(S. Gülcan / Aydınlık – 31 Aralık 2014)

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) AKP’nin 2014 yılı çevre karnesini açıkladı. ÇMO Başkanı Baran Bozoğlu ‘Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2014 yılında halkın yüreğini kanatan uygulamalar yaptı. Bakanlık sınıfta kaldı’ dedi.

İç politika, dış politika, eğitim, sağlık, çalışma hayatı gibi birçok konuda büyük tartışmaların ve acıların yaşandığı 2014 yılı içerisinde çevre problemleri de büyük yer tuttu. AKP Hükümeti’nin mahkemelerin iptal kararlarına rağmen devam ettirdiği rant ve seçim odaklı çevre uygulamaları, ülkeyi büyük çevre sorunlarıyla karşı karşıya getirdi. AKP’nin 2014 yılındaki çevreyle ilgili uygulamalarını değerlendiren Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Başkanı Baran Bozoğlu, “2014 yılı çevre sorunlarının arttığı ancak çevre sorunlarına karşı demokratik katılım anlayışının azaldığı bir yıl olmuştur. Çevre mevzuatında gerilemeler, uygulamalardaki çelişkiler, halkın yatırım sürecine katılımında azalmalar, hava kirliliğinde ve su kirliliğinde artış, kuraklıkta belirgin yükseliş, 2014 yılındaki olaylardan bazılarıdır” diye konuştu.
 
2011 yılında kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda “çevre” alanına dair 20 yıllık birikim ve hafızanın neredeyse yok olmak üzere olduğunu kaydeden Bozoğlu, “Süreçler, bilimsel ve teknik yaklaşımla, kamu yararı ilkesiyle yürütülmemektedir. Bakanlığın 2014 yılı üzerinden yaptığımız değerlendirmesinde, kanaat notu bile fayda etmemektedir, Bakanlık sınıfta kalmıştır. Bu nedenle, acilen teknik ve bilimsel yanı güçlü, siyasi kararlardan uzak, doğanın ve kamunun yararını gözeten, çevre mühendisi istihdam eden bir ‘Çevre Bakanlığı’ kurulmalıdır” ifadelerini kullandı. Çevre Mühendisleri Odası, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı için hazırladığı 2014 yılı karnesinde, AB Çevre Faslı, Yönetmelikler ve Kanunları Uygulamaları, Doğa Sevgisi ve Çevre Sorunlarına Duyarlılık, Çevre Sorunlarına Halkın Katılımı, Takım Çalışması, İletişim ve Sosyal Etkileşim, Çözüm Odaklı Olma derslerinin tümüne “1” notu vererek Bakanlığı sınıfta bıraktı.
Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, Çanakkale’de 1 termik santralin inşaat halinde, 7’si planlama sürecinde ve 2’si çalışır halde 11 santral bulunduğunu söyledi. Bunlardan 1’i inşaat halinde 4 termik santral projesinin ise Karabiga’da yer aldığını bildiren Bozoğlu, Karabiga’da 4 tane Akdeniz fokunun yaşadığı mağaranın yer aldığını açıkladı. ÇED raporunda bundan bahsedilmediğini ve Bakanlığın da bunu sormayarak fokların kamuoyundan gizlendiğine dikkat çeken Bozoğlu, “Türkiye’de toplam 40 tane Akdeniz foku var ve 4 tanesi bu bölgede yaşıyor. Bu bölgede yaşayan foklar yaşamını yitirecek. Hatırlarsanız “Badem” isminde bir fok vardı ve Bakanlık popülist yaklaşımlarla günlerce onunla ilgilendi. Burada onlarca Badem  ve onlarca Badem’i koruma şansımız var” dedi. Akdeniz foklarının öldürülmesinden endişeli olduklarını söyleyen Bozoğlu, “‘Bu bölgede fok yok’ yaklaşımını ortaya koyacaklarını düşünüyoruz. Akdeniz Foku Araştırma Grubu tarafından kamera kaydı yapıldı ve mağarada fokların olduğunu kanıtladılar” dedi.

Hükümetin 2014 yılı içerisinde mahkeme kararlarını, bilimi ve kamu yararını göz ardı ederek devam ettirdiği uygulamalar ve projeler şöyle:
Üçüncü Havaalanı projesi, Phaselis Otel Projesi, Atatürk Orman Çiftliği’nde yapılan KaçAK Saray, “Sulak Alanların Korunması” adıyla yayımlanan ama sulak alanları yok eden yönetmelik, Milli Parklar Yönetmeliği’nde değişiklik yapılarak milli parkların yok edilmesi, meslek örgütlerinin hazırladığı Soma Kanunu’nun önemsenmemesi, Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ertelenmesi, Ergene Havzasındaki kirlilikle ilgili atık su kriterleri uygulamasının 2016’ya ertelenmesi,
ÇED Yönetmeliği’nin değiştirilerek AB kriterlerinden uzaklaşılması, HES projelerinin Doğal SİT alanları içine yapılabilmesi kararı, şehir hastanelerine ÇED muafiyeti getirilmesi, Plansız şekilde ihalelerin yapıldığı Tuz Gölü’nün parsellenmesi, Eymir Gölü’nün yanındaki Özel Çevre Koruma Alanına otel projesi, Yırca’da zeytin ağaçlarının hukuksuzca kesilmesine Bakanlığın sessiz kalması, Amasra’da termik santral olmamasına rağmen ZETES ile arasında elektrik iletim hattı kurmak için çok sayıda ağacın kesilmesi, zaten kuruyan Burdur Gölü’nü besleyen Ulupınar Deresi’ne gizlice Karakent Göleti yapılmaya çalışılması, 1. derece doğal SİT alanı Alakır Vadisi’nde 5 tane HES projesi, Artvin Cerattepe’de doğal alanı yok edecek olan altın madeni projesinin ÇED sürecini devam ettirilmesi,
Arhavi’de denetimden uzak 7 adet HES projesi, Munzur’daki HES projesinin Danıştay tarafından iptal edilmesine rağmen Bakanlığın ülke tarihinde bir ilk olan üstün kamu yararı kararı almasıyla sürecin devam ettirilmesi. Çanakkkale’deki proje için 510 bin ağacın kesilmesi.