy Belediye Meydanında Çerkezköy Emek Bileşenleri Platformu tarafından Gündöndü belgesel gösterimi ve “Doğa Katliamına Hayır” eylemi düzenlendi.

Eylemde ilk olarak söz alan Senapa-Stampa işçisi Salih Sava, haksız yere işten çıkartıldığı ve haklarını alamadığı için 127 gündür fabrikanın önündeki çadırında direnişe devam ettiğini ve bütün duyarlı insanlardan destek beklediğini belirtti. Konuşması sık sık ‘Direne direne kazanacağız’ sözleriyle kesilen Savaş “sonuna kadar mücadeleye devam edeceğim” dedi.

Ergene İnsiyatifi gönüllüsü Seyit Soydan, Ergenenin Türkiye’de Marmara Bölgesinin Karadeniz kıyılarındaki Yıldız Dağları’ndan doğduğunu ifade ederek “Çerkezköy ve Çorlu’daki sanayi tesisleri yüzünden bütün Ergene Ovası kirlenmektedir” dedi. Birinci sınıf suyun, sanayi atıkları ile birlikte dördüncü sınıfa dönüştüğünü ifade eden Soydan “Bu da boydan boya Trakya ovasında bulunan insanları, hayvanları ve doğayı zehirliyor. Artık bunlara dur demek gerekiyor” dedi. ergene Uzun yıllardır fabrikalarda işyeri hekimi olarak görev yapan Dr. Nurtekin Erol konuşmasında şunları söyledi: “Bizim varlığımız ekosistemdeki diğer canlılar olmadan mümkün değildir. Doğada canlılar arasında bir denge mevcuttur. Ergene nehrinde artık hiçbir canlı yaşayamamaktadır. Çevresel etkenler halk sağlığında büyük önem arz etmektedir. Çerkezköy ve Çorlu’daki iki bin sanayi tesisi nehri kirletmeyi sürdürürken bölgede yaşayan insanlar her gün zehirleniyor, sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Ülke genelinde kanserin en sık görüldüğü bölgelerin başında artık Trakya geliyor, adeta kanser patlaması yaşanıyor. Yılda 3 bin civarında kanser vakası görülüyor. Sanayi tesisleri kesilen göstermelik para cezalarına karşın her gün 330 bin metreküp atık suyu nehre bırakıyor. Nehir güzergâhında yaşayan insanlar da yıllardır sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Ergene Nehri’nde yaşanan kirlilik; geçtiği toprakları, bu alandaki yeraltı sularını, buharlaşarak havayı, nehir suyu ile sulanan tarımsal ürünleri kirletiyor, bu tür besinleri tüketen insanlarda da tüketilen zararlı maddelere bağlı hastalıklar görülüyor.”

Umut Sen temsilcisi Sevgi Mardinli de çocukluğunda Ergene Nehri’nde balık tuttuklarını ama yaşanan hayvan ölümleri nedeniyle Kızılpınar köylülerinin AEG fabrikasına dava açtığını ve kazandığını zorla artıma tesisi yaptırıldığını ama günümüzde arıtmaların bile çalışmadığını geçmişte olduğu gibi birleşerek ve mücadele ederek bu sorunun çözülebileceğini belirtti. Saray Doğa Koruma Derneği adına konuşan Hamdi Büyükak : Istranca dağlarının en güzel yerine Güngörmez Köyü’ne yapılması planlanan kuvarsit maden ocağına engel olmak için yürüyüş ve eylemler düzenlediklerini ve madencileri köye sokmadıklarını, doğa kıyımına izin vermeyeceklerini ifade etti.

Son olarak Gündöndü belgesel filminin  yapımcı ve yönetmeni Nejla Demirci konuşmasına 127 gündür direnen Senepa-Stampa işçisi Salih Savaş’ın haklı ve onurlu direnişini selamlayarak başladı. “Salih Savaş yalnızca kendi hakları için değil, Ergene için ve Ergeneli işçinin sömürülen emeği için de direniyor’ dedi. Emeğimizi sömürenlerin aynı şekilde doğamızı da sömürdüklerini, bu iki sistemin birbirinden ayrılamayacağını belirten Demirci: “Bu topraklarda işçi de çiftçi de topraklarımız da sömürüden nasibini alıyor. Ergene’nin içler acısı hali de iş-ekmek, hak ve adalet arayan işçilerin durumu da bu iki mücadelenin ne kadar iç içe olduğunu göstermektedir. Buradan sesimizi duysunlar: Biz emek sömürüsüne de, doğa katliamlarına da, cinsiyet ayrımcılığına karşı da birleşe birleşe kazanacağız” dedi. Konuşmasının ardından Nejla Demirci, Salih Savaş’ı yanına davet etti. Kitle ‘Direne direne kazanacağız’ ‘Salih Savaş yalnız değildir’ sloganlarıyla karşılık verdi.

Nejla Demirci son olarak: “Bu toprakların kıymetini en iyi sizler bilirsiniz. Yıllardır Ergene üzerinden siyaset yapanlar onu temizleyeceğiz yalanlarıyla insanlarımızı aldatıyorlar. Bu güne kadar sürekli vaatler vererek bizi oyaladılar. Sürekli o karmaşık projelerle sermayenin çıkarları gözetildi. Arıtma tesisleri olduğu halde çalıştırmayan hükümet yetkilileri yeni arıtmalar yaparak doğayı temizleyeceklerini öne sürüyorlar, yeni zenginler yaratmaktan başka doğa için yaptıkları olumlu bir gelişme yok. Şimdi de kaya gazı ve kuvartis maden ocaklarıyla tıpkı Soma örneğinde olduğu gibi tarım tümüyle  yok edilmeye çalışılıyor.. Yaşam alanlarımıza, doğamıza, ormanlarımıza, suyumuza, emeğimize sahip çıkmalıyız. Bizler ancak yaşadığımız mahallelerimizi, köylerimizi, kasabalarımızı, şehirlerimizi yönetebilirsek özgürleşeceğiz… Birleşerek ve direnerek kazanacağız.’ dedi.

Eylem Gündöndü gösterimiyle son buldu.