(Nur Banu Kocaaslan / Diken – 1 Kasım 2014)

Üsküdar Belediyesi’nin Validebağ Korusu’nun Çamlıca çıkışına yapmakta ısrar ettiği dini tesise karşı protestolar sürerken, inşaata olanak tanıyan son mahkeme kararındaki ‘günah çıkarma‘ çabası dikkat çekti. İstanbul 7’inci İdari Mahkemesi, kendi aldığı yürütmeyi durdurma kararını iptal ederken ‘somut‘ gerekçe vermeye gerek görmedi. Ancak mahkeme, cami inşaatını ilk başta niçin durdurduğuna uzun uzun izahat getirme ihtiyacı duydu.

Hukuki süreç nasıl ilerledi?

Mahkeme, semt sakinlerinin tam altı dava açması sonucunda 21 Ekim günü inşaatın yürütmesini durdurmuştu. Karara gerekçe olarak da, ‘dava süreçlerinin devam etmesi, inşaatın devam etmesi halinde telafisi imkansız sonuçlar doğurabilir’ denilmişti.

Mahkeme, davalı taraf olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden şu beş ek bilgiyi de talep etmişti: Yürütmeyi durdurma kararında mahkeme müftülükten veya Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüş alınıp alınmadığı; semtte dini tesise yönelik ihtiyacın olup olmadığının tespiti; civardaki mevcut dini tesislerin uzaklığı; ilgili alanın parsel büyüklüğü ve planın onaylandığı tarih.

validebag22

Fotoğraf: DHA

‘Ek belgeler’den ne sonuç çıktığı bilinmiyor

Ancak eylemciler arasında kısa süreli umut yaratan bu durdurma kararı, bizzat aynı mahkeme tarafından sadece dokuz gün sonra geri çekildi. Davalı olan İBB’nin Başkanı Kadir Topbaş “Burada bu cami yapılabilir bir hale geldi. Yargının vereceği kararlara uymak zorundayız”derken, mahkeme de iptal kararının metninde Topbaş’a karşı ‘kendisini savunan‘ bir dil kullandı.

İnşaatın önünü yeniden açan kararda, yürütmeyi durdurma için ‘aranılan şartların’ bulunmadığı sonucuna varıldı. Fakat İBB’den talep edilen belgelerin nasıl böyle bir sonuca ulaşılmasını sağladığına veya ‘aranılan şartların‘ hangisinin bulunmadığına değinilmedi.

Mahkeme uzun uzun yürütmeyi durdurma hükümlerini anlattı

Diğer yandan mahkeme, niçin ilk etapta yürütmeyi durdurma kararı aldığını uzun uzun anlatma gereği duydu. Kararda, idari yargılamanın hangi durumlarda yürütmeyi durdurabileceğini düzenleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27.maddesinin 2’inci fıkrasından şu uzun alıntı yapıldı:

“Danıştay veya İdari Mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma verme süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler.”

validebag-nobet7

 

‘İncelendi’ denilen belgelerin de tamamı verilmemiş

Yürütmeyi durdurmaya yönelik semt sakinlerinin açtığı davayı üstlenen avukat Gülsüm Özdemir’se, davalı taraf İBB’nin mahkemenin talep ettiği bilgilerin tamamını sunmadığını söyledi. Özdemir, “Müftülükten uygun yazısı alınmış ama planın metrekaresi belirtilmemiş, yeni ve eski planlar verilmiş. İhtiyacın olup olmadığına yönelik zaten görüş almazlar. Bundan önce hukuka aykırılık, telafisi mümkün olmayan zararlara işaret edilmişti. Şimdi bu telafisi mümkün olmayan zararlar artmasına rağmen, böyle bir karar verildi” diye konuştu.

validebag-polis

Özdemir, bilirkişi raporlarıyla o bölgenin cami yapımına uygun olmadığının zaten belirtildiğini ve mevcut durumda bir değişiklik olmadığını belirterek, “Başından beri hukuka uymayanlar, hukuku kendilerine uydurmak için çabalıyorlar” diye konuştu.

Özdemir, inşaata devam kararının İBB’nin 27 Ekim’de belge sunmasının ardından sadece yarım gün içinde jet hızıyla alındığını vurgulayarak,“Yerinde keşif yapılmalıydı, alanın yerinde görülmesi gerekti. Bunların hiçbiri yapılmadı” dedi.

‘Bu kadar yalana taş çatlardı’

Mimarlar Odası’nın avukatlığını da yapan Sosyal Haklar Derneği Başkanı Can Atalay da yürütmeyi durdurma kararının iptali için yeni bir durumun oluşmadığını aktararak, idarecilerinmahkemenin aldığı karar konusunda başından beri takındığı tutuma dikkat çekti:

“Anayasada kamu idaresinin kuruluş ve görevleri bütündür’ der. 21-29 Ekim arasında idare yani devlet önce böyle bir yürütmeyi durdurma kararının olmadığını söyledi; sonra kararın burasıyla ilgili olmadığını söyledi. Ardından ise bu kararın henüz kendilerine tebliğ edilmediğini savundu. Kadir Topbaş, mahkemenin yürütmeyi durdurmayı iptal ettiğini ise aynı gün alalecele açıkladı. Bu nasıl bir ciddiyetsizliktir anlamak mümkün değil.”

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in cami yapılmak istenen alanda ‘ot bile olmadığını’ söylediğini hatırlatan Atalay, “Bu kadar yalana taş bile dayanamaz çatlar” dedi.

Parsel numarası bu sefer doğru yazılmış

validebağ-karar-belediye

Üsküdar Belediyesi’nin ‘reddettiği’ parsel numarasının belediye meclis kararında olduğu ortaya çıkmıştı.

Öte yandan, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verirken eksik yazdığı parsel numarası, yürütmeyi durdurmanın iptali kararına doğru geçti. Yürütmeyi durdurma kararında ‘178 numaralı parselin güneyindeki tescil dışı alan’ ifadesi kısaltılarak, sadece 178 parselle ilgili denilmiş ve Üsküdar Belediyesi de bu ifadeye dayanarak, ‘kararın 178 numaralı parselle ilgili alındığını, oysa kendilerinin orada bir inşaatlarının olmadığı’ savunmasını yapmıştı.

Mahkemenin tashih gerektiren ifadesi nedeniyle inşaat bir hafta devam etmiş, gerekli düzenleme bir türlü yapılamamıştı. Mahkemenin inşaata devamın önünü açtığı son kararında parsel numarasının doğru yazılması dikkat çekti.