(Nur Banu Kocaaslan/Diken – 23 Temmuz 2014)

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’na göre İstanbul’da ‘su meselesi’ olmasa da, şehre son birkaç aydır ‘taşıma suyla’ hizmet veriliyor. Geçtiğimiz yıllarda suyu kendi kendisine yeten İstanbul, Melen ve Sakarya gibi nehirlerden getirilen sularla ‘günü çıkarıyor’.

Uzmanlar, bakanlık yetkililerin aksine İstanbul’un su probleminin sadece yağışların azlığıyla açıklanamayacağı görüşünde. İstanbul’un su havzaları gerekli önlemlerin alınmaması ve yapılaşmanın gitgide artmasıyla geri döndürülemeyecek oranda zarar görüyor.

Alibeyköy Barajı, İstanbul’un ancak iki günlük su ihtiyacını karşılar

image

Barajın şu anki görüntüsü merayı andırıyor. Fotoğraf: Diken

İstanbul’un diğer barajlarına göre merkezde kalan Alibeyköy Barajı’nın bugünkü hale gelmesinde de benzer ihmal zincirleri bulunuyor.

İSKİ’nin paylaştığı günlük verilere göre şu an İstanbul’daki barajların doluluk oranı ortalama yüzde 20,08. Toplam 10 barajdan altısının doluluk oranı yüzde 10′un altında.

Bu barajlardan Alibeyköy Barajı eskiden İstanbul’un su ihtiyacının beşte birini karşılayabilir düzeydeydi. Şimdi ise barajdan gelen görüntüler barajda su namına bir şey kalmadığını gösteriyor.

İSKİ’nin verilerine göre, Alibeyköy Barajı’nda toplam 6 milyon 155 bin metreküp su kalmış durumda. Bu su miktarı, barajın sadece yüzde 3.5′ine denk geliyor.

İstanbul’un yine İSKİ’nin verilerine göre günlük su tüketimi ise 3 milyon metreküp. Başka bir deyişle Alibeyköy Barajı’nda İstanbul’a iki gün yetecek kadar su var.

Bakan ‘Alibeyköy’ü devre dışı bıraktık’ derken, uzmanlar sebebini sorguluyor

image

Alibeyköy Barajı’nın eski görüntüsüyle şu anki hali arasında çarpıcı bir fark bulunuyor; bu kanallardan şu an su geçmiyor. Fotoğraf: NTV

Alibeyköy Barajı’nın durumuyla ilgili tartışmalar uzun süredir devam ediyor. Bakan Eroğlu geçen hafta Alibeyköy Barajı’nı gözden çıkardıklarını şöyle anlatıyordu: “Bu baraj bir noktadan sonra devre dışı bıraktığımız bir baraj çünkü kirlenen dereler bu baraja akıyordu. Alibey Barajı, bir aktarma barajıdır. O su direkt Kağıthane Arıtma Tesisi’ne gidiyor. Sonra orada çekim yapılıyor.”

Buna karşılık İstanbul’a şehir dışından su taşınıldığı günlerde neden İstanbul’un kendi barajının devre dışı bırakıldığının yanıtı net değil.

Suç duyurusu

Dört yıl önce Çevre Mühendisleri Odası baraj ve çevresinde hayvan ölümleri yaşanmasının ardından suç duyurusunda bulunmuş, baraj göletine Kağıthane Arıtma Tesisi’nden atık su aktarıldığını belirtmişti.

Suç duyurusunda Alibeyköy Barajı’nın içme suyu temin edilen bir gölete sahip olduğu ve atık su aktarılmasının yasal olmadığı dile getirilmişti.

Ayrıca baraj havzasının yakınında organize sanayi ve organik kimya bölgesinin bulunmasının Çevre Kanunu’na aykırı olduğu ve bunun havzaya zarar verdiği açıklanmıştı.

O günden bu yana Alibeyköy Barajı’na zarar veren bu faktörlerde bir değişikliğe gidilmedi; baraj bugün Bakan Eroğlu’nun açıklamalarındaki gibi bir aktarma barajı haline getirildi.

‘Mevcut havzalar korunmayarak su transferi meşrulaştırılıyor’

image

Fotoğraf: Diken

Dört yıl önce Alibeyköy Barajı’yla ilgili bir inceleme ve değerlendirme raporu hazırlayan Prof. Dr. Beyza Üstün Prof. Dr. Beyza Üstün, su politikalarındaki iki çarpıklığa işaret ediyor.

Abesle iştigal’

İlki, Alibeyköy Barajı’nda olduğu gibi mevcut havzaların korunmaması yüzünden dışarıdan su getirilmesi.

Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası üyesi Üstün’e göre bu durum ‘abesle iştigal.’

Üstün, “Sulak alanlar korunmuyor, havzalara zarar veriliyor. Kent atık suyunun karışma olasılığı bulunan suyu kente verdiğinizde, bu suyu arıtsanız bile sağlık açısından zararları bulunuyor” diyor.

Çevre Mühendisleri Odası uyardı: İstanbul komşu illerin atık sularına muhtaç bırakılıyor

Sakarya ve Melen’den getirilen ‘taşıma su’yun, suyun getirildiği havzalara da zarar verdiğinin altını çizen Üstün bir sorumsuzluğa da dikkat çekiyor: “Mevcut havzalar korunmayarak su transferi meşrulaştırılıyor. Sorumlular her şekilde, yetki aşan, sorumsuz ve ekosistemler açısından risk oluşturan uygulamaları hayata geçiriyor.”

Yapılaşma ve mega projeler

Üstün’e göre ikinci sorun şehirdeki yapılaşma ve mega projelerle mevcut su sistemlerini besleyen kaynakların yok edilmesi…

“3′üncü köprü, 3′üncü havalimanı gibi projeler suyu tutan ormanları ortadan kaldırıyor. Terkos’un üzerinde Kanal İstanbul gibi bir tehlike bulunuyor. Bu tarz projeler ekosistemlere destek olan ormanları yokediyor.”