(Çiğdem Toker / Cumhuriyet – 22 Ekim 2014)

Doğada birbirine muhtaç yaşama zorunluluğuna “simbiyotik ilişki” deniyor.
Her iki tarafın da varlıklarını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu bu ilişki türünün, hayatın her alanında olduğu gibi siyasette de karşılığı var.
Ekonomi siyasetindeki simbiyoz ise Yeni Türkiye’de doğayı katletmenin, üleşilecek rantı çoğaltmak için şehir hayatını ortadan kaldırmanın, hukuku ayaklar altına alan “sermaye” birikirken de siyasi iktidarın ömrünü uzatıp tahkim etmenin zorunlu unsuruna dönüştü.
İktidarın otoriterlik dozu arttıkça, rant ekonomisiyle palazlanan “saygın” şirketlerle arasındaki simbiyozun cüretkârlaşması boşuna değil.
Çünkü sermayenin çok acelesi var.
Emirlerine amade kılınmış “acele kamulaştırma” sürecini bile bekleyemeyecek kadar büyük bu acele, eşi görülmemiş şiddet kullanımı örnekleriyle, ekonomi siyaseti faşizan bir karakter kazanıyor.

***

Soma Yırca’da köylülerin bileğine kelepçe vurdurarak adamlarına tekmeleten, hastanelik edinceye kadar dövdüren Kolin İnşaat, bu cesareti işte bu simbiyoz ilişkisinin öbür tarafından alıyor.
“Kamu düzeni” kavramını, uysallık, boyun eğme, hak aramama üzerinden yaymaya çalışarak otoriterlik dozunu yükselten AKP iktidarından.
3. Havalimanı Kolin’de…
Ankara Garı Kolin’de…
Yusufeli Barajı Kolin’de…
Övünmelere doyulamayan duble yolların hatırlı bölümünü onlar yaptı.
Kolin zulüm yapmasın da kim yapsın?
Milyar doları aşan cirolarıyla, misyonlarını “her yönden güvenilecek bir inşaat firması” olarak açıklamışlar, Yırca köylüsü kim oluyor (!)
Tabii ki o zeytin ağaçları kesilecek…
Silahı, biber gazı, parası olmayan köylülerin geçim kaynağına destursuz dalınacak…
O köylüler dövülecek, ağaçları kesilecek ki, seneye bitecek termik santralın karın tokluğuna taşeron işçisi olsunlar.

***

Kolin İnşaat, o köylüleri hastanelik edinceye kadar dövdürdüğünde başına hiçbir şey gelmeyeceğini, hiçbir hukuk yaptırımıyla karşılaşmayacağını, ihalelerden men edilmeyeceğini, dahası ileride taşeron işçisi haline gelecek zeytin çiftçisi bir iş cinayetinde onar onar öldüğünde, ailelerinin “fıtrat”, “şehadet” ve “kader”le yatıştırılıp ceplerine birkaç biner lira konularak gönderileceğini de biliyor.
Faşizan ekonominin yükseldiği simbiyoz için hukuk can sıkıcı bir ayak bağıdır.
Parası verilip satın alınacak bürokratik süreçlerdir.
Uyulması “fiilen ve hukuken imkânsız hale gelen” yargı kararlarıdır.
On işçinin öldüğü inşaatı yapan Torunlar’ın patronları hakkında çıkan takipsizliktir.
Ama haksız olduklarını da biliyorlar.
Ancak karanlıkta sokabiliyorlar iş makinelerini zeytinliğe.
Faşizan ekonominin simbiyozunu değiştirme gücü ise haklılık duygusundan başka hiçbir yerde değil.