(Doğu Eroğlu/Birgün – 17 Eylül 2014)

Ordu’nun Fatsa ilçesinde yerel halkın tepkisine karşın durmayan altın madenciliği hazırlıkları, köylülerin kendi imkânlarıyla toprakları üzerine yaptıkları yol üzerinde yasadışı olarak devam ediyor

Ordu’nun Fatsa ilçesi sakinleri, HES’lerden sonra altın arama faaliyetleri ile doğaların yok olmasına karşı mücadele ediyorlar. Fatsalıların tepki göstermesine ve idareyi şikâyet yağmuruna tutmalarına karşın bölgedeki yaşamı bitirebilecek altında geri adım atılmıyor. Pek çok köyün içme ve kullanma suyu olarak kullandığı yeraltı su kaynaklarını da kullanacak olan altın madeninde, cevher arıtma işleminde kullanılacak siyanürün toprağa sızma riski yöre sakinlerini endişelendiriyor.

KÖYLÜNÜN YOLUNU KULLANIYOR
Fatsa Kaymakamlığı, Ordu Valiliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’na yapılan başvurular cevapsız kalırken, altın madeni ve cevher ayrıştırma işlemleri için mekanizasyon ve inşaat faaliyetleri, köylülerin özel mülkleri üzerine kendi olanaklarıyla inşa ettikleri yol kullanılarak sürdürülüyor.

Tepkilere ve eylemlere karşı süren çalışmalarla ilgili BirGün’e konuşan Derelerin Kardeşliği Platformu (DEKAP) Yürütme Kurulu üyesi ve aynı zamanda Yukarıtepe Köyü sakini Osman Güvenalp, altın madenini işletmeye açmak için her şeyi göze alanların mülkiyet haklarını bile dikkate almadığını ifade etti. “İnsanlar tepkili fakat bir her tepkiyi ezen bir idare var.

İşi, köylülere ait olan mülkiyet hakları cebren şirkete kullandırmaya kadar vardırdılar” diye konuşan Güvenalp, köylüye ait yolun altın madeni çalışmaları için kullanılmasını sert şekilde eleştirdi. Kadastro geçmediği için yol yapılmayan bölgeye, kendi arazileri üzerine köylülerin kendi imkânlarıyla yol yaptığını vurgulayan Güvenalp, Fatsa Kaymakamlığı’nın keyfi kararı sayesinde bu yolun şu anda altın madeni çalışmaları için kullanıldığının altını çiziyor. Güvenalp, “Devletin tüm kurumlarına yazılar yazdık ama yanıt alamadık. Şirket işin engellendiğini belirtip idareden istediği kararı çıkartıyor. Şirket işini bitirdikten sonra idare köylünün başvurusunu değerlendirmeye alıyor” dedi.

HEYELAN RİSKİ ARTIYOR
Yukarıtepe ile Bahçeler Köylerini bağlayan bu yol, şu sıralar Kaymakamlığın aldığı karar uyarınca altın madeninin mekanizasyon ve inşaat çalışmaları için kurulan şantiyeye ekipman taşıyan kamyonlarca kullanılıyor. Geçtiğimiz günler içinde her iki köyün sakinleri yolu kapayarak bir eylem yapmış ancak olay yerine gelen Jandarma ekipleri yolun yeniden maden şirketi tarafından kullanımını sağlamıştı. Günde yaklaşık 50 ila 100 damperli kamyonun ve iş makinelerinin, köylüler tarafından yapılan yolu kullanması sonucu köylerdeki evlerde hasar meydana geldiğini söyleyen bölge sakinleri, heyelan bölgesinde kalan Yukarıtepe Köyü’ndeki pek çok evin zarar gördüğünü, duvarların çatladığını ifade ediyorlar.

SU KAYNAKLARI TEHLİKEDE
Köylüler, madenciliğin başlamadığı şantiyeye, siyanür havuzlarının inşası için kil ve inşaat malzemesi taşındığını belirtiyorlar. Amasya ve Gümüşhane’den çıkartılacak cevherlerin de Fatsa’daki tesislerde siyanür kullanılarak ayrıştırılacağı iddiası ise Fatsalıların endişelenmesine yol açıyor. Madene ve siyanür havuzlarının kurulacağı alana yaklaşık bir kilometre mesafedeki köylerin, siyanürün toprağa karışması halinde içme ve kullanma suları da zehirlenecek.

***

Siyanür mağdurları ‘kazara’ hayatta
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesindeki Gümüş Köyü’nde bulunan, Eti Gümüş tarafından işletilen gümüş madeninde, gümüşü diğer toprak ve kaya tabakalarından ayırmakta kullanılan siyanür havuzlarına dayanak oluşturan setler Mayıs 2011’de çökmüş, havuzlarda tutulan siyanürün bir kısmı toprağa karışmıştı. Eti Gümüş ihmali reddetmiş ve kazanın ardından üretimi sürdürmüştü. İzleyen aylarda tesis yakınlarındaki Dulkadir Köyü’nde pek çok köylünün zehirlenmeye bağlı sağlık sorunları yaşaması ve hayvanların zehirlenerek can vermesi üzerine kamuoyunun dikkati tekrar siyanürlü gümüş madenine çevrilmişti. Kütahya’nın Gümüş Köyünde gümüş madenciliğinde kullanılan siyanür havuzlarında meydana gelen çökme ve sızıntı sebebiyle ortaya çıkan kamu sağlığı riski dolayısıyla yalnızca tesis yöneticileri ve bazı teknikerler hâkim karşısına çıkmıştı. Yargılanan çalışanların ihmali itiraf etmesine karşın şirket sahipleri ve üst düzey yetkililer yargılanmamıştı.