(Serdar Kızık/Cumhuriyet – 11 Temmuz 2014)

Anlaşıldı, tezgâh başka
AKP’nin zeytinlikleri yağmalama hesabının altında, bir dizi kumpas yatıyor. 
Tarih, kültür, doğa, insan, dağ, taş, deniz, nehir, kıyı, sit dinlemeyen iktidarın meşrebine uygundur. 
Bizi bozar… 
Alavere dalavere, yağma, talan, küresel güçlere ve yandaşa peşkeşpolitikalarının uzandığı yer, enerji. 
Güneşi, rüzgârı, doğal kaynakları kullanamayan, Güneydoğu, Karadeniz ve Akdeniz’de zengin petrol ve doğalgaz yataklarını çıkaramayan iktidar, sözüm ona HES’ler, termik ve nükleer santrallar üstünden enerji sağlama peşinde. 
Her üç alanın da doğada ve insanda yol açtığı yıkım ortada. 
HES’ler dağı taşı, dereleri, doğal yaşamı mahvetti. 
Termik santrallar zehir saçıyor. 
Nükleer desen, ÇernobilFukuşima… 
Altı bin yıllık geçmişe uzanan zeytin, yaşamdır; nükleer santral felaket oysa… 
Biz yaşamı savunuyoruz, onlar felaketi getiriyor. 
Zeytin, bu yüzden gözden çıkarılıyor. 
Yaşamın, sağlığın, bereketin, doğanın en değerli nimeti bu yüzden yok ediliyor.

***

Bakanlar Kurulu’nun Meclis’e getirdiği tasarıya göre, zeytin alanları enerji yatırımlarına açılacak. 
Duyarlı yurttaşlar, zeytinin bu ölüm fermanına karşı. 
Sosyal medyada büyük tepkiler ve örgütlenmeler söz konusu. 
Geleceğimiz için, bu coğrafya için, zeytin için direniyoruz. 
Meclis Enerji Komisyonu’nda konu gündeme geldi. 
Bazı “duyarlı” AKP’li vekillerin de desteğiyle tasarı, alt komisyona gönderildi. 
Burada sevindirici bir gelişme var. 
Tarım komisyonu, hükümetin tasarısına olumsuz bakıyor. 
Konu yeniden enerji komisyonunda görüşülecek…

***

Gelelim kumpasa…
İktidar zeytin alanlarını enerji yatırımları için irili ufaklı şirketlere, yandaşlarına açacak ya… 
Meğer hesap daha büyükmüş
Soma’da Kolin Grubu’na bağlı Hidro-Gen Enerji’nin kuracağı termik santralla, Akkuyu’daki nükleer santral için yasa değişikliğine gidiliyor. 
Zeytin alanlarıyla çevreli her iki yatırımın bugünkü koşullarda gerçekleşmesinin önündeki yasal engelleri, kaldırmak niyetleri…

***

Anayurdu Anadolu olan, dünyanın en kaliteli zeytin ve yağına bu yüzden kıyılıyor. 
“Bir yanlış söz konusu, iktidar kendi ayağına, ülkesine kurşun sıkıyor” desek, değil, çünkü iktidar hep bunu yapıyor. 
Ülkenin doğası, ürünleri talan ediliyor, canına okunuyor
“Enerji uygarlıktır” diyorlar bahane olarak. 
Asıl nükleeri değil, zeytini savunmaktır uygarlık… 
Ölüme, felakete karşı yaşamı savunmaktır asıl olan. 
Bu yüzden demiş ki Nâzım; 
“Yani öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela zeytin dikeceksin hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil 
ölmekten korktuğun halde, ölüme inanmadığın için yaşamak yani ağır bastığından.”