(KOS Medya – 16 Eylül 2014)

Gezi Direnişi’nden bu yana tüm Türkiye’de toplumsal muhalefetin ivme kazandığı artık tartışma götürmez bir gerçek. Hep beraber yeni bir yaşamı inşanın ilk aşamalarından birini hiç olmadığı kadar yaygın bir şekilde doğrudan yaşıyoruz; baskıcı yönetimlere karşı durarak kamusallığımızı, çevre ve kent hakkımızı; yaşamı savunuyoruz. Her noktada, her türden örgütlenmeyle bir araya gelip ortak muhalefet zeminlerini araştırıyor, var olanları kuvvetlendiriyoruz.

Kaçınılmaz olarak İstanbul fiiliyatta bu sürecin merkezini oluşturuyor.  14 Eylül Pazar, yukarıdaki sürecin oldukça yoğun yaşadığımız, dolu dolu geçen bir tezahürü oldu.  Gün boyunca çevre ve ekoloji, kent hakkı, kentsel yeşil alan, iş güvencesi ve işçi sağlığı, tolumsal muhalefetin siyasi kanatta bir araya gelişi üzerine bir çok noktada gerçekleştirilen etkinlik ve buluşmada dostlarımızlaydık.

Önemli kentsel ekoloji alanlarımızdan İmrahor Bostanı’ndaydık

imrahor

Adeta toplumsal muhalefet maratonu olan 14 Eylül Pazar’a İmrahor Bostanı ziyaretimizle başladık. Hepberaber bostanın geçirdiği sürece ve geleceğine dair fikir alışverişinde bulundurduğumuz keyifli bir kahvaltı yaptık. Ardından bostan dayanışmasının İstanbul sınırlarını da aştığını gösteren bir gelişme oldu: Bir dostumuzun kurduğu iletişimle, Üsküdar İmrahor Bostan’a Manisa-Salihli’den gelen fideleri ektik!

Halkın mühendis ve mimarları Politeknik’in Genel Kurul’una katıldık

politeknik gk

Sonrasında Politeknik’in “Kentlerin yağmalanmasına, doğanın talanına, çalışma yaşamındaki güvencesizliklere karşı” davetine İstanbul Kent Savunması ve Kuzey Ormanları Savunması adına icap ettik ve toplumsal mücadelenin önemli parçalarından meslek odalarından dostlarımızla 12:00’da  Politeknik 3. Olağan Genel Kurulu’nda bir araya geldik. Kent ve ekoloji yağmasına karşı sürdürdüğümüz mücadeleden, iş güvencesi ve işçi güvenliğinden ve iş cinayetlerine karşı yapabileceklerimizden konuştuk; mühendis ve mimar ve şehir plancı dostlarımızın, meslek örgütlerinin toplumsal muhalefetteki etkinliğine dair değerlendirmelerini izledik.

Solda ortak zemin arayışında Birleşik Muhalefet İstanbul Forumu’na davetliydik

birleşik muhalefet

Dostlarımızla bir araya geldiğimiz diğer bir etkinlik, yoğun katılım ve zihin açıcı tartışmalarla gerçekleşen Birleşik Muhalefet’in İstanbul Forumu’ydu. Türkiye solunun farklı renklerinin bir araya geldiği forumda, sol içinde doktriner bir fikir birliğine varmanın ötesinde, müştereklerde buluşabilme ve mücadelede ortak zemini ve koordinasyonu güçlendirmenin önemi genel eğilim olarak ortaya çıktı. Bu çerçevede sokağın nabzını tutmanın ve ekoloji-çevre mücadelesinin sahiplenilmesinin üzerinde durduk.

Taksim İlkyardım Hastanesi forumundaydık: #OHastaneBurayaGelecek

taksim ilkyardım

Akşama doğru kent hakkı mücadelesinin önemli noktalarından, bir yılı aşkın bir süredir kapalı tutulan Taksim İlkyardım Hastanesi’ndeydik. İstanbul Kent Savunması ve Cihangir Parkı Forumu’nun ortak çağrısıyla buluşan Beyoğlu halkı, İstanbul gibi bir metropolün kalbinden sökülen hastaneleri için bir araya geldi. Oldukça kalabalık ve coşkulu geçen forumda hayatta kalma hakkının ranta kurban edilişine karşı “O hastane buraya gelecek” diye haykırdık ve 21 Eylül Pazar günü, kolumuza taktığımız 5 yaşam ve kent hakkı savunucusunu da getirerek daha da büyük bir kalabalıkla basın toplantısı kararı çıkardık!

HTKP’li dostlarımızın davetiyle TKP’nin 94. Kuruluş yıldönümündeydik

image

Tek günlük bir toplumsal mücadele şenliği gibi geçen Pazar akşamını Gezi Direnişi ile doğan park forumları pratiğini sürdürdüğümüz  Abbasağa Parkı’nda kapattık. TKP’nin 94. kuruluş yıldönümünü kutlamak üzere bir araya gelen ve ekoloji/kent mücadelesi odağında etkinliklerine bizi de davet eden HTKP’li dostlarımızla bir aradaydık. Coşkulu bir kalabalıkla, Beltaş, Bedaş, Yatağan, Şişecam, Tekel, Soma, Halkalı Temapark işçileriyle, Mehmet’imizin, Berkin’imizin babaları Ali Ayvalıtaş ve Sami Elvan ile, ve şirazesi kaymış adalet mekanizmalarının gözüne kestirdiği çArşı’dan dostlarımızla birlikteydik. İstanbul’umuzu yok etmeye sermaye ve otoriter devlet pratiklerine karşı Kısırkaya’dan Karaköy’e, yaşam savunucuları olarak doğamız ve çevremiz için için İğneada’dan Ağva’ya mücadelede olduğumuzu anlattık. Ve Aralık ayında gerçekleştireceğimiz Marmara Çevre Mitingi’nin müjdesini verdik!