(Deniz Bayram/BİA – 25 Eylül 2014)

Tartışmaya gerek yok, idari işlem o zeytin ağaçlarının her birinin yaşı kadar hukuka aykırı. İşte bu yüzden Soma’nın zeytinlik davası hepimizin davası.

Soma, zeytin ağacı, acele kamulaştırma, termik santral: Bu sıralamada hukuksuz olanları işaretleyiniz.

Evet, yine Soma, yine maden, yine rödövans, yine termik santral, yanında zeytin ağaçlarının acele kamulaştırma kararı ile birlikte.

“Manisa İlinde tesis edilecek Soma Kolin Termik Santralinin yapımı amacıyla ekli listede bulundukları yer ile parsel numaraları belirtilen taşınmazların Hazine adına tescil edilmek üzere Maliye Bakanlığı tarafından acele kamulaştırılması kararlaştırılmıştır.”

Kelimesi kelimesine böyle yazıyordu, 10 Mayıs tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan, “Manisa, Soma İlçesi’nde kurulacak Soma Kolin termik santralinin yapımı için acele kamulaştırma kararı”nda.

Soma, Yırca Köyü’ne gittiğimizde, acele acele kamulaştırılan alanların muazzam büyüklüklerde alandaki binlerce zeytin ağacı olduğunu gördüğümüzde, kendimize şu soruları sormadan edemedik;

* Ülke elektrik ihtiyacından can mı çekişiyordu?

* Buraya termik santral kurulmazsa dünya duracak mıydı?

* Savaş mı çıkacaktı?

* Zeytin ağaçları kesilmeyip termik santral kurulmazsa, felaket mi gelecekti başımıza?

Çünkü bize göre, binlerce zeytin ağacının termik santral için kesilmesi ancak bu saikler ile Bakanlar Kurulu’nun masasına gelebilirdi. Zira, Acele Kamulaştırma ile ilgili hukuki mevzuat ve bu kararların iptal edildiği yargı kararlarının gerekçesi de, acele kamulaştırma kararları ile ilgili önce bizim sorduğumuz bu soruları soruyordu.

Nedir bu acele?

Ne kapımızda savaş ne afet ne de olağanüstü hal var. Peki neydi bu acele? Tarım alanlarını, tabiat alanlarını, ormanları, zeytinlikleri yok etmek için acele acele kamulaştırılan alanlar, Türkiye’de kömüre dayalı termik santral enerji politikalarının bir sonucu.

Enerji politikasının 2000’ler ile başlayan hedefleri beraberinde kendine münhasır bir “hukuk” da getirdi. Türkiye’de kömür yatırımları konusunda hukuksal düzenlemelerin acele acele yapılması son yılların hukuk politikasına dönüştü. Yönetmelikler, yönetmeliklerde değişiklik yapan yönetmelikler, yasalarda değişiklik yapan yasalar, torba yasalar, yatırım teşvikleri ve acele kamulaştırmalar hakkında Bakanlar Kurulu kararları, geçici maddeler (en sevdiğimiz)…

İşte bu “hukuk” ile mevcut durumda 20 tane, planlanan ise 76 tane kömüre dayalı termik santral hayatımıza girdi. Evet  hayatımıza girdi, mesela ciğerlerinizin içine, nefes aldığınız havaya, bastığınız toprağa, sofranızdaki zeytine… Tehlikenin farkında mısınız?

Hükümetin enerji stratejisi, bilinen linyit kaynakları ve taş kömürü kaynaklarının 2023 yılına kadar elektrik enerjisi üretimi amacı ile kullanımını öngörüyor. Strateji belgesinde, hedefin gerçekleşmesi için bir çağrı var; “rekabetçi sektör yapısı”, “üretim ve dağıtım sektöründe verimliliğin arttırılması” ve “maliyetlerin düşürülmesi”.

Böylece hedeflenen kömür yatırımları ile, 2012 yılının kömür yılı ilan edilmesine giden yol stratejik olarak kurgulandı.

Strateji yapıldıysa, ‘hukuk’ da yapılmasın mıydı? Elektrik enerjisi sektörü reform ve özelleştirme strateji belgesi de tam olarak şöyle diyordu; “üretim ve dağıtım varlıklarının özelleştirmelerinin hızlandırılması ve kolaylaştırılması gerekli tüm yasal düzenlemeler yapılır.”

2004 yılında maden yasasında gerçekleştirilen önemli değişiklikler ile, her nevi orman alanı dahil olmak üzere, milli parklar, meralar, sit alanları, özel koruma bölgeleri gibi pek çok alan maden arama ve işletme faaliyetlerine açıldı.

2005 yılında yürürlüğe giren madencilik faaliyetleri izin yönetmeliği 2007, 2009 yıllarında geçici maddeler ve ek maddeler ile taçlandırıldı. 2003-2006 yılları arasında maden işletme izni yılda ortalama 1282den 2007 yılında 2089’a çıkarıldı. Maden işletme izin alanı ise 3637 hektardan, 11168 hektara çıkarıldı.

Milli parklar, ormanlık alanlar, şimdi de zeytinlikler.. İşte bunlar hep enerji..

Soma’daki facianın ardından herkesin bir talebi vardı. Kömür yatırımları,  canlı yaşamını tehdit ederken, tabiatı yerle bir ederken, yer altında da yer üstünde de öldürürken, kömüre dayalı enerji yatırımlarının değişmesiydi biri de. Faciadan 3 gün önce Resmi Gazete’de yayınlan Acele Kamulaştırma kararı şimdi uygulanıyor. Zeytinlikler içinde bedel tespiti için keşifler, yüksek gerilim hatları ve şantiyeler kurulmuş bile. 

Yırcalılar yanı başlarında tehlike saçan bir termik santral ve açık kül depolama sahasından sonra yeni bir termik santral daha istemiyorlar. Hukuk mücadelesine başladılar. Bir yandan büyük büyük yerlerde alınan kararlara karşı mücadele ediyorlar bir yandan da mücadelelerinden vazgeçirme çabalarına karşı direniyorlar. Yaşama alanımız, sağlığımız diyorlar. Ama enerji, ama kalkınma diyenlere de, “bizim organize sanayimiz zeytinliklerimiz, hadi ordan” diye cevap veriyorlar.

Siz termik santral ve sağlık etkilerinden başladığınızda konuşmaya, koah hastalığının, akciğer kanserinin yaygın olarak görüldüğünü anlıyorsunuz konuşmalardan.

Zeytin ağaçları yüz yıllık

Acele kamulaştırma, idari bir işlem olarak ancak ve ancak savaş ve olağanüstü hal gibi koşullar altında yapılabilecek bir işlemdir. Danıştay’ın son verdiği kararlarda da, acele kamulaştırma işleminin aceleciliğinin nedenlerinin somut olarak  belirtilmesi gerekliliği ile  somut olayın aceleciliğinin de bu savaş hali ve olağanüstü koşullara paralel, benzer olması gerektiğini söylüyor. Danıştay’ın kararlarına rağmen halen enerji yatırımlarında acele kamulaştırma kararları olmazsa olmazlardan. 

Biz başka bir hukuki tartışma yapmak istemiyoruz. Tartışmaya gerek de yok, idari işlem o zeytin ağaçlarının her birinin  yaşı kadar hukuka aykırı çünkü. İşte bu yüzden Soma’nın zeytinlik davası hepimizin davası.