(KOS Medya 28 Ocak 2015 )

Kısırkaya Ölüm Kampı’na karşı yaşam savunucuları 28 Ocak Çarşamba Makina Mühendisleri Odası’nda bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında Kuzey Ormanları Savunması’ndan Balaban Cerit, Yeryüzüne Özgürlük’ten Burak Özgüner, Mimarlar Odası’ndan Mücella Yapıcı ve İstanbul Barosu Hayvan Hakaları Komisyonu’ndan Avukat Hülya Yalçın Kısırkaya’daki hukuksuzlukları ve hak ihlallerini anlattı. Basın açıklaması sırasında Kadir Topbaş’ın Mart 2014’te katıldığı bir televizyon programı görüntüleriyle, İBB’nin 27 Ocak’ta yaptığı açıklaması da yalanlandı. Basın açıklamasının tamamına ve video görüntülerine aşağıdan ulaşabilirsiniz:

kısırkaya basın toplantısı

BASINA VE KAMUOYUNA, 28 Ocak 2015, Çarşamba

İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Kısırkaya köyünde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, 72 hektarlık bir arazi üzerine “Kısırkaya Geçici Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Bahçeli Yaşam Alanı” adı altında, toplama kamplarından farksız bir hayvan tecrit merkezi inşa edilmiştir. Bu inşaat, binlerce hayvanın, yaşadığı yerden toplanarak merkezde alıkonması, bu canlıların doğalarına aykırı şekilde birlikte yaşamaya mecbur bırakılacağı anlamına gelmektedir.

Kısa süre içinde bir hayvan soykırımı merkezine dönüşecek olan bu tesis, hayvanların yaşam haklarının yok edilmesinin yanında, imar mevzuatı, doğa ve kent suçları, arazilerin niteliklerinin hukuksuzca değiştirilmesi ve ranta açılması tartışmalarını da beraberinde getirmektedir.

Kamuoyuna hayvanlar için neredeyse 5 yıldızlı bir otel konforunda tesis hazırlandığı şeklinde pazarlanan bu süreç, fiili olarak binlerce hayvanın hapsedilmesi sonucunu getirecektir. Bu sözde “iyi koşullar”ı diline dolamakta olan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın ve İBB’nin en üst düzey yöneticilerinin ve bu kurumların, hayvanların yaşam haklarının ihlâli konusunda sicili son derece kabarıktır. Yıllarca usulsüz ve yasa dışı köpek toplamalarıyla, binlerce köpeğin ölümünden sorumlu olan İBB, kendi kontrolünde olan Hasdal Geçici Hayvan Bakımevi’nde, 2009’da 70 kadar yavru köpeği hastalık şüphesini öne sürerek katletmiştir.  Hasdal Geçici Hayvan Bakımevi haricinde de İstanbul sınırlarında bulunan hayvan barınaklarının utanç verici koşulları tüm kamuoyu tarafından bilinmektedir. Barınaklarda hastalıklardan ve sıfıra yakın bakım koşullarından, sayısız hayvan hayatını kaybetmektedir. Barınakların durumunu ortaya koyan birçok video, internet üzerinden kolaylıkla erişilebilir durumdadır. Kısırkaya’da açılmak üzere olan bu tesis, İBB’nin şimdiye dek İstanbul genelinde küçük barınaklarda sürdürdüğü bu uygulamalarını merkezîleştireceği, hayvan katlini sistematik hale getireceği bir yapı olacaktır. Bunun yanında, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik öngören ve şu an TBMM Genel Kurulu gündeminde olan tasarıda yer alan, toplanan hayvanların “okul, hastane, ibadethane, çocuk oyun alanı gibi toplumun yoğun olarak kullandığı yerler”in yakınına bırakılamayacağının ifadesi, hayvanlara kentte yaşatılmayacağını işaret etmektedir. Bir yasa tasarısında belli bir alanı, “gibi” kelimesiyle muğlak şekilde tarif etmek, uygulamada keyfiliğin önünü açmaktadır. Ayrıca, yürürlükteki 5966 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 9. maddesinin ikinci fıkrasındaki aşağıdaki b ve c bentleri de devlete son derece geniş ve keyfi bir hayvan imha yetkisi tanımaktadır:

  1. b) Akut bulaşıcı bir hayvan hastalığının önlenmesi ya da eradikasyonu amacıyla veya insan sağlığı için risk oluşturan durumlarda,
  2. c) Davranışları insan ve hayvanların hayatı ve sağlığı için tehlike teşkil eden ve olumsuz davranışları kontrol edilemeyen durumlarda, veteriner hekim tarafından ötenazi yapılmasına karar verebilir.

Söz konusu tesis, başta Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği’ne ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın barınak kriterlerine dair yayınladığı genelgeler olmak üzere birçok mevzuat hükmü çiğnenerek inşa edilmiştir. İBB’nin iddialarının aksine tesis; Karadeniz’i, kıyısında korunaksız bir şekilde karşısına alan dik bir yamacın üzerinde, su yoğunluğunun fazla olduğu, ulaşımın kolay olmadığı, kötü hava koşullarına ve sert rüzgârlara sahip olan, toprak kaymalarının gerçekleştiği bir noktada inşa edilmiştir. Bu demek oluyor ki, devlet burada kendi çıkardığı mevzuatı bizzat kendisi çiğnemektedir. Ayrıca İBB, 27 Ocak 2015 tarihinde yaptığı açıklamada, tesisin tedavi, ameliyat ve yavrulu anne bölümlerinin  yerden ısıtmalı olduğunu ifade etmektedir. Bu açıklama, belirtilen bu birimlerin dışında barındırılacak hayvanların yerden ısıtma imkânından mahrum bırakılacağına işaret etmektedir. Bu hayvanların, Karadeniz’den esen sert rüzgârlara karşı içine kapatılacakları dört duvar tarafından korunamayacağı açıktır.

5059ad850e23531df90f2bd4b92f164a

Kısırkaya’da devlete sadece mevzuat ihlâli yetmemiştir. İnşaatın yapılabilmesi için doğal alanlar üzerinde bir dizi yasal düzenlemeye gidilmiştir. Orman ve Mera Kanunları ve bu kanunların uygulama yönetmelikleri üzerinde gidilen değişikliklerle doğal alanlar sermayenin tahribatına açılarak rant alanları haline getirilmiştir. Kısırkaya’da bu tesisin inşasının önü de Mera Kanunu’nda gidilen değişiklikler sonucu mümkün olmuştur.

İBB’nin bu inşaatı gerçekleştirme sürecindeki yöntemlerinden bir diğeri de bilgi saklamadır. İBB, kendisine projenin arazi tahsis kararı ve ilgili yazışmaları hakkında bilgi almak için, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yapılan başvuruları yanıtsız bırakmıştır. İBB’nin bu kanuna uygun hareket etmesi, ancak Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na yapılan başvuru ile mümkün olmuştur. Yine İBB, inşaatı yaklaşık 2 sene süren ve şu an tamamlanmış olan bu projeyi imar planlarına işlememiştir. Bu yolla İBB, projenin imar planlarının askıya çıkmasını ve itiraz yolunun açılmasını da engellemiştir. Projenin inşa edildiği arazi, imar planlarında hâlâ 2. derece SİT ve mera alanı olarak görünmektedir. Arazinin bu projeye tahsisini sağlayan karar, Belediye Encümeni tarafından alınmıştır. Fakat Belediye Encümeni’nin kararı, bir arazinin mera alanı niteliğinin değişmesi için yeterli değildir.

İBB projeye dair gerçekleri gizlemeye çalışırken, tesisin hayvan barındırma kapasitesi hakkında birden farklı yerde değişik veriler paylaştığını unutmuştur. İBB, 27 Ocak 2015’te yaptığı açıklamada tesisin köpek barındırma kapasitesini 1650 olarak açıklamıştır. Fakat yine İBB, tesisin yürütmesinin durdurulması ve projenin iptali talebiyle geçtiğimiz sene kendisine açılan dava kapsamında İstanbul 6. İdare Mahkemesi’ne verdiği savunmada, hayvan barındırma kapasitesinin toplam 4 bin olduğunu belirtmiştir. Kadir Topbaş ise 14 Mart 2014’te tüm Türkiye’ye yayın yapan bir televizyon kanalında bu kapasitenin 20 bin olduğunu vurgulamıştır. Topbaş, aynı televizyon programında Kısırkaya’dakine benzer bir dev tesisin de İstanbul’un Anadolu yakasında inşa edileceğini duyurmuştur. Sizlere, bu kadar net bir şekilde çelişerek İBB’nin canlı yaşamına yaklaşımını ifşa eden Topbaş’ın bu konuşmasını izletmek istiyoruz.

Projenin gerçekleşmesini sağlayan tüm bu süreç, arazi seçim ve tahsisinde usulsüzlükleri, mevzuat hükümlerinin çiğnenmesini ve birçok uygulamada keyfiyetin önünün açılmasını içinde barındırmıştır. Tesisin faaliyete başlaması halinde hayvanların sistemli bir tecrit ve imha tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı, başlayamaması veya arazi tahsis amacında olası bir değişiklik yapılması halindeyse, tüm bölgenin imara açılacağı ve rant politikalarıyla tahrip edilerek İstanbul’un ekosistemine onarılmaz zararlar verileceği kaygısını taşımaktayız.

4342 sayılı Mera Kanunu’na 10 Eylül 2014 tarihindeki değişiklikle “Bakanlar Kurulunca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı olarak ilan edilen yerlerin, ilgili müdürlüğün talebi, komisyonun ve defterdarlığın uygun görüşü üzerine, valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir” bendi eklenmiştir (Madde 14/ı bendi). Bu tarihteki torba yasa değişikliğiyle Mera Kanunu da meraların kentsel dönüşüm projeleri kapsamında kullanılabilmesinin önünü açmıştır. Kısırkaya toplama kampının arazisi de statüsü değiştirilen bir meradır. Arazinin bir kilometre ilerisinde ise İstanbul’un Kuzey Ormanları’nı yok etmekte olan üçüncü köprünün yol güzergâhı bulunmaktadır. Kısırkaya’ya komşu olan ve İstanbul’un meyve sebze kaynaklarından olan Gümüşdere de, mera ve tarım alanlarına bazı sermaye gruplarının göz diktiği bir başka doğal alandır.

544ab57717626a07def25b1b14042e0e

Siyasî iktidarın sermayeyle kurduğu rant ittifakı, günümüz Türkiye’sinin ayyuka çıkmış bir gerçeğidir. Bu gerçek kendini Kısırkaya’da da göstermiştir. 17 Aralık sürecinde yapılan yasal dinlemelerde, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet Ayyıldız arasında geçen konuşmalarda, Emine Erdoğan’ın ricası üzerine Kısırkaya ve Gümüşdere çevresinin imara açıldığı iddiası birçok haber kaynağına girmiştir.

Sorun sadece İstanbul’la sınırlı değildir. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 10 Ocak 2014’te gerçekleştirdiği basın toplantısı ve çıktığı programlarda, bu tesisin takip eden örneklerinin Kocaeli ve Trabzon’da da açılacağını belirtmiştir. Bu demeç, hayvanların yaşam haklarının ihlâlinin ve özgürlüklerinin gaspının tüm Türkiye’de rutin uygulama haline geleceğinin ilanıdır.

Kısırkaya’daki bu proje; kent, doğa ve yaşam haklarına karşı işlenen birçok suçu birleştirmiştir, bu bağlamda tüm yaşam savunucularının doğal mücadele alanıdır. Gerek sokakta gerekse hukuki süreçte konunun takipçisi olacağımızı duyuruyoruz. 31 Ocak 2015 Cumartesi günü saat 12.00’da Kısırkaya’daki hayvan tecrit merkezi önünde buluşmaya davet ediyoruz.

 

BAĞIMSIZ HAYVAN ÖZGÜRLÜĞÜ AKTİVİSTLERİ

İSTANBUL KENT SAVUNMASI

KUZEY ORMANLARI SAVUNMASI

SARIYER KENT DAYANIŞMASI

YERYÜZÜNE ÖZGÜRLÜK DERNEĞİ