loader image

ABD’de yeni bir akım: Baraj kaldırma

ABD’de yeni bir akım: Baraj kaldırma

(Zeynep Ersoy / Tuba Bucak, bilimsoL – 1 Eylül 2014)

Türkiye’deki yeni barajlar yapma hevesinin aksine Amerika Birleşik Devletleri’nde son zamanlarda farklı bir eğilim göze çarpıyor: Baraj kaldırma. Ömrünü tamamlamış, çevreye verdiği zararlar ve işletme maliyetleri artmaya başlayan barajlar kaldırılarak, eski nehir ekosistemlerinin iyileştirilmesi sağlanıyor. ABD’de bugüne kadar inşa edilen yaklaşık 85 bin barajdan 1150 tanesi son 20 yılda kaldırıldı. Birçok ülkede artan bir ivmeyle baraj yapımı sürerken, ABD’nin bu tavrı ilk başta kulağa çılgınca gelse de artık bu fikir yavaş yavaş ABD’de de halk tarafından kabul görmeye başladı.

Maliyeti iyi hesaplanırsa, değmiyor

ABD yasalarına göre barajların işletim lisansı 50 yıl süreli ve işletmelerin lisansları bittiğinde lisansın yenilenip yenilenmeyeceğine karar verebilmek için Federal Enerji Düzenleme Komisyonu (FERC) oturumlar düzenlemekle sorumlu. Bu oturumlarda özellikle çevre aktivistlerinin dikkat çektiği noktalardan en önemlisi barajların toplam enerjinin artık sadece yaklaşık yüzde 10’unu sağlaması nedeniyle, ekonomiye çok katkı sağlamadığı argümanı.

Baraj yapım projelerinde danışman olarak görev alan ve uzun yıllar baraj taraftarı olarak bilinen ABD’li antropolog Thayar Scudder’ın da yakın zamanda New York Times’a söylediği gibi, barajlar maliyet değerlerini karşılamamakla kalmıyor, aynı zamanda yıkıcı sosyoekonomik ve çevresel etkilere neden oluyor.

Oxford Üniversitesi’nden Ansar ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışma da bu fikri destekler yönde. 1934 ve 2007 arasında yapılmış 245 büyük barajın maliyet istatistiklerinin incelendiği çalışmada, çevresel ve sosyal etkiler göz önüne alınmadığında bile barajların inşa maliyetleri, artı bir verim sağlamaktan çok uzakta. Bunlara ek olarak, özellikle eski ve büyük barajların ömürlerini tamamlamaları ve günümüz modern güvenlik ve ekolojik düzenlemelerine uygunluk sağlamaları için gerekli maliyetlerin çok yüksek olması gibi sebepler baraj kaldırma seçeneğini cazip kılabiliyor.

1

 

Solda, Hemlock barajı’ndaki suyun boşaltılmadan önceki durumu gösterilirken, sağda ise su boşaltıldıktan va dip çamuru uzaklaştırıldıktan sonraki ilk durum verilmekte.

Baraj kaldırma işleminden sonra ekosistem iyileşebiliyor, ama hassas noktalar da var

1935 yılında Trout nehri üzerine inşa edilen Hemlock barajı bu örneklerden bir diğeri. Enerji ve tarımsal sulama suyu için kullanılan baraj 1997’de kapatıldı. Uzun yıllar boyunca kille dolan baraj çok sığlaşıp; hem sulama suyu işlevini kaybetti, hem de içeride barındırdığı balık populasyonları tehlike altına girdi. Bir boru hattı yardımıyla barajın sularını kademeli olarak althavzaya tasfiye ederek, ve dip çamurunu uzaklaştırarak baraj kaldırma işlemini tamamladılar. Kısa bir süre sonra nehir ekosistemlerinde ve bölge balık populasyonlarında kayda değer bir iyileşme gözlendi.

Baraj kaldırma eyleminin nasıl yapıldığı, yaratacağı çevresel etkiler bakımından çok önemli. Son zamanlarda kaldırılan baraj sayısındaki artış, bu konunun başlı başına bir araştırma konusu haline gelmesine; en az maliyetli ve çevresel etkileri en az olacak şekilde yöntemlerin gelişmesine ön ayak olmuş durumda.

Özellikle barajların bulunduğu bölgede madencilik faaliyetleri varsa, bu faaliyetler barajda ağır metal içeren dip çamuru oluşmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla yıllarca birikmiş, toksik etkisi olabilecek dip çamurunun ve salınacak suyun nehir yatağına verebileceği zararı minimuma indirebilmek için yöntemler geliştiriliyor.

Bu yaklaşımlardan bazıları suyu kademeli bir biçimde uzun yıllarda tasfiye etmek ve dip çamurunu uzaklaştırmak; bir diğeri ise modern mühendislik yöntemleri ile birkaç saat içinde barajı tamamen boşaltmak olabilir. Bu işin bilimsel boyutu henüz başlangıç aşamasında, ama şimdiye kadarki çalışmalar bile ekosistemlerin baraj kaldırma eylemi sonrası büyük bir iyileşme kaydettiği yönünde.

2

 

Restorasyon çalışmaları sonrasında ağaçlandırılan eski Hemlock baraj alanı. Nehir ekosisteminin eski haline döndüğü görülüyor.

Ya Türkiye’de durum?

Türkiye’deki durum ise bu tartışılan konuların çok uzağında. Maalesef ülkemizde halen nehirlerin boşa aktığı görüşü egemen. Oysa ki, bütün ekosistemlerin olduğu gibi, nehir ekosistemlerinin de içme suyu ve tarım için sulama suyu sağlama, balık türleri için yaşama ortamı sağlama gibi sunduğu bazı ekosistem servisleri var. Ancak, HES’lerin hem inşaat, hem de işletme sürecinde çok sayıda ekolojik ve sosyal etkileri bulunmaktadır. Kesilen ağaçlar ve tahrip edilen dik yamaçlar nedeniyle, erozyon ve toprak kayması riski artar; işletimde kullanılan su nedeniyle nehir su miktarı, akış hızı, sıcaklığı değişerek yaban hayatı için elverişli olmayan ortamların oluşmasına neden olur.

Barajlar özellikle pek çok omurgasız ve balık türünün göç yollarının değişimine, üreme habitatlarının yok olmasına yol açarlar. Sadece ekolojik boyutta olmayan bu etkiler, nehir havzasında yaşayan ve geçimi için nehir ekosistemine bağımlı halkın da sosyoekonomik olarak yıkımına ortam hazırlar.

Bütün bu olumsuz etkilere rağmen, Türkiye’de şu an hali hazırda çalışan ve inşa halinde yaklaşık 477 HES bulunuyor. Dahası, yoğunlukla Karadeniz bölgesinde yapılması öngörülen yaklaşık 1050 HES planı var.

anti-dam-protest-turkey-figures-in-the-water-screenshot

1950’li yıllardan bu yana bir devlet stratejisi olarak kurulumuna hız verilen HES’ler, Türkiye için ana yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynağı olarak görülüyor. Ancak, çevreye ve insana verdikleri geri dönüşü olmayan zararlara baktığımızda HES’lerden elde edilecek yenilenebilir enerjinin sürdürülebilir boyutta olmadığını görüyoruz. Çevresel ve sosyal yıkım etkisi, elde edilen enerjinin yarar boyutunu aşmaya başlıyor. Özellikle bir nehir üzerine birden çok sayıda inşa edilen HES’lerin artık sürdürülebilir olmadığı apaçık görülmektedir. Fakat Türkiye’deki yasal düzenlemeler özel enerji firmalarını güvenlik/çevresel etkiler konusunda denetlemek ve çevreci adım atmalarını sağlamaya çalışmak bir yana, yeni yasalar çıkararak çevresel tahribata davetiye çıkarıyor.

Son zamanlarda yayınlanan bir ilke kararı da buna bir örnek. Resmi Gazete’de 12.08.2014’te yayınlanan 29086 no’lu ilke kararı doğal sit alanlarına HES yapımının önünü açıyor. Bu karara göre, HES yapılmaması için doğal sit alanlarının belirli özelliklere sahip olması gerekli. Doğal sit alanlarının bu özelliklere sahip olup olmadığına ise araştırma raporları ile karar verilecek. Zaten belli ekolojik ya da arkeolojik nedenlerle doğal sit alanı olarak belirlenen yerlerin tekrar bazı özellikleri olup olmadığını sorgulamak, aslında HES’lerin neden olduğu yıkımı teşvik eder niteliktedir.

Aslında bütün bu çevresel etkilerin önceden belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması için yapılan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlama süreci var. Fakat, bu değerlendirmelerin ne kadar gerçekçi ve bütünleşik olduğu tartışılmakta. Yapılan değerlendirmeler, her nehir için ayrı ayrı yapılmakta, ve havzadaki tüm nehirlerin bağlantılı ve etkileşim içinde olduğu unutulmaktadır. Ayrıca, gücü 25 MW’nin altındaki HES’ler için ÇED zorunluluğu bulunmamaktadır.

ABD’de baraj kaldırma uygulamalarını ortaya çıkaran en önemli faktörler artan toplumsal bilinçle beraber, hem güvenlik hem de çevre ile ilgili yasaların yaptırımının güçlü olması. Türkiye’de ise ihtiyacımız olan şey güçlü, uygulunabilir, bütünleşik ve manipüle edilmesi mümkün olmayan yasa, raporlama ve denetleme sistemlerinin oluşturulması. Ancak bu şekilde, su kaynaklarımızı ve zengin sucul ekosistemleri sürdürülebilir bir şekilde korumamız mümkün olabilir.

* Yazarlar ODTÜ Biyoloji Bölümü Limnoloji Laboratuvarı’nda çalışmaktadır.

Teşekkür: ABD’deki çevre yasaları ve baraj kaldırma süreci ile bilgilerini bizimle paylaşan ve metni zenginleştirmemize yardımcı olan Cleo Woelfle-Erskine’ye teşekkürlerimizi sunarız.

Kaynaklar:

– Lowett, 2014, Nature News, “Dam removals: Rivers on the run”, http://www.nature.com/news/dam-removals-rivers-on-the-run-1.15636
– American rivers, 2014, “Dams and Hydropower”, http://www.americanrivers.org/initiatives/dams/
– WWF, 2013, “10 soruda hidroelektrik santraller”, http://awsassets.wwftr.panda.org/downloads/10_soruda_hidroelektrik_santraller_web.pdf
– Doğa Derneği, 2014, “Doğal sit alanlarında HES’lerin önü açılıyor”, http://dogadernegi.org/dogal-sitlerde-heslerin-onu-acildi.aspx
– Gökdemir v.d., 2012, Türkiye Mühendislik Haberleri, “Türkiye’de Hidroelektrik Enerji ve HES Uygulamalarına Genel Bakış”, http://www.imo.org.tr/resimler/dosya_ekler/d8c5e9986a1c41b_ek.pdf?dergi=260
– National Geographic, 2014, World’s Largest Dam Removal Unleashes U.S. River After Century of Electric Production, http://news.nationalgeographic.com/news/2014/08/140826-elwha-river-dam-removal-salmon-science-olympic/
– New York Times, 2014, Large Dams Just Aren’t Worth the Cost, http://www.nytimes.com/2014/08/24/opinion/sunday/large-dams-just-arent-worth-the-cost.html