(Egepostasi – 24 Ocak 2015)

İzmir’in tarihi ve doğal güzellikleri ile dikkat çeken, turizm, tarım ve hayvancılıkla geçinen en önemli bölgeleri arasında yer alan Yarımada Bölgesi’nde “enerji” saldırısı bitmek bilmiyor. Son dönemde enerji yatırımları ve rüzgar enerji santrallerine yönelik art arda gelen ÇED onayları sonrasında şaşkına uğrayan halk dört bir yanlarının kuşatıldığını belirtikten, Karaburun Kent Konseyi tarafından açıklanan rakamlar ise bölgenin dramını gözler önüne serdi.

Her fırsatta bölgenin özel çevre koruma alanı ilan edilmesi yönündeki taleplerini yineleyen ve Ankara nezdinde girişimleri ile doğa mücadelesini aralıksız sürdüren Karaburun Kent Konseyi yarımada halkı adına oldukça önemli bir tablo ortaya koydu. Artan RES onayları ve ÇED gerekli değildir raporları sonrasında yazılı bir açıklama yapan Kent Konseyi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na kritik çağrılarda bulundu.

Yarımada halkının taleplerini ve tepkisini hazırlanan raporla kamuoyuna duyuran Karaburun Kent Konseyi şu açıklamayı yaptı: “Karaburun Yarımadası doğal yapısıyla, zengin ekosistemi, nesli tükenmekte olan türleri de barındıran biyolojik çeşitliliğiyle, kadim kültürüyle korunarak gelecek nesillere aktarılması gereken nadir bölgelerden biri. Yarımada yaşayanları sahip olduğu değerlerin bilinciyle, Yarımadanın korunarak kalkınmasını sağlayacak bir koruma şemsiyesi talebiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığna başvurmuştu. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü “ … mutlaka Özel Çevre Koruma Alanı olarak ilan edilmesi gereken ulusal ve uluslararası açıdan önemli bir yarımada…” olarak tanımladığı Karaburun Yarımadası’nın, tüm karasal alanı ile çok önemli bir deniz alanının ÖÇKA ilan edilmesi için Bakanlar Kurulu’na sunulmak üzere teklif raporu hazırladı. Bu rapora, ilgili tüm Bakanlık/kurumlar olumlu görüş verdiler. Bu teklif raporuna olumsuz görüş bildiren tek kurum Rüzgar Enerji Santrali (RES) yatırımları nedeniyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. Yarımada’nın %61’i (252 km²) Çevresel Etki Değerlendirmesine bile gerek duyulmadan tek bir firmaya RES yatırımı için tahsis edilmiştir. Karaburun Yarımadası’nın 415 km²’lik yüzölçümünün 2/3’den fazlası, EPDK üretim lisanslarıyla, ÇED Gerekli Değildir Raporlarıyla RES’lere tahsis edilmiş durumda. Yarımada’nın çeşitli bölgelerine yerleştirilen ölçüm direkleri ise yeni RES’lerin habercisi. Yarımada’da kurulumu tamamlanan RES Projeleri 80 türbini kapsamaktadır. Yatırımını tamamlayan firmalar kapasite artış başvurularını yapıyorlar. Henüz çeşitli izin aşamalarında olan projeler/kapasite artışlarıyla ulaşılması beklenen türbin sayısı ise bunun neredeyse 2 katıdır. Bunlardan ikisine daha Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Ocak ayında yeni izinler/onaylar verildi:

– Çalık Grubu’na ait Sarpıncık RES Projesine, ÇED Olumlu raporu verildiği ilan edildi.
– Enda Holding’e ait Mordoğan RES Projesi Uygulama İmar Planı onaylandı ve askıya çıkarıldı.

10.04.2014’te Sarpıncık RES Projesi sözde “Halkın Katılımı” toplantısı halkın protestosu nedeniyle gerçekleşmedi. Belediye Meclis üyeleri, Karaburun Kent Konseyi, Sarpıncık Mahallesi Muhtarınca imzalanan tutanakta “Karaburun Yarımadası’nda mevcut kurulu RES’lere ilave olarak kurulacak yeni bir RES’in çarpan kümülatif etkiyle Yarımada’nın ve Sarpıncık-Hasseki bölgesinin sahip olduğu doğal/kültürel/ekonomik değerlerin geri dönüşsüz biçimde yok olmasına neden olacağı” belirtildi. Konuyla ilgili ayrıntılı raporlar Karaburun Belediye Başkanlığı ve Karaburun Kent Konseyi tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gönderilerek Projeye olumlu ÇED Raporu verilmemesi gerektiği görüşü yinelendi. Halkın ve yerel yönetimin görüşleri yok sayılarak ÇED Olumlu Raporu verilen bu projeyle, Hasseki ve Sarpıncık köylerinde 278.598 m² alanı kaplayacak türbinlerin Sarpıncık köyüne 500m-600m ve Hasseki köyüne 260 m mesafede kurulması öngörülüyor. Bu proje, Salman RES ve Karaburun RES Projelerine komşu alanlardadır. Türbinlerin tarım arazisi ve çayır-mera alanları, zeytinlik amaçlı olarak kiralanan parseller üzerine kurulması öngörülüyor. Karaburun Yarımadası’nda, çok engebeli coğrafi yapı nedeniyle tarım alanları çok kısıtlıdır. Temel geçim kaynakları ise zeytin, mandalina, enginar ve keçi yetiştiriciliğidir. Şimdi, zeytincilik için Hazineden kiralanan alanlarda, kira sözleşmelerinin iptaliyle, özel mülkiyetteki toprakların acele kamulaştırma kararlarıyla, bu alanların Sarpıncık RES projesi için tahsisi söz konusudur. Ayrıca, otlak mera alanları da yok ediliyor.

ÇED Raporunda, işletmenin 2 yılı süresince nesli tehlike altında olan kuş varlığının nasıl etkileneceğinin gözleneceğinden söz edilmektedir. Bu, geri dönüşü olmayan bir uygulamadır. 2 yıl sonra, nesli tükenmekte olan küresel ölçekte koruma altındaki Ada Martısı, Yılan Kartalı, Ada Doğanı… “yok olmuş” mu denecektir? Makilik alanların tahribinden sonraki aşama çölleşmenin habercisi olan frigana örtüsüne geçiştir. İzin verilen ölçüsüz yatırımların sonunda “Pardon Yarımada çölleşmiş” mi denecektir?

Bu arada, Enda Holding’e ait Mordoğan RES projesiyle de, Mordoğan bölgesinde (Aşağıovacık- Başovacık-Yellicebelendağı-Yenicepınar) 9.3 hektar alanda 5 adet türbin kurulumu öngörülüyor. Bu bölgede, Mordoğan mahallesi ve Kösedere, Eğlenhoca yerleşimlerini etkileyen, Ayen Enerjiye ait 16 türbinlik proje tamamlanmış, firma kapasite artışı başvurusu yapmıştır. Karaburun Belediye Meclisi, 07 Mart 2014 tarihli toplantısında, Mordoğan RES’le ilgili imar düzenleme talebinin Karaburun Yarımadası ÖÇKA İlanı süreci de dikkate alınarak ertelenmesine karar vermişti. 30 Mart seçimlerinden sonra Karaburun Belediyesi İzmir Büyükşehir Belediye sınırları içine alınmış, ancak Projeyle lgili İmar Planı düzenlemeleri Büyükşehir by pas edilerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılmıştır.

Karaburun Yarımadası’nın tüm yaşam ve yerleşim alanları türbinlerle kuşatılmaktadır. Konu, salt “enerji sektörü 2023 yılı hedefi” sınırları içinde değerlendirilemeyecek kadar vahim boyutlara ulaşmıştır. Halkın geçim kaynakları, kırsal kalkınma potansiyeli ve bu anlamdaki ekonomik değeri de, ekonomik ömrü 49 yıl olarak ifade edilen RES projelerinin tehdidi altına alınmaktadır. ÖÇKA ilanı öngörülecek kadar değerli olan Karaburun Yarımadası’nı enerji üretim sahasına dönüştürmek isteyenlerin, nadir bir yaban hayatını, zengin bir kırsal kalkınma potansiyelini ve geleneksel sosyal/kültürel yaşamı, bir dünya mirasını 49 yıllık ömrü olan RES’lere geri dönüşsüz şekilde kurban edeceklerini bilmiyor olmaları düşünülemez.

– Enerji Bakanlığının, Yarımadanın ÖÇKA ilan edilmesine ilişkin rapora olumsuz görüşünü geri çekmesi ve bu ilan kararının ivedilikle alınması,
– RES Yatırımlarının Karaburun Yarımadası’nın bütünü üstündeki toplam ve çarpan etkilerinin dikkate alınarak, ÇED olumlu/ÇED Gerekli Değldir kararlarının iptali,
– Tüm Yarımada’yı kapsaması öngörülen, inşaatı başlamamış olan yeni RES projelerinin/kapasite artışlarının durdurulması ve imar izinlerinin iptali/durdurulması talebimizi yeniliyor ve yaşam alanlarımızı koruma mücadelemizi artan bir kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.”