(Beyza Kural / BİA – 5 Aralık 2014)

Caferağa Mahalle Evi’nin boşaltılacağına yönelik duyuru üzerine Caferağa Dayanışması’nın çağrısıyla Mahalleliler sabahı Mahalle Evi’nde karşıladı. Polis bugün gelmedi, mahalleliler buranın mevcut haliyle kalmasını istiyor.

Kadıköy, Caferağa’da mahalleliler Kadıköy Kaymakamlığı’nın boşaltılmasını istediği Mahalle Evi’nde bu sabah nöbetteydi.

Caferağa Dayanışması’nın bu sabah saat 10.00’a dek evi boşaltmaları için tebligat gelmesi üzerine yaptığı çağrı sonucu sabah saat 9.00 sularında Mahalle Evi önünde toplanma başladı.

Polis belirtilen saatte gelmezken, Caferağa Dayanışması polisin bugün gelmeyeceğini ancak ileri bir tarihte geleceğini söylediğini duyurdu.

Mahalle Evi çaylar eşliğinde etkinlikler sürüyor. Mahalleliler kamusal alana çevrilen binanın böyle kalmasını istiyor.

İlk sahipler “bilinmiyor”

500-333 (2)

Gezi Direnişi’nden sonra oluşan park forumları mahalle dayanışmalarını oluştururken işgal evleri de bunun ardından geldi.

İstanbul’un ilk işgal evi Yeldeğirmeni’nde kuruldu. Ocak 2014’te de Caferağa Dayanışması mahallelerinde kullanılmayan binayı Mahalle Evi’nedönüştürdü.

Caferağa Dayanışması Yüzleşme Atölyesi’nin açıklamasına göre binanın mülkiyet hakları 1938’de devlet tarafından Arap Ali olarak tabir edilen bir bürokrata tahsis edildi. Daha sonrasında da mülkiyet aile içerisinde kaldı.

2008’de vergi borcu yüzünden Vakıflar Genel Müdürlüğü binaya el koydu.

Atölye, binanın ilk sahiplerinin ise “bilinmediği” şöyle anlatıyor:

“Peki taş duvarlarıyla, cumbasıyla, duvarlarındaki kalemişi süslemeleriyle 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başında inşa edilmiş olduğunu bizlere anlatan Mahalle Evi binasının ilk sahipleri kimdi? Mahalle Evinin tarihinin bu kısmı, yakın tarihimizin pek çok noktası kadar karanlık.

“Fakat şuna kesin gözüyle bakılabilinir: Hacı Şükrü Sok no 24’teki cumbalı binanın ilk sahibi sürgünlerle, tehcirlerle yurtlarından, yuvalarından çıkarılmış, nüfus değişimiyle evlerini terk etmek durumunda bırakılmış, veya ayrımcı devlet politikaları sonucu aniden mal varlıklarını kayb etmiş olan Ermeni, Rum, Yahudi ailelerinden birisine ait. Fakat bugün bu ailenin kimliğine, evin asli mülkiyetine dair en ufak bir bilgi kayıtlarda görünmüyor. Kayıtlarda görünmemesinin yanı sıra bu bilgi mahallelinin hafızasından da silinmiş. 1938’den önce bu evde kimin yaşadığını hatta birilerinin yaşadığını kimse ne biliyor ne hatırlıyor.”

Kaymakamlığın tahliye talebi

500-333 (3)

Caferağa Dayanışma binanın boşaltılması istemi süreciyle ilgili şu açıklamayı yayınladı:

“Caferağa Mahalle Evi kullanılmaya başlandıktan bir ay sonra 10 Şubat 2014’te, Kadıköy Kaymakamlığından Kadıköy Emniyet Müdürlüğü’ne Tahliye (Kimlik Tespiti) konulu bir tebligat gönderildi: ‘…taşınmazın işgalle ilgili muhatap alınacak herhangi bir tüzel kişilik veya şahsa rastlanılmadığı belirtilmiş olup Hazine hak ve menfaatinin korunması bakımından bahse konu taşınmazın işgal edilmesi nedeniyle, tahliye ve ecrimisil işlemleri açısından kolluk kuvvetlerince işgalcilerin kimlik tespitlerinin yapılarak Valilik Makamına bildirilmesi istenmiştir. …’ Usulüne uygun yapılmayan bu tebligattan birkaç hafta önce haberimiz oldu

“14 Kasım’da Mahalle Evi’ne gelen emniyet mensupları tarafından bir kişi adına tutanak tutuldu: ‘…mahalle sakinlerinin faydalanabileceği bir yer olarak temizlediklerini, kütüphane haline getirdiklerini, ticari olarak herhangi bir faaliyet yapmadıklarını, bu yerin bir şahsa veya bir partiye ait olmadığını beyan etmiş…’

“Bu tutanaktan sonra 1 Aralık’ta  , Mahalle Evi’ni tahliye etmek için hazırlıklar yapıldığını öğrendik. Kaymakamlık, Emniyet’e 5 Aralık 2014 Cuma günü saat 10.00’da Emniyet’in evi boşaltmasını bildirmiş ve Belediye’den de eşyalar için araç istemiştir.”

Mahalle Evi’ndekiler anlatıyor

500-333 (4)

Evin boşaltılmasına ilişkin tebligatın ardından Caferağa Dayanışması çağrısıyla mahalleliler ve Dayanışma üyeleri bu sabah Mahalle Evi’ndeydi.

Çaylar demlendi, sohbetler koyulaştı. Mahalle Evi önünde, içeride soba ve çay ocağı başındakilerle konuştuk.

Betül: Burası metruk bir binaydı. Mahalle Evi olmasaydı bir, iki yıl içinde çökebilirdi. Devlet hep yıkıp, yeni binalar yapıp ‘kamu yararı’ der. Binanın bu hali tam da kamu yararına. Parasızca istediğini yap, ticari oluşum yok, resim, yoga yap, çocuklar için doğumgünleri düzenle, göçmenler için yardım topla… Burası Mahalle Evi olarak kalmalı.”

Erhan: Burası Türkiye’deki ilk işgal evlerinden biri. Yaşayan bir organizma. Bizi buradan çıkardıklarında başka bir yeri işgal edebiliriz. Ama Türkiye’de işgal evlerinin korunmasını istiyoruz. Polis gelirse şiddetsiz, pasif şekilde direniriz. Ancak evden de önemli olan burada partili, partisiz bir çok insanın bir arada olduğu, başkansız, yönetim kurulsuz kurulan siyasetin yürütülmesi.”

Sinan: İstanbul’da bir milyona yakın boş ev ve sayısı bilinmeyen evsizler var. İnşaat sektörü artıyor, evlere oturabilen yok, pırlanta gibi duruyorlar. Öğrenciler, dar maaşlılar Kadıköy’de fare deliği gibi yerlere iki bin lira ödemek zorunda kalıyor. Sokaklarda yaşayanlar, ya da buradaki gibi oluşumlar bu evleri işgal ediyor. Boş olan da olmayan evler de bizim.

İrem: Burası para harcamadan istediğin her şeyi yapıp üretebildiğin bir yer. Kamusal alanların sayısı düşerken burası herkesin gelip aklındakileri söyleyebildiği ir kamusal alan. Buranın yerine gelecek şey para vermeden içeri giremememize neden olacak.