Okuma süresi: 2 dakika

(Sermet Atadinç / canakkaleolay.com – 25 Kasım 2014)

Kapitalizm çevresel değerlerimizi bir rant aracı olarak değerlendirip, yaşamsal değerlerimizi yok edecek saldırılarını ülkemizin her bölgesinde yoğun bir şekilde sürdürürken çevre mücadelesi her noktada karşı duruşunu göstermekte, lokal mücadelelerin birleştirilerek güçlendirilmesi ihtiyacı da kendisini göstermektedir. Çevre mücadelesinin doğru bir şeklide sürdürülmesi, kalıcı sonuçlar elde edecek kazanımların yaratılması konusu da her platformda tartışılıyor. Bu duyarlılık, beraberinde bu mücadelenin birleşik bir hatta sürdürülmesi konusundaki girişimleri de beraberinde getiriyor. Hafta sonu Çanakkale’de bu konuda iki önemli toplantı gerçekleştirdi.

Toplantılardan biri “Kuzey Ormanlarını Savunması” çağrıcılığında tüm Marmara Bölgesi’nde sularımızı, toprağımızı, havamızı ve beton yığınlar ile kentlerimizi yok edecek her türlü kirletici faaliyete karşı mücadelenin birleştirilmesi ve bu anlamıyla güçlendirilmesi amacıyla Aralık ayı içerinde yapılacak bir bölge mitingi için yapılan hazırlık çalışmalarına ilişkin bir toplantı idi.
İstanbul Kent Savunması ve Kuzey Ormanları Savunması ile sürdürülecek dayanışma, özelikle 1/100 binlik plan sonrasında Çanakkale’yi İstanbul’un arka bahçesi haline getirme planına karşı sürdürülecek mücadele açısından ayrıca bir anlam taşımaktadır.
İstanbul’da yapılacak 3. Köprü ve bağlantı yolları ile İstanbul’un oksijen deposu kuzey ormanları yok edilerek ilerlenmekte, bölgedeki ekosistem tahrip edilmektedir.
Gelibolu, Lapseki arasına yapılacak köprü ve bağlantı yolları ile de aynı sonuçlar başta Kazdağları olmak üzere yaşanacaktır.
Kuzey Ormanları Savunması aynı zamanda İstanbul’daki betonlaşmanın önünü açan mega projelere karşıda yaşamsal değerlerin savunması adına mücadele etmektedir.
İkinci İstanbul hedefi ile hareket edilerek ilimizi çevresel felaketlere götürecek olan, eko sistemi yok edecek girişimler karşısında deneyimlerimizi paylaşmak mücadelelerimizi birleştirmek, kentimizin yaşamsal değerlerini savunmak anlamında son derece önemlidir.
Marmara Bölgesi’nde bir bütün olarak her türlü yok edici faaliyete karşı gösterilecek birleşik tepki için tüm duyarlı kesimler şimdiden hazırlıklarını yapmalıdırlar.
Bölgesel bir tepkinin en güçlü şekilde gösterilmesi yaşam savunucularının mücadelesi açısından önemli ve gereklidir.
Diğer toplantı, Çanakkale Kent Konseyi ile Balıkesir Kent Konseyinin birlikte yaptığı ilçe kent konseyleri ve çevre mücadelesi içersinde olan çeşitli sivil toplum örgütleri ve derneklerin katıldığı toplantıydı.
Kent konseylerinin kentlileri bu konuda bilinçlendirmeleri, duyarlılığın geliştirilmesi açısından etkili olacaktır.
Yaşamımızı tehdit edecek her türlü uygulamaya karşı kent konseyleri, birlikteliklerini güçlendirerek etkili savunma mekanizmalarını yaratmaları gerekmektedir.
Kent konseyleri bu alandaki mücadeleyi bürokrasin sınırlarına hapsetmeden, yaşamsal değerlerimizi yok edenler nasıl hukuk tanımaz fütursuzlukla her türlü saldırıyı hayata geçiriyorlarsa, kent konseyleri de bu konuda kentlerini savunmak adına aktif ve etkin bir görev almalıdırlar.
Çanakkale Kent Konseyi ve Çevre Meclisi böylesi bir iradeyi hayata geçirecektir, buna inanıyorum.
Karabiga bölgesi başta olmak üzere termikçi kirleticilerin, Kazdağlarındaki altıncı filonun ve tüm bunlara dayanak teşkil eden 1/100 binlik plan ile gerçekleşecek ve yarınlarımızı tehdit edecek girişimlere karşı geleceğimize sahip çıkmak için hazırlıklı olmalıyız.
Bu işin geri dönüşü yoktur.
Ya yaşama sahip çıkacağız, sağlıklı bir çevrede yaşam hakkımızı koruyacağız.
Ya da daha çok para kazanmak için yaşamsal değerlerimizi yok sayan sistemin bize dayatacağı olumsuz yaşam koşuları altında sağlıksız koşullarda her geçen gün yoğunlaşan hastalıklar ile ölümün korkunç nefesini her an ensemizde hissedeceğimiz bir cehennemi kabul edeceğiz.
Bu işin ortası yok…