(KOS Medya – 3 Temmuz 2014)

Kuzey Ormanları Savunması olarak 5-6 Temmuz’da düzenlemeyi planladığımız İğneada kampımızın hiç bir gerekçe gösterilmeden yasaklanmasına cevabımızı bugün Makine Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirdiğimiz basın toplantımızda verdik.  Kuzey Ormanları Savunması’ndan Özlem Bayraktutan tarafından okunan basın açıklamasında kamp yerinin değiştirildiği ve kampın termik santralin yapılmak istendiği İğneada’ya 14 km. uzaklıktaki Beğendik köyü yakınlarındaki tuvalet, su ve aydınlatma gibi imkanların bulunmadığı alternatif bir alanda kurulacağı söylendi. Açıklama tüm engelleme girişimlerine rağmen “Karadeniz’in, Dersim’in, Adrasan’ın, İstanbul’un yağmalanan ormanlarının çığlığını kadim Istrancalar’a duyurmak; Bolu’da, Saray’da, Sapanca gölünde direnenlerin selamını Trakya halkıyla buluşturmak için inadına İğneada’ya, ormana gidiyoruz.”  sözleriyle sonlandı.

 

Basın açıklamamızın tamamı şöyle:

VAZGEÇMİYORUZ İĞNEADA’YA GİDİYORUZ!

3 Temmuz 2014 Kuzey Ormanları Savunması basın açıklaması

Kuzey Ormanları Savunması tarafından, dünyanın eşsiz longoz varlıkları arasında bulunan ve Marmara  Bölgesi’nin akciğeri Kuzey Ormanları’nın kadim bir parçasını oluşturan Istranca Ormanları’na yönelik tehditlere dikkat çekmek amacıyla, 5-6 Temmuz’da İğneada’da düzenlemeyi planladığımız kamp etkinliğimiz, iktidarın baltalayıcı tutumuyla karşı karşıya kalmıştır. İğneada’da sayıları yaklaşık 600’ü bulan kamp katılımcılarının konaklayabileceği tek kamp alanı olan ve her yıl uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapan Mert Gölü kenarındaki Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait kamp alanı, önce sözlü olarak izin verildiğinin bildirilmesine karşın, bu hafta başında hiçbir resmi ve yazılı tebligat yapılmadan Kuzey Ormanları Savunması’na kapatılmıştır. Kamp etkinliğimiz için Kuzey Ormanları Savunması adına resmi başvuru yapan DAYKO (Doğal Yaşamı Koruma Vakfı) yetkilileri tarafından, kapatmayla ilgili resmi gerekçeyi edinmek için günlerdir sürdürülen uğraşlar henüz bir yanıt alamamıştır. Ancak gayrı resmi duyumlarımızdan ulaştığımız sonuç, kamp alanının Kuzey Ormanları Savunması’na kapatılmasının, İçişleri ve Orman ve Su İşleri Bakanlıkları marifetiyle olduğudur.

Bu duruma şaşırmadığımızı vurgulamak istiyoruz. Görevi orman varlıklarımızı korumak ve geliştirmek olan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın son dönemde ortağı olduğu sayısız orman katliamı hatırlandığında, bu engelleme girişimi, varlığını doğa ve orman düşmanlığına dayandıran bir iktidar ve onun bakanlıkları bakımından anlaşılır görünmektedir. İstanbul’un kuzey ormanlarında 3. Köprü, 3. Havalimanı projeleri, sayısız taş ocağı ve özel su şirketleri tarafından sürdürülen kıyımların; ülkemizin dört bir yerindeki ormanlık alanları büyük bir hızla çöle dönüştüren binlerce HES projesinin; orman varlıklarının her türlü vazgecmiyoruz2yer altı ve yer üstü yağmasına açılmasını sağlayan yeni orman yasa ve yönetmeliklerinin; 1. derecede SİT alanı olan koruların imara açılması kararlarının hepsinin altında Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın imzası ve onayı bulunmaktadır. İktidarın çeşitli bakanlıklarının, orman varlıklarının yağmalanmasında bir suç örgütü gibi çalışması nedeniyle, Adrasan’da binlerce kızılçam ağacımız yanmış; Üsküdar Fethi Paşa Korusu içindeki tarihi Hüseyin Avni Paşa Köşkü yok edilmiş; Fatih Ormanı sermayenin yağmasına açılmış; zeytinlikler tehdit altına sokulmuş; Sapanca Gölü kuruma tehlikesiyle yüz yüze bırakılmıştır. Saymakla bitiremeyeceğimiz bütün bu kıyımları “kalkınma” propagandasının arkasında saklamaya çalışan iktidarın kolluk kuvvetleri ise, Rize’de, Bolu’da, Mudurnu’da doğasını, ormanını ve geçim kaynaklarını korumak için yağmayı durdurmaya çalışan köylülere saldırmayı tercih etmiştir.

Marmara’nın ve Trakya’nın elimizde kalmış olan son doğal varlıkları da bu doğa düşmanı seferberliğin tehdidi altındadır ve İğneada tehdit altında olan alanların en önemlilerinden biridir. Kırklareli’ye bağlı Demirköy ilçesinde bulunan İğneada, sadece ülkemizin değil, Avrupa’nın en önemli longoz (subasar) ormanlarından biridir; dünyanın en önemli kuş göç yollarından biri üzerinde bulunmaktadır ve 35 kilometrelik kumsalıyla son derece zengin doğal özelliklere sahiptir. Ancak İğneada’nın doğal varlıkları, Beğendik köyünde yapılmak istenen termik santralin; Türkiye’nin 3. nükleer santral projesinin ve daha yakın bir tehdit olarak da, longoz ormanlarındaki suların “kuraklık” gerekçesiyle İstanbul’a taşınması projesinin tehdidi altındadır.

Kuzey Ormanları Savunması, başta İğneada ve Saray olmak üzere, Trakya bölgesinde yaşanan doğa kıyımına dikkat çekmek ve doğayı savunma mücadelesini bölgeye yayılan bir dayanışma ağı içinde büyütmek amacıyla planladığı İğneada kamp etkinliğini, bütün engelleme girişimlerine karşın gerçekleştirecektir.  Kampımız termik santralin yapılmak istendiği İğneada’ya 14 km. uzaklıktaki Beğendik köyü yakınlarındaki tuvalet, su ve aydınlatma gibi imkanların bulunmadığı alternatif bir alanda kurulacaktır. Etkinliğimize kayıt yaptıran kamp katılımcılarımızın önemli bir kısmının değişen zor koşullarda da olsa, İğneada’yı savunma kararlılığıyla hareket etmeyi tercih ettiklerini de bildirmek isteriz.

Kuzey Ormanları Savunması 5 Temmuz sabahı, doğa yağmasına ve bütün engelleme girişimlerine karşın İğneada’ya ulaşmak için İstanbul’dan yola çıkacaktır. Çünkü meşru olan doğayı ve ormanı yağmalamak değil, savunmaktır; meşru olan Marmara Bölgesi’ni çılgın mega projelerle, termikle, nükleerle, zehirli atıklarla susuzluktan kıvranan, nefes bile alınamayan beton bir cehenneme dönüştürmek değil, binlerce yıldır bizi var eden orman ve doğa varlıklarını kutlamak ve onlarla birlikte yaşamayı talep etmektir.

İktidara duyuruyoruz: Karadeniz’in, Dersim’in, Adrasan’ın, İstanbul’un yağmalanan ormanlarının çığlığını kadim Istrancalar’a duyurmak; Bolu’da, Saray’da, Sapanca gölünde direnenlerin selamını Trakya halkıyla buluşturmak için inadına İğneada’ya, ormana gidiyoruz.

KUZEY ORMANLARI SAVUNMASI