(Kuzey Ormanları Savunması – 14 Kasım 2014)

“Ben tanırım bu nal seslerini.
Onlar
 
         bir sabah 
çadırlarımıza bir dost türküsü gibi gelmişlerdir. 
Bölüşmüşüzdür ekmeğimizi onlarla. 
Hava öyle güzeldir, 
yürek öyle umutlu, 
göz çocuklaşmış 
ve hakîm dostumuz ŞÜPHE uykuda…

Ben tanırım bu nal seslerini. 
Onlar 
         bir gece 
çadırlarımızdan doludizgin uzaklaşırlar. 
Nöbetçiyi sırtından bıçaklamışlardır 
ve terkilerinde 
                 en değerlimizin 
                            arkadan bağlanmış kolları vardır.

Ben tanırım bu nal seslerini 
onları Deliorman da tanır… “(Nazım Hikmet, Şeyh Bedrettin Destanı)

Zalimin sofrasına oturan da zalimdir

Gezi Direnişi’nin hemen ertesinde, son yaşam kaynağımız olan Kuzey Ormanlarını hep birlikte savunmak için oluşturduğumuz ve o günden bugüne, tüm kararlarını halka açık forumlarda alma ilkesinden asla vazgeçmemiş olan ortak savunma ağımız, Kuzey Ormanları Savunması, karanlığın boğmaya çalıştığı topraklarımızda yeni ve büyük bir umudu yeşertmektedir.

Kuzey Ormanları Savunması, bu büyük mücadelede ihtiyaç duyduğu her türlü maddi gereksinimi, yaşam savunucularının dişinden tırnağından artırdığı katkılarla karşılamış; bir ucu Bulgaristan sınırına, diğer ucu Karadeniz ormanlarına ulaşan bu eşsiz ekosistemi savunma mücadelesinin tek kaynağı, her türlü baskı ve zorluğu yenmeye azmetmiş bir avuç insanın birleşen aklı ve emeği olmuştur.

Giderek sermaye odaklarını ve işbirlikçilerini ürkütmeye başlayan “savunma”, bugün İğneada’da, Polonezköy’de, Gümüşdere’de, Ağaçlı’da, Belgrad’da, Ballıkayalar’da, Demirciköy’de, Sarıyer’de, Sapanca’da, Riva’da, Ağva’da, Ergene’de, Bursa’da, Saray’da ve son olarak da Yırca ve Validebağ’da direnişe geçen binlerce yaşam savunucusuyla birleşmektedir.

Yaşamı savunma mücadelemiz Gezi direnişimiz sonrasında yeni bir ivme ve yeni bir ruhla gelişirken, bir yandan İstanbul ve Marmara’da sayısız yaşam ve doğa düşmanı proje sürdürülmekte; öte yandan “çevre mücadelesi” içindeki konumlarını bu projelerden beslenme aracı haline getirmeye çalışanlar da, ne yazık ki, hala varlıklarını sürdürmektedir.

Sarıyer-Zekeriyaköy Füze Üssü arazisinde, TOKİ tarafından “Siyah Kalem” adlı firmaya taşere edilen ve binin üzerinde villanın yapımının planlandığı bir proje mevcuttur. Orman ve ormana bitişik yeşil ve kamusal alan niteliğinde olan arazi üzerinde yapılmak istenen projeye karşı, Kuzey Ormanları Savunması ve DirenFatihOrmanı kampanyası içinde yer alan Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nden arkadaşlarımız tarafından dava açılarak yürütmeyi durdurma kararı alınmıştır. Yine aynı arkadaşlarımız, planda revizyon yapılarak yeniden başlatılmaya çalışılan projeye karşı ikinci bir dava daha açmışlardır. Öte yandan projeyle ilgili pratik mücadele planının çıkartılması için Zekeriyaköy Forumu ve Sarıyer Kent Dayanışması ile ortak adımlar atılmaya başlanmıştır.

Aynı süreçte Kuzey Ormanları Savunması tarafından, yine Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’ndeki arkadaşlarımızla birlikte başlattığımız DirenFatihOrmanı kampanyası çerçevesinde birçok eylem gerçekleştirilmiş; Sarıyer Belediyesi, oluşan ciddi kamuoyu basıncı ve KOS’un uyarıları karşısında, Fatih Ormanı’nda Bilgili-Doğuş Grubu tarafından yapılmak istenen projeye imar izni vermeyeceğini açıklamıştır.

Kuzey Ormanları Savunması tarafından Fatih Ormanı ve Zekeriyaköy Füze Üssü arazisiyle ilgili çalışmaların yürütüldüğü; ön saflarında yer aldığımız Validebağ Direnişi ve dayanışma duygularıyla kucaklamaya çalıştığımız Yırca direnişinin sürdüğü günlerde, “çevreci kılıklı” bazı kimselerin Zekeriyaköy Füze Üssü arazisindeki projeyi yapan Siyah Kalem isimli firmayla “pastadan pay” pazarlığıyla meşgul olduğunu öğrendik. Bu yaşam bezirganlarının Kuzey Ormanları Savunması ismini pazarlıkta bir tehdit unsuru olarak kullanmaya çalışma aymazlıkları, bu kirli pazarlıktan haberdar olmamızı sağlamış; bilgileri teyit ettirmek için görüştüğümüz firma yetkilileri durumu yeterli kanıtlarla doğrulamıştır.

Bu ahlaksız teklifin adımız kullanılarak yapılmış olması ne kadar can sıkıcı olsa da, yakın zaman önce maruz kaldığımız bir başka ahlaksızlığın açıklığa kavuşmasını da sağlamıştır. Aylardır “ormana proje yapılmaz” sloganıyla Kuzey Ormanları’nın İstanbul içindeki kapısı olan Fatih Ormanı’nda doğayı katletmelerine engel olmaya çalıştığımız Bilgili-Doğuş şirketleri, eylemlerimizi bin bir yalanla ve kirli oyunla baltalamaya çalışmaktadır.

İlginçtir ki, yukarıdaki kirli teklifi götüren “Doğa Savaşçıları” isimli örgütten olduklarını söyleyen (biri bu örgütün başkanı olmak üzere) aynı kimseler, başta Fatih Ormanı’nı savunmak için oluşturulan “DirenFatihOrmanı” kampanya toplantılarına ve Sarıyer Belediyesi’ni konu hakkında uyarmak için yaptığımız toplantılara katılmıştır. Yine ilginç biçimde belediyeyle yaptığımız toplantıların ses kayıtları, esrarengiz biçimde Bilgili Holding’in “eline geçmiştir”. Bilgili’nin bu kayıtları imar izni almak için çeşitli merciler nezdinde şikâyet ve tehdit malzemesi olarak kullanmaya çalıştığını öğrendiğimiz bu süreçte söz konusu kimseler de Fatih Ormanı eylemlerinde hiç görünmemeye başlamıştır.

Dostlarımızla zorunlu olarak paylaştığımız bu çirkin öyküyü birkaç kısa vurguyla bitirmek istiyoruz:

1. Aylar önce de söylediğimiz gibi, ne toplantılarımızın ne de uyarıda bulunmak için kamu kurumlarıyla yaptığımız görüşmelerin ses kayıtlarının yayınlanması ve açıklanmasında bizim için hiçbir sakınca yoktur. KOS forum ve toplantıları ilk gün olduğu gibi bugün de herkese açıktır. KOS toplantı ve görüşmelerinde kirli pazarlıklar, şantaj, ahlaksız-akçalı teklifler yapılmaz; sadece mücadele ve dayanışma konuşulur.

2. Fatih Ormanı’na gökdelen dikmeyeceğini söyleyecek kadar “alçakgönüllü” davranan Bilgili’nin aslında ne kadar “çevreci” bir proje yaptığını anlatabilmek için ortaya saçtığı para bir yana, toplantılarda ne konuştuğumuzu öğrenmek için bunca zahmete girmesi de, mücadelemizden duyduğu korkunun kanıtıdır.

3. Başta Siyah Kalem şirketi olmak üzere doğa yağmacısı şirketlere verebileceğimiz tek bir sağlam söz vardır: “Kuzey Ormanları Savunması, sizden para, kontür istemez! Lütfen ismimizi kullanarak sizden para isteyenlerin gerçek kimliğini kontrol ediniz!” Bizim yaşamın varlıklarına verdiğimiz tek söz, doğayı yağmalayan projelerinizle sonuna kadar mücadele etme sözüdür.

4.  “Doğa Savaşçıları” isimli örgüt, doğa ve yaşam yağmasının işbirlikçisi ve “pasta yiyicisidir”. Tüm yaşam savunucusu dostlarımızın, bu oluşumla tüm ilişkilerini keseceklerine olan güvenimiz tamdır. Kendilerini ise Kuzey Ormanları Savunması hakkında yapacakları her türlü yeni çirkin girişim karşısında şimdiden büyük bir ciddiyetle uyarmak istiyoruz.

Kuzey Ormanları Savunması olarak bizler yaşamı savunmayı, zulme karşı direnmeyi Yırca’da, Validebağ’da, Yeniceşihlar’da, Fatsa’da, Saray’da ve Anadolu’nun dört bir yanında omuz omuza direnmekten onur duyduğumuz analarımızdan öğrendik. Kuzey Ormanlarını, ülkemizi ve dünyayı ne pahasına olursa olsun savunacağız. Yaşamı savunarak, yaşam mücadelesini yenileyeceğiz. Yeni bir insanı, yeni bir ülkeyi, yeni bir dünyayı kendi ellerimizle yaratacağız. Doğa açılan yaralarını saracak; yaşamın hakikati doğa yağmacılarının hayatımızın her alanında yarattığı kirlenmeyi temizleyecektir.