(Çiğdem Toker / Cumhuriyet, 20 Ağustos 2014)

Para dergisi yazdı. “Duyumlara göre”, 3. havalimanının finansmanını Ziraat Bankası liderliğindeki 6 banka sağlayacakmış.
Ziraat Bankası, altı bankayla birlikte 3. köprü finansmanında da yer almıştı.
Çok sayıda internet sitesinde alıntılanan 3. havalimanı finansmanı haberine, projeyi üstlenen Cengiz Kolin – Limak- Kalyon- Mapa OGG (ortak girişim grubu) ile bankadan herhangi bir yalanlama gelmedi. (Haber doğruysa, başta tutar olmak üzere anlaşma çerçevesi de muhtemelen yakında duyurulur.)

***

Tarımı destekleme misyonuyla kurulan Ziraat, bankacılık sektörü dinamiklerindeki büyük değişime rağmen, halen “kamu sermayeli” ve Türkiye’deki yüz binlerce çiftçinin muhatabı olma konumunu sürdürüyor.
Dolayısıyla, 3. havalimanına “Recep Tayyip Erdoğan” adı verileceğinin konuşulduğu bugünlerde, Ziraat Bankası’nın projeye ilgisini yalnızca kâr odaklı bir kurumsal motivasyon diye düşünmek eksik bir değerlendirme olur.
“Çiftçi dostu” bankanın ihalesine 22.1 milyar Avro teklif verilmiş bir yap-işlet-devret projesi finansmanına önderlik etmesini, “siyasi talimat”tan ayrı düşünmek hiç kolay değil.

***

Siz bu tablonun şaşırtıcı olmadığını söyleyip “Burası Türkiye”de olağan sayılması gerektiğini de düşünebilirsiniz.
Yine de söz konusu olan bir kamu bankasıysa iş değişiyor.
Elbette ki bütün bankacılık sektörünün ama en çok da kamu bankalarının mevzuat ve etik çerçeveye uygun davranma gibi bir yükümlülüğü bulunuyor.
Ziraat Bankası’nın gayrimenkul sektörüne gösterdiği “ilgi”nin sonuçlarını, ORA AVM’nin iflası ve batan milyonlarca dolardan biliyoruz. (ORA AVM’ye kullandırılan batık krediyi hepimiz ödüyoruz ve ödeyeceğiz.)
Bu bir yana milyonlarca insanın tarımdan “ekmek yediği” bir ülkede; Ziraat Bankası’nın yargı kararına saygı göstermemiş, sekiz ay önce çıkmış yürütmeyi durdurma kararına uymayı aklının ucundan geçirmemiş bir YİD projesiyle öne çıkmasının ne kadar doğru olduğu sorusu meşru hale geliyor.

***

Ziraat Bankası’nın “misyonu” ve öncelikleri ile 3. havalimanının özel sektör odaklı bir YİD projesi olmasındaki çelişki de bir tarafta dursun…
Gözümüzün içine baka baka sırt çevrilen ÇED raporu, İstanbul’un ekolojisinde dehşet verici bozulmayı resmen belgelerken;
Proje alanının yüzde 72’si orman, yüzde 8’i göl, yüzde 6’sı tarım ve fundalıkken, geçimini tarım topraklarından sağlayan çiftçiyi desteklemek için kurulmuş Ziraat Bankası’nın, bu “önderliği”, doğa katliamına krediyle destek olmaktan başka bir anlama gelmiyor.
“Resmi ağızlar”, 3. havalimanına “kesinlikle” Hazine garantisi verilmediğini/ verilmeyeceğini açıklasa da siz proje finansmanının arkasındaki “irade”ye bakın.
Belki biz bilmiyoruz; muhtemelen o “irade”nin bankacılık sektörünün sağlamlığını yansıtan temel göstergelerden biri olan Sermaye Yeterlik Rasyosu’na da olumlu etkisi vardır.