(Edirne Hudut Gazetesi – 13 Eylül 2014)

Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci Ergene Nehri’nin kanserojen riskiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Kanser vakaları artık iddia noktasını aşmıştır” şeklinde konuşan İnci, “Ergene havzasında yetişen ürünler ile ilgili kanser riskinin bilimsel verilere göre sofralarımıza kadar oradan da insanlara geçtiğini artık net bir biçimde söyleyebiliriz” dedi.

İnci, “Ergene havzasında yetişen ürünler ile ilgili kanser riskinin bilimsel verilere göre sofralarımıza kadar oradan da insanlara geçtiğini artık net bir biçimde söyleyebiliriz” dedi.

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Dilek Tucer’in Ergene havzasında yetişen pirinç başta olmak üzere bazı ot ve bitkilerin tüketiminin insan sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabileceğine dikkat çeken, “Günde ortalama 20 endoskopiden, iki haftada 100-150 endoskopik işlem demektir, bazen haftada 5 kanser vakası çıkabiliyor” şeklindeki açıklamalarına destek de Trakya Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Osman İnci’den geldi. İnci, “Bu artık iddia noktasını aşmıştır” dediği Ergene gerçeğinin artık kesinlikle kanser etkisi yarattığının belgelendiğini ifade etti.

Açıklamaları ile artık Ergene’nin ölüm saçtığını belirten İnci, şöyle konuştu:

“Çevre kirliliğinde en önemli faktör ağır metallerdir. Ergene nehri dördüncü sınıf kirli sudur. Ağır metaller nehre veriliyor. Nehir alıcı ortam dediğimiz tarlaya gittiği zaman onu tarlaya taşıyor, denize gittiği zaman denize taşıyor, gölete gittiği zaman gölete taşıyor. Tarımda kullanılan bu su, tarım ürünlerine geçiyor. Topraktan kök, gövde, bitki ve ürün. Dolayısıyla bu bitkiler ile beslenen hayvanlar bunu alıyor. Hayvanlardan biz beslenirsek, yine bize geliyor ya da ürün ayçiçeği, tahıl pirinç gibi onlardan direk organizmaya giriyor. Bunların uzun sürede kesinlikle kanser yapanlardır. Örneğin, kadmiyum bunların içerisinde dünyanın kabul ettiği birinci sıradaki kanserojen maddedir.”

Ergene çevresinde yaşayan hastalar üzerinde yaptıkları araştırmada böbrek, prostat ve meshane kanseri hastaların tırnakları ile Istrancalar’da yaşayan hastaların tırnaklarında araştırma yaptıklarını anlatan İnci, bunların son derede normal çıktığını, ancak bu bölgede yaşayanların hepsinde kurşun, çinko ve bakırın  yüksek çıktığını ifade etti.

Yaptıkları üç ayrı çalışmada Ergene’de sulanan tarım ürünleri ve bunlarla beslenen hayvanların etlerinin tüketildiğini ve bir zincir yolu ile insanlara geçtiğini ifade eden İnci, şöyle devam etti:

“Gıda zinciri yoluyla Ergene’nin atıklarının içerisinde ağır düzeyde bulunan bazı toksik maddeler uzun sürede insan organizmasında birikiyor ve kanserli hücrelerde tespit ediliyor, bunların bir kısmı da kanserojen olduğu için bunlar kanserin gelişmesine ve kanserli kişi sayısının artmasına olumsuz katkı yaptıkları konusunda kesin kanıtlarımız vardır. Bu konu iddiayı aşmış, artık soframızdadır ve vücudumuzda var.”

Öte yandan “Ergene Hayata Dönsün”eylemleri ile dikkat çeken Doğal Yaşamı Koruma Vakfı Edirne temsilcisi Bülent Bacıoğlu ise Ergene’nin çevresindeki insanlara ciddi kayıplar yaşattığını belirterek bunlardan en önemlisinin insan sağlığı üzerinde yarattığı etkiler olduğunu söyleyerek, “Biz yıllardan beri bunu söylüyoruz. Kanser riski ve çeşitli riskler söz konusu. Biz şunu vurgulamak istedik. Bu bölgede özellikle birinci derece yakında oturanlar üzerinde bir sağlık taraması yapılmasını istedik. Bu sayede bölge insanının kaygıları bir az olsun azaltılabilir. Hala devletimiz tarafından bu konu ile ilgili ciddi bir çalışma yoktur. Ergene’nin suyunda yüzüleceği söylenmişti ama bu henüz görünmüyor. İnsanlarla konuştuğumuz zaman nehir suyu ile sulanan bir tarlada çalışan çiftçi ile görüştüğümüz zaman ayağındaki tüylerin döküldüğünü söylüyor ve etkileri görülmektedir” diyerek geç kalınmaması gerektiğini belirtti.