(Zeynep Kılıç / Zaman CumaErtesi – 19 Temmuz 2014)

16. Kuş Konferansı’nda açıklanan bir rapora göre 3. havalimanında her yıl en az 780 uçak-kuş çarpması meydana gelecek. İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu üyesi Akdoğan Özkan da T24’teki yazılarında ısrarla bu tehlikeye dikkat çekiyor. Fakat uyarıları dikkate alan muhatap bulamamaktan dolayı muzdarip. “Aldırmazlıktan öte vicdansızlık var” diyor.

T24 yazarı Akdoğan Özkan, aynı zamanda İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu üyesi. İstanbul’da hayata geçirilen mega projelerin bırakın kuşları, insanları dahi önemsemeyen çok ciddi tehditler barındırdığını hem kendi kuş gözlemi tecrübelerinden hem de geçtiğimiz mayıs ayında yapılan 16. İstanbul Kuş Konferansı raporlarından çok net biliyor. Yazılarında da ısrarla bu projelerin hem kuşlara hem de insanlara büyük zarar vereceği öngörüsünü dile getiriyor.

Örneğin havalimanı projesi, kuşların doğal hayatına zarar vermesinin yanı sıra göç yolları üzerinde olması dolayısıyla ‘kuş çarpması’ vakalarını tetikleyici kuş2noktada. Özkan, ‘kuşlara acımıyorsanız bari insanlara acıyın’ nevinden uzman raporlarını dikkate almayan yetkililere sitemli: “Kuşların göç yollarının üzerinden İstanbul’un akciğerlerinden yol geçiriyorlar. Siz bunu dikkate alabileceklerini varsayarken, bir bakıyorsunuz, bu güzergah üzerindeki sulak alanlara beton döküyor, sulak alanları yok ediyorlar. ‘Kuş mu geçiyor, iyi biz de köklerine kibrit suyu dökeriz’ demiş oluyorlar.”

 Bir yazınızda ‘insanın kendi türü için ne musibetler planladığını, ne tür felaketler hazırladığını bazen kuşlar sayesinde öğrenebiliyoruz’ diyorsunuz. Kuşlar nasıl haberdar ediyor bizi?

Demek istediğim kuşların bir bölgedeki varlığının o bölgenin ekolojik olarak sağlıklı oluşuna delalet etmesi. Türlerde ya da bireylerin sayılarında bir azalma meydana geliyorsa orada insan sağlığını da ilgilendiren bir sıkıntı var demektir. Kuşlar bir bölgede çevresel sorunların varlığını ilk haber veren canlılar aslında. Bir açık arazide kuşlar ölüyorsa orada tarım ilacı bilinçsiz kullanılıyor olabilir, su kaynağında sorun olabilir. Sulak alanlar civarında oluyorsa bu ölümler sanayi kirliliği alarm veriyordur. Bir dağ köyünde sakallı akbabaları eskisi gibi göremiyorsak küçükbaş hayvanlar için de büyük tehlike var demektir. Keklik avı kökü kazınır şekilde abartılmışsa orada kene vakaları ve ölümler görülebilir demektir. Yani bir bölgede kuşların yok olmasıyla sonuçlanan gelişmeler oluyorsa, sırada biz varız demektir.

kuş3

Mega projelerin kuşların doğal hayatına vereceği zarara dikkat çekmek isteyen kuş gözlemcileri geçtiğimiz mayıs ayında ilginç bir eyleme imza atmıştı.

Bu tespitleri kuş gözlemcileri yapabiliyor mu?

Gözlemciler olarak biz sadece kuşları habitatlarında izlemeyi, yer yer davranışlarını gözlemeyi ve bunları kayıtlara geçirmeyi gerçekleştiriyoruz, göç döneminde ve kış ortasında da sayımını yapıyoruz. Ancak bahsettiğiniz bilgileri gözlemcilerden ziyade arazi çalışması yapan bilim adamları, ornitologlar sayesinde ediniyoruz. Halkalama çalışmaları bilgiye giden yolda bilim adamları için önemli bir safha. Zarar vermeyen özel teknikler ile yakalanan ve sırtlarına uydu vericisi takılan kuşlardan da rotaları, nereleri mesken tuttukları ve senelik davranışları gibi çok önemli veriler elde ediliyor.

 Üçüncü havalimanı projesi kuşların ve insanların yaşamı için neden tehdit unsurları içeriyor?

Şehrin hakim rüzgârı poyraz yani kuzeydoğu rüzgârı olunca, Yeşilköy Havalimanı’na uçaklar ağırlıklı olarak güneybatı istikametinden yaklaşıyor. Yani denizin üzerinden. Bu göçmen kuşlar için bir avantaj. Zira termik akım bulamadıkları için su üzerinde uçmayı tercih etmiyorlar onlar. Eğer kuzeye bir havalimanı yapılırsa uçaklar havalimanına yine güneybatı istikametinden yaklaşacağından bu kez son yaklaşma karalar üzerinden olacak. Bu da göç eden kuşlarla çarpışma riskini artıracak.

Kuş çarpmaları bu kadar ciddi bir tehlike mi?

Bakın Amerikan Federal Havacılık Kurulu’nun (FAA) araştırmalarına göre, uçaklarda her 5 bin uçuştan 1’inde bir kuş çarpması vakasına rastlanıyor. Bunlar ille de ölümlü kazalara yol açmıyor. Ama risk her zaman var. Hele de söz konusu olan 1,5-2, hatta 2,5 m kanat açıklığına sahip yırtıcı kuşlar olursa. Kuş çarpması deyip geçmeyin. Kuşlar çarpışmanın etkisiyle kokpitten içeri girebildikleri gibi, motora da girebiliyor, oradan kopan pallerin kabine girmesi sonucu yangın çıkmasına sebep olabiliyorlar. Söz gelimi ağırlığı 2 kg olan bir yavru leylek saatteki hızı 650 km olan bir uçakla çarpıştığında, açığa çıkan kinetik enerji 32 bin 600 joule oluyor. Bir tüfekten çıkan merminin 5 bin joule olduğunu düşünürseniz, kuş çarpışmalarının şiddetini daha iyi hayal edebilirsiniz.

Kuşların kazalara yol açacağı öngörüsü basında da çok yer aldı. Yetkililer bununla ilgili önlem alıyorlar mı? Sizleri ya da bilirkişi konumundaki kuruluşları muhatap alıyorlar mı?

Ben bu konuda bir otorite değilim. Sadece erişebildiğim, herkese açık kaynakları okumayı, öğrenmeyi becermekte zorlanmayan biriyim. Zahmet edip bu tehditleri önemsemeleri halinde bu kaynakları neşet ettikleri yerden, yani bilim adamlarından, çevre örgütlerinden temin edip bağımsız, akademik bir kurul oluşturabilirler. Ama bizde kervan yolda düzülüyor. Yani önce altyapı yapılıyor. Sonra kuş çarpması tehdidinin boyutu görülünce “hadi şunları gömelim” deniyor.

Bu tip tehlikeler barındırdığı için dünyada vazgeçilen havalimanı ya da köprü projeleri var mı?

İngilizler en yakın bilinen örnektir mesela. Londra’daki Heathrow, Gatwick ve Stansted gibi mevcut 3 havalimanına yeni bir alternatif arayışında olan İngilizler Thames ırmağının delta ağzını da alternatifler arasında düşünüyorlardı. Ancak bunu bir oldubittiye getirmediler. Uzmanlarına adam gibi tartıştırdılar. Bilim adamlarının dahil olduğu uzun tartışmalar, raporlar ve değişen yer önerilerinden sonra, Heathrow’dan 3 kat daha fazla sisli havası olan, kuş popülasyonu yüksek olan ve çok daha yüksek kuş çarpması riski barındıran Thames Deltası’na havalimanı yapmaktan sonunda vazgeçildi. Bilim adamları nehir ağzına havalimanı yapmak yerine, kuşların göç yollarından ve konaklama alanlarından uzakta, hatta kıyıdan uzak, deniz üzerinde alternatifler düşünüyor şimdi.

Hükümet de yeni havalimanı tartışmaları kesinleşene kadar Heathrow’a üçüncü bir pist yapıp genişletmeye karar verdi. Yakında bu onaylanacak. Ve böylece genişletilmiş Terminal 2 (Heathrow Doğu) ile Terminal 5 ve 6 (Heathrow Batı) havalimanının ana yolcu terminalleri haline gelecek. Bakın 2014 sonunda yıllık 75 milyon yolcuya ulaşmış olacak Heathrow. Ama trafik artarken onlar “yetmiyor” demiyor, iniş ve kalkışlarda yaşanan rötarları yarı yarıya azaltmayı hedefliyorlar. Neyle? 2015 yılında hizmete girmesi beklenen yeni trafik yönetimi sistemi ile. Yani teknoloji ile.

kuş4

Başka örnek var mı?

Benzer şekilde Almanya’da Frankfurt Havalimanı’nı genişletme projesi var. Yerel halk civardaki ormanlar yok edilmesin, ses kirliliği artmasın diye eylem yapıp hükümete geri adım attırıyor. Kısacası kamu kaynaklarının çarçur edilmesini istemeyince, doğanıza ve haklarınıza sahip çıkınca “çapulcu” olmuyorsunuz, vatandaş oluyor, vatandaş olmanın hakkını veriyorsunuz.

Siz yine bir yazınızda 17 Ekim 2013 tarihinde gerçekleşen kazadan bahsedip bunun İlahi bir uyarı olabileceğini söyleyerek, “öyle bir uyarının yapamadığını benim tek başıma yapma imkan ve ihtimalim yok’ siteminde bulunmuştunuz. Bu aldırmazlığın nedeni ne olabilir?

Aldırmazlıktan öte bir durum var. Vicdansızlık var. Yani, kuşların göç yollarının üzerinden İstanbul’un akciğerlerinden yol geçiyorlar. Sonra, “Bakın tam bu proje güzergahından binlerce yıldır her ilkbahar ve sonbaharda 1 milyon civarında büyük kanatlı ve ötücü kuş geçiyor. İlkbaharda üreme alanlarına çıkıyorlar. Sonbaharda kışlama alanlarına dönüyor.” diyoruz. Siz bunu dikkate alabileceklerini varsayarken, bir bakıyorsunuz, bu güzergah üzerindeki sulak alanlara beton döküyor, sulak alanları yok ediyorlar. Yani, “kuş mu geçiyor, iyi biz de köklerine kibrit suyu dökeriz” demiş oluyorlar. Kimsenin kuşkusu olmasın, kuşların nesillerini yok etme noktasında (!) “gereken neyse” yapıyoruz yani! Dolayısıyla karşımızda böyle bir vicdan varken, yangından mal kaçırır bir zihniyet varken, ümit falan hak getire!