(Yusuf Yavuz/soL – 27 Ağustos 2014)

Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Bezirgan köyü, tarihi ve doğal dokusuyla bölgenin sahile en yakın yaylalarından biri. Ancak dünyaca ünlü bir köy olan Bezirgan’ın bu güzellikleri yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Bezirgan köyünde 130 hektarlık alanda açılmak istenen taş ocağına karşı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı aleyhinde açılan davayı gören Antalya 1. İdare Mahkemesi, köylülerin yürütmeyi durdurma talebini reddetti. Köylülerin temyize götürdüğü Mahkeme kararının gerekçesinde, ilgili yasanın “Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur” hükmüne atıfta bulunularak, söz konusu dava dosyasında “kanun hükmünde öngörülen şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması isteminin reddine” karar verildiği belirtildi.

mahkemekarari

mahkemekarari

Enerji Bakanlığı: Kirlilik nedeniyle ruhsat iptal edilemez
Mahkeme kararının ekinde yer alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın savunması ise “Çevre Koruma mevzuatında çevre kirliliği nedeniyle maden ruhsatlarının iptalini gerektirecek bir düzenleme bulunmamaktadır” ifadeleri dikkati çekti.

‘Çevreyi olumsuz etkileyen bir veri yok’
Özçelikler Demir San. Tic. Tur. Yat. Ve İşl. A.Ş. uhdesinde bulunan Bezirgan’daki taş ocağı ruhsatının ön arama niteliğinden, 1 yıl süreli genel arama dönemine geçmesinin uygun bulunduğu belirtilen Bakanlık savunmasında, ruhsat sahasında henüz üretim faaliyetinde bulunulmadığına dikkat çekilerek şu görüşler ileri sürüldü: “Maden yatakları arzın her yerinde oluşabilen doğal kaynaklar olmadığından, madenlerin oluştuğu yerde üretilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Çevre Koruma mevzuatında, çevre kirliliği nedeniyle maden ruhsatlarının iptalini gerektirecek bir düzenleme bulunmamaktadır. Öte yandan ocakların çalıştırılmasında çere kirliliğine neden olabilecek olumsuzluklar varsa bunun engellenmesi, müracaat yolları ve yaptırım yolları belirlenmiştir. Kaldı ki, dava konusu ruhsat ile yapılacak faaliyetlerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, toz, gürültü, taş fırlatma, titreşim olacağına dair bir veri bulunmamaktadır. Çeşitli varsayımlarla söz konusu ruhsata dayalı olarak yapılacak faaliyetlerin çevreye ve insan sağlığına zarar vereceği iddiası ile devletin gözetim ve denetimi altında anayasal bir hak olan madencilik faaliyetlerinin engellenmemesi gerekir.”

‘Böyle yararlı işletmeler kapatılmamalı’
Bakanlık savunmasında, uzun yıllardır yasal çerçeve içinde faaliyet gösteren maden işletmelerinde binlerce işçi çalıştırıldığına vurgu yapılarak, “ülke ekonomisinin önemli sektörlerinden birisi olan inşaat sektörünün ana girdisi olan mermer, çimento, mıcır, kireç vs üreterek ülke ekonomisine küçümsenmeyecek miktarda artı değer sağlanmaktadır. Böylesine yararlı işletmeleri yasa ve yönetmeliklerle belirlenen ölçüler içerisinde gerekli tedbirleri aldırarak çalıştırmak varken, her hangi bir bilimsel ölçü ve kritere dayanmaksızın kapatma yoluna gidilmesinde kamu yararı olmadığı tartışılmayacak kadar açık bir gerçektir” ifadelerine yer verilmesi dikkat çekti.

korumakurulukarari

koruma kurulu kararı

Koruma Kurulu ‘fiziki müdahalede bulunulmasın’ demişti
Antalya’nın önemli turizm merkezlerinden biri olan Kalkan’ın sırtlarında yer alan Bezirgan’da ise karara tepki var. Likya dönemine tarihlenen kaya mezarları ve tarihi tahıl ambarlarının yanı sıra antik yolun taş ocağından olumsuz etkileneceğini belirten köylüler, Koruma Bölge Kurulu’nun bölgedeki korunan alanlara fiziki müdahalede bulunulmaması yönünde 21 Ocak 2014 tarihinde aldığı tavsiye kararını anımsatan köylüler, Bezirgan’ın taş ocağı ile yok edilmemesini istiyor.

‘Türkiye en önemli sektörünü baltalıyor’
Taş ocağına karşı en fazla tepki gösterenlerin başında ise 16 yıldır Bezirgan’da eşiyle birlikte yaşayan İskoçya kökenli gelin Pauline Şalvarlı geliyor. Bezirgan’ın 3 bin yıllık bir yaşam merkezi olduğuna işaret eden Şalvarlı, “köyümüze taş ocağı açılırsa Bezirgan yok olacak. Bu bölgenin halkı geçimini büyük ölçüde turizmden sağlıyor. Taş ocağıyla birlikte turizm de bitecek. Taş ocağının istihdam sağladığını söylüyorlar. Oysa taş ocakları birkaç yıl işçi çalıştırıyorlar. Düzenli ve sürekliliği olan bir turizmle yöre insanı yıllarca kazanç sağlayabilir. Türkiye en önemli sektörünü tek bir şirketin kazancı için baltalıyor. Bakanlığın savunması, testi kırıldıktan sonra tedbir alınır anlamına geliyor. Asıl testi kırılmadan önce tedbir almak önemli ” dedi.

‘Turizm ve tarım bitince taş mı yiyeceğiz?’
Taş ocağı açılmak istenen alanın yakınında yer alan bölgede 30 kadar ev bulunduğuna da dikkati çeken Pauline Şalvarlı, “buradaki köylülerin yaşamı tehlike altına girecek. Taş ocağına karşı imza topladık. Okuma yazması olamayan yaşlılar bile imza verdi. Çünkü bu köylülerin tarım ve turizmden başka gelirleri yok. Bu değerler yok olunca, turizm ve tarım bitince biz burada taş mı yiyeceğiz?” diye konuştu.