(Özer AKDEMİR / Evrensel, 5 aralık 2014)

İkisi de Aliağa’da, ikisi de zamanlarının en önemli antik kentlerinden. Birinin üzerinde günümüzde sanayi tesislerinin bacaları, atıkları, cürufları, yollar var. Diğerinde zeytin ağaçları ve konutlar. İkisinin de tam sınırları hâlâ keşfedilmiş değil. Biri, sanayi kuruluşlarının fabrika kurabilmesi için sit statüsü değiştirilerek talana açılmış. Daracık bir alana sıkıştırılmış, yani sanayiye kurban edilmiş. Diğerinin kıyımına ise zeytinlerden başlanacak!

Aliağa yakınlarındaki Kyme ve Myrina antik kentlerinden bahsediyoruz. Aliağa’nın güneyinde Nemrut Limanı civarında bulunan Kyme antik kenti, yöredeki yoğun sanayileşme politikaları sonrası küçücük bir alanda, varlığını sürdürmeye çalışıyor. Aliağa’nın kuzey tarafına düşen Çaltılıdere köyü yakınlarındaki Myrnia antik kentinde ise “Sit alanı üzerine dikilmişler” gerekçesiyle zeytin ağacı kıyımı gerçekleştirilmek üzere.

Dededen kalma arazilerine 1997 yılında zeytin diken Şenol Yoldaş ve üç kardeşi, 15 yaşını geçen ağaçlarının Myrina antik kentinin sit sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle kesilmek istenmesine karşı mücadele ediyor. Antik kentin sınırlarının hâlâ tam olarak belirlenmediğini ve 1. derece sit olarak belirtilen alanda zeytinliğin yanı sıra çok sayıda konutun da bulunduğunu belirten Şenol Yoldaş, ağaçların kesilmesini önlemek için Belediye ve Anıtlar Yüksek Kurulu arasında mekik dokuyor.

ZEYTİNDEN BAŞLAMAK EN KOLAYI

1. derece sit alanı içerisinde kalan 6.5 dönüm bir zeytinlikleri olduğunu belirten Yoldaş’a, Aliağa belediyesi telefonla bu zeytinlerin “Başka yere taşınacağı”nı bildirmiş. “Taşıma dedikleri işin hikayesi. Bu ağaçları iyice budamadan taşıyamazlar. Bu da ağacın yok olması demek” diyen Yoldaş, bölgede 200’ün üzerindeki zeytin ağacının bulunduğunu belirtiyor. Yoldaş, “Bu zeytinlerin antik kente ne zararı var ki? Üstelik sit alanı içerisinde birçok ev olmasına rağmen zeytinleri oradan kaldırarak başlamak istiyorlar Kurul kararını uygulamaya. Koruma Kurulundan bir yetkiliyle görüştük. Antik kentin 1989 yılında 1. derece sit ilan edildiğini söyledi. Bizim zeytinler 1997 yılında dikildiği için kaldırılacakmış. Sit yasasına göre antik kent üzerindeki dikili, ekili her şeyin yıkılacağını söyledi ama yıkıma zeytinlerden başlanmasının belediyenin işi olduğunu bildirdi. Bana, ‘Evleri yıkmak daha zor olur diye ağaçlardan başlamış olabilirler’ dedi”  diye konuştu.

EGEÇEP Hukuk Komisyonu Üyeleri Av. Berrin Esin Kaya ve Av. Arif Ali Cangı olayı şöyle yorumladı; “Allianoiye, Hasankeyfe baraj yapılsın sesini çıkarma, koca koca sermaye gruplarının sanayi tesislerine karşı sus, inşaat, köprü vs. HES’lerde doğal sit alanlarının katlini seyret  köylünün 2 zeytinine karşı amansız mücadele ver. Her şey bitti zeytin mi kaldı?”

MADEN VE TERMİK SÖYLENTİSİ VAR

Aliağa Çevre Platformu (ALÇEP) Yürütme Kurulu Üyesi Şennur Yüksel Bal, uzun zamandır Çaltılıdere köyü yakınlarında termik santral ve perlit madeni kurulacağı söylentilerinin olduğuna dikkat çekerek, bu son gelişmeler arasında bağlantı bulunabileceğini ileri sürdü. Bal, “Myrina 1989’da sit kabul edilmiş. Üzerindeki zeytinlik 1997 yılında dikildi diye kesilmek isteniyor. ‘Kyme antik kenti hangi yıl tescil edilmiş ve bu tarihten sonra üzerine kaç tane fabrika kurulmuş?’ bir bakılırsa, iki antik kente bu iki farklı tutum çok daha belirgin görülecektir” dedi.