(Orhan Bursalı / Cumhuriyet – 16 Kasım 2014)

90 yıllık zeytin ağacı yan devrilmiş, kökleri havada, boşlukta… Yırcalı anne zeytinleri toplamaya çalışıyor. Gözü yaşlı. “Zeytinlerimizi bile toplamaya izin vermediler…” Arkada benzer görüntüler. Zeytin ağaçları birer birer kalplerinden vurulmuş, upuzun yatıyorlar. 3, 5, 10 değil.. 100, 300, 1000 değil, 6000 bin zeytin ağacı… Dallarında, kendilerini yeniden üretmek için her yıl düzenli olarak var ettikleri siyah zeytinler salkım salkım sallanıyor…
Zeytinler onların bebekleri. Doğanın zor koşullarında nesillerini sürdürebilmek için her ağaç her yıl kendini yüzlerce bebeğiyle çoğaltma yoluna gidiyor… Düşecek yere tohumu, tutunacak ve filizlenecek… Yüzlercesinden biri-ikisi bu şansa sahip.
Çanakkale Savaşı’nın yere serilen yiğit canları gibi… Srebrenica katliamı mı desem… Yoksa dünya savaşlarında cephelerde binlerce askerin yerde upuzun yatan cansız bedenleri gibi…
90 yaş, zeytin ağaçları için ne kadar erken.. tıpkı genç askerler gibi…

manisa_soma_yirca_zeytinlik_kolin_termik_santral

Ben neredeyse 500 yıllık-1000 yıllık zeytin ağaçları gördüm. Seferihisar Teos antik kentinin terk edilmiş yamaçlarında. İki sıralı dizilmişler, aralarındaki daracık yoldan en fazla, binlerce yıl öncesinin bir “atlı savaş arabası” geçebiliyordu. Sanki ilkyaşamdan fırlamışlardı; yorgun, yaşlanmış, kolları kanatları kırılmış ve küçülmüş… Bedenleri pörsümüş, yamrumuş. Ama canlılardı ve üzerlerinde toplayabileceğiniz tek tük yavruları bile vardı… Sanki varlıklarını birbirine yaslanarak sürdürmek isteyen geçmişin kocamış tanıkları…
Ağaçlar da ayakta ölürler, tıpkı atlar gibi…
Ama Yırca’da körpecik 6 bin can, duvarın dibine dizilmiş ve cinayet timlerince kafalarına birer kurşun sıkılarak öldürülmüştü
Bir gece karanlığında… Binlerce çığlık eşliğinde, yeri göğü inleten…

***

Benzer ne alçaklıklar görmüştür yeryüzü şüphesiz ki. Vahşetin paraya çağrısının durdurulmaz tırmanışı, yara yıka ilerliyor. 6 bin canlık bir vahşeti birkaç saat içinde gerçekleştiren kafa, beyin, kör para bilinci, ülkede egemen, iktidar. İstanbul’un kuzey ormanlarını, tam kalbinden keserek, yararak, yıkarak geçen insafsız siyaset, bu kez Yırca’da hükmünü sürdürdü…
Kara siyaset ve dehşet, Gemlik zeytin ülkesi ve insanları üzerinde esiyor… Yerle yeksan edecekler… Çal Dağı’nı yeşilinden soyup, kuş uçmaz kervan geçmez kirli sarıya dönüştürüyorlar… Katliam 500 bin ağaca doğru gidiyor…
Kara düşünce, Ankara’da esiyor.
Kondu-Kaçak saray olarak esiyor…
Dünyanın en pahalı uçağı olarak esiyor..
Ve dünyanın en pahalı, en lüks, en korunaklı, en zırhlı ve her türlü saldırıya karşı hazırlıklı özel yapım Mersedes’i olarak esiyor…
Yırca katliamı, 6 bin canın birkaç saatte infazı ile Ankara’daki dehşet görüntüler, birbirini besleyen, destekleyen, kollayan, birbirlerine varoluş olarak bağlı, biri olmadan diğerinin olamayacağı kadar açık…
Yırca cinayeti, ülkedeki tüm cinayetleri anlamanın şifresidir.
Maden, inşaat, bütün işyerlerinde ve gösteri meydanlarındaki tüm cinayetler..
Hepsi aynı tezgâhta dokunmaktadır…
Yırca’yı unutmayalım. Hiçbir zaman ve asla…