(Haber: Gözde Kazaz, Fotoğraf: Gençer Yurttaş/Yeşil Gazete -12 Eylül 2014)

Suluova, ismiyle müsemma, göz alabildiğine yeşil ve bereketli topraklara sahip bir ova. Şeker pancarı, soğan ve buğday başta olmak üzere tarım üretimine müsait, yoğunlukla hayvan besiciliğinin yapıldığı bu Amasya ilçesi, şeker pancarı fabrikası ve dört maden ocağıyla da şehrin ekonomik üretim açısından lokomotif bölgelerinden biri. İşte bu bereketli topraklar üzerine bir termik santral yapılmak isteniyor. Başrolde yine Soma Holding var

unnamed-6

Suluova’ya tepeden bakış

Gürmin Enerji Madencilik Sanayi ve Tic. A.Ş., Amasya İli, Merzifon ve Suluova İlçesi sınırları dahilinde toplam kurulu gücü 3×150 megavat olacak bir termik santral kurmak istiyor. Şirket, kömür ocakları, kireç ocakları, lavvar ve kırma-eleme tesisi, hazır beton santrallerini de içeren proje için başvurusunu geçen sene yapmıştı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) onayından geçen proje ÇED onayı da alırsa, Suluova’nın hemen yanına yaklaşık 1200 işçinin çalıştığı devasa bir termik santral kurulacak.

Soma maden facEkran-Resmi-2014-09-11-15.09.15iasından sonra holdingin diğer bazı madenlerdeki çalışmalarıyla birlikte termik santral planı da sessizliğe büründü. Santral projesi açıklandığı dönem Suluova’da kurulan ‘Yeşil Suluova Platformu’ ise, şimdilik ses çıkmayan plana karşı mücadele etmek için tetikte bekliyor.

Bu ikinci termik santral olacak
Platform üyelerinden Şahin Erdemli 24 Eylül 2013 tarihinde yapılan format belirleme toplantısına kadar termik projesiyle ilgili çok da bilgileri olmadığını aktarıyor. Halkın toplantısına da insanlar gerçekten ‘bilgi almak’ için katılmış: “Diğer mücadele bölgelerinde toplantıyı yaptırmama söz konusudur ama burada insanlar katıldı. Böyle birşey var mı yok mu öğrenmek için katıldılar. Biz birkaç arkadaş muhalefet ettik. Çünkü yanlış bilgiler vardı.” Platformun yanlış olarak tanımladığı bilgilerin başında santralin yeri geliyor. Merzifon’a 14 kilometre, Suluova’ya 8 kilometre uzaklıkta yapılacağı söylenen santral, Erdemli’nin aktardığı kadarıyla Suluova dağınık ve geniş bir alana yayılmış olduğu için, ilçenin sınırının 800 metre kadar yakınına yaklaşacak. Öte yandan rüzgar yönünün santralden Suluova’ya doğru olması zehirli atık gazların şehrin üstüne boca olmasına neden olacak.

unnamed-8

Şahin Erdemli

Öte yandan Suluovalılar zaten termik santralin zararlarına yabancı değil: “ Şeker fabrikasında 9 megavattlık, küçük de olsa çalışan bir termik santral var.Fabrikanın alt kısmında kalan köylerde akciğer kanseri oranı epey yüksek.” Bizim bulunduğumuz dönemde şeker pancarı mevsimi olmadığı için fabrika çalışmıyordu; fakat konuştuğumuz ilçe sakinleri, özellikle kış mevsimlerinde Suluova’nın üzerinde kara ve kirli bir havanın dolaştığını söylüyor.

Nereden gelecek bu termiğin suyu?
Bir başka sorun ise termik santralinin soğutma suyu olarak neyi kullanacağı.. Her ne kadar bereketli olsa da Suluova da ülkeyi kasıp kavuran kuraklıktan nasibini almış. İstanbul’dan Amasya’ya gelirken gördüğümüz bütün nehirler nasıl tamamen kurumuşsa, Suluova’nın topraklarını sulayan Ters Akan Çayı da büyük oranda kuraklığın etkisiyle suyunu kaybetmiş. Çiftçinin artık yeraltı sularına bel bağladığı bu dönemde termik santralin suyu nereden karşılayacağı sorusu kafaları karıştırıyor.

“Santrale karşı değiliz ama..”
Termik projesi ortaya çıktıktan sonra Suluova’nın, Merzifon’un, Amasya’nın sivil toplum örgütleri (STÖ) bir araya gelmiş ve platformu kurmuş. Platformun STÖ tanımı ise hayli geniş: “Bizim oluşumumuzda cemaat lideri de var, sağ lider de var, CHP, MHP,AKP ilçe başkanları da bizimle beraber. 40’a yakın STÖ var. Camii dernekleri, partiler, dini gruplar, milliyetçi gruplar, hemşeri dernekleri Ticaret Odası’nın önderliğinde bir araya geldi. Platformda ‘ülkenin enerji ihtiyacı var, termik santrale karşı değiliz ama buraya yapmasın” diyen de var; ama benim şahsi fikrim benim çocuğum ölmesin diyorsam senin çocuğun da ölmesin” diye açıklıyor Erdemli platformun ahvalini. İlk dönemlerde sokaklara yazılamalar yapılmış; şimdiyse biraz Soma Holding’in sessizliği, belki biraz da yukarıda açıklanan ‘ortaya karışık’ örgütlenme, mücadele hattının sönümlenmesine neden olmuş. Platformda ‘holding harekete geçerse burada yine hareketlilik olur’ görüşü hakim.

unnamed-7

Fotoğrafta görülen çorak alanın ismi Yedikır Göleti. Son kuraklıkta suyunun büyük bir kısmını kaybeden gölte aynı zamanda pelikanların üreme noktası

Suluova’da başka bir enerji mümkün
Halbuki Amasya’nın ülke ekonomisine hem yenilenebilir enerji kaynakları, hem de tarım açısından sunduğu ve sunabileceği o kadar çok şey var ki.. Örneğin Merzifon Belediyesi’nin deli deli esen tepelere diktiği 16 rüzgar türbini. Kurulu gücü 75 megavat olan bu rüzgar elektrik santrali için kapasite arttırımı başvurusu da yapıldı. Ya da örneğin, besiciliğin gelişmiş olduğu Suluova’da hayvan dışkısının enerji ihtiyacına çare olacağı düşüncesiyle Biogaz tesisinin kurulması çalışmaları devam ediyor. ‘Et Üreticileri Birliği Derneği’ başkanı Esen Kodaman’ın aktardığı kadarıyla Hollandalı bir şirketle anlaşılmak üzere; eğer proje onaylanırsa 8 megavatlık bir tesis yapılacak. Bu tesis hem yeni bir enerji alternatifi hem de Ters Akan Çayı’n kirliliğine bir çözüm anlamına geliyor: “Suluova’da 40 bin baş hayvan var. Onların atıkları da ev atıkları da şu an Ters Akan Çayı’na atılıyor. Gübrenin tonunu 2 dolardan satacağız. Hem besiciler için bir ekonomik imkan olacak hem de dereyi temiz tutacağız”

unnamed-10

 

Merzifon’da 16 rüzgar türbini bulunuyor.

Öte yandan tarımın öne çıktığı bu arazinin tohumculuk açısından da elverişli olduğu söyleniyor. Şu andan İsrail’den alınan soğan ve şeker pancarı tohumunun Suluova’da yetiştirilirmesi tohum tekelinin kırılmasını sağlayabilir. Elbette bunların hepsi termik santralin kurulmayacağı bir hayatta mümkün. Burada santralin kurulması açık ki tarım ve hayvancılığın son bulması demek.

“Herşey bizim elimizden geçiyor ama söz hakkımız yok “

unnamed-11

Sadık Turan

Küresel iklim krizinin etkileri artık gözle görülür ve elle tutulur olmaktan geçip canlı yaşamının her alanına sirayet etmişken, tarımın bu krizden pay almaması düşünülemezdi. Bu zincire bir de yanlış enerji politikaları eklenince çiftçinin beli tamamen bükülmüş durumda. Hal böyle olunca hükümet karşısında haklarını korumak için bir araya gelen çiftçiler Tüm Köy Sen’i kurdu. Sendika başkanı Sadık Turan’la muhabbet son yaşanan kuraklıktan açılıyor: “Mevsim değişti. Biz eskiden yağmurun ne zaman yağacağını biliyorduk ama bugün ne yazın yaz olduğu ne kışın kış olduğu belli. Bu sene bir de kuraklık oldu. Yüzde 65-70’e varan kayıplar yaşadık. 1 dekar araziden en az 30-35 teneke ürün alırken bu sene 10 teneke aldık. Buğday fiyatı düştü, çünkü hemen dışarıdan buğday getirdiler. Üç tüccar anlaşıp fiyatı belirliyor. Biz örgütlü olsaydık böyle mi olurdu? Ülkenin sütü, peyniri, yoğurdu, şekeri, ekmeği, hepsi köylünün elinden geçiyor. Milyonlarca köylünün söz hakkı yok. Örgütlü değiliz çünkü.” İşte bu zinciri kırmak için kurulan sendikaya henüz resmi olarak değil ama ‘gönülden bağlı’ pek çok çiftçi var. Peki bir işçi sendikası toplu iş sözleşmesi yapar da bir çiftçi sendikası taleplerini nasıl uygulatır? “Tarım Bakanlığı taleplerimize dikkat etmek zorunda kalacak, masaya biz de oturacağız. Avrupa’daki köylü-çiftçi sendikaları nasıl mücadele veriyorsa biz de vereceğiz. Mesela dışarıdan gelen ürünü aldırmayacağız. Ya da kuraklık sonrası Bakanlık sadece çiftçinin borçlarını erteledi, ama biz kuraklığın sigorta kapsamına alınmasını talep ediyoruz.”

unnamed-12

Herşeye rağmen umut
Ve elbette Turan’a göre Amasya çiftçisinin mücadelesinin bir ucunda diğer yerel mücadelerle dayanışma, bir ucunda da termik santrale karşı çıkma var: “Bakın Gerze’deki Yaykıl köylülerine; kadınların öncüğünde kovdular termik santral şirketini. Mersin Akkuyu’daki nükleer santral karşıtı mücadele de bizim için umut. Mücadelede ısrar olmalı. Umudumuzu da kaybedersek herşeyi peşine kabul etmiş oluruz. Umudumuzu koruyacağız.” (Bitti)