(Özlem Yüzak / Cumhuriyet – 5 Kasım 2014)

Zeytin ağaçları kesildikçe madenler açılacak, insanlar açlıktan ölmemek için ocaklara yani ölüme inecek… Soma’daki katliamda yitip giden 301 can bunun en somut örneğiydi. Daha acısı taptazeyken Ermenek’tekini yaşadık. Belli ki daha analar çok ağlayacak…

10. Zeytin Hasatı için geldiğim Ayvalık’ta Ayvalık Ticaret Odası’nın düzenlediği paneli izlerken aklımda sürekli bunlar dolaşıyor.

Türkiye zeytin üretiminde dünyada ikinci, zeytinyağı üretiminde ise dördüncü ülke konumunda. Doğrudan 500 bin ailenin, doğrudan 10 milyon kişinin ise dolaylı geçim kaynağı olan önemli bir tarım ürünü. Ama Türkiye’den zeytinyağında bir tane bile dünya markası çıkaramamışız. İtalya ve İspanya açık ara önde. QV Ekstra International Başkanı Soledad Serrano 4 kuşaktan beri zeytinyağı üreten bir aileden geldiğini anlatıyor gururla. Ondan sonra konuşan, adını hatırlayamadığım İspanyolun ise 1400 yılından itibaren zeytin üreten bir aileden geldiğini öğreniyorum. Serrano“Bizde de üretici her geçen gün yoksullaşıyor” diyor. Ama onlar bunları aşmak, zeytin ve zeytinyağı üretiminde varlıklarını güçlenerek sürdürmek için mekanizmalar geliştiriyorlar.

Zeytinyağı üretiminde kaliteyi ve üreticilerin birlikte hareket etmelerini sağlamak üzere İspanya’da kurulan QV Ekstra International bunlardan biri. Derneğin 64 üyesi bulunuyor. 5 yıl kadar önce sorunların ve çözüm önerilerinin tartışıldığı büyük bir toplantı yapmışlar ve “kaliteye odaklanma” kararı almışlar. Serrano örnek veriyor. Sızma zeytinyağının üretim maliyeti litre başına 2.70 Avro sent; ama satış fiyatı 2.61 sentlere kadar inebiliyor. Ve bu durum son 10 yıldır böyle sürüyor. Fiyatların geri gitmesinin sadece arz fazlalığından kaynaklanmadığını söylüyor Serrano: “Mal birşekilde tüketime giriyor. Ama sorun yalnış stratejide. Büyük şişeleme firmalarınındağıtım kanallarının fiyatları baskılamasından dolayı. Bu baskılar sonunda üreticiaynı kaliteyi korumakta zorluk çekiyor…”

Tanıdık değil mi?

Panel sonrası sohbet ettiğim Ayvalık Ticaret Odası Başkanı İbrahim Kantarcı da benzer konulara değiniyor. Zeytinyağında ihracata odaklanmak istiyorsak, ki en iyi çıkış yolu bu, çünkü dünyada kaliteli zeytinyağına talep sürekli artıyor, “Ancak kaliteyi artırarak farklılığı yakalayabiliriz” diyor. Bunun için doğru hasat zamanıdan haşereler için kullanılan kimyasallara, toplama yöntemlerine, işleme yöntemlerine kadar bir dizi aşamanın doğru ve planlı yapılması gerekiyor.

İspanya, İtalya gibi ülkelerin başarısında en önemli pay ailelerin yüzyıllar boyu zeytincilikle uğraşmaları, deneyimler ve bilgi nesilden nesile iyileştirilerek aktarılıyor. Bizde ise durum tam tersi. Ayvalık gibi önemli bir zeytin bölgesinde zeytinciliği nesillerden beri yapanların artık bu işten vazgeçmiş olmaları. Geçmişi 1878 yılına, Midilli’ye kadar uzanan Komili ailesi, Sabuncugiller, Sezai Madra ailesi içlerinden sadece birkaçı. Zeytinler satılıyor ama her satın alan zeytinciliği bilmiyor ne yazık ki…

Ayvalık Ticaret Odası bu kapsamda aslında farkındalığı ve bilinci artırmak için önemli çalışmalar yapıyor. Bu bağlamda bu yılki slogan da çarpıcı: “Zeytinyağı,Hayat Bağı”.
Son bir yılda en az 354 maden işçisi maden kazalarında hayatını kaybetti. Zeytin alanlarının maden ve sanayi tesislerine açık hale getirecek olan yasa tasarısı zeytincilerin ölüm fermanı. Hem zeytincinin, hem zeytin işinde çalışırken açlıktan ölmemek için madene inmek zorunda kalan yoksulun…