(Aydınlık, Yusuf Yavuz – 2 Şubat 2015)

Çevre, enerji ve fizik gibi alanların dışında istatistik konusunda da bilimsel çalışmaları olan nükleer fizikçi Prof. Dr. Ali Ercan ile 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Türkiye’nin su politikalarını konuştuk.

Türkiye’nin iddia edilenin aksine akarsulardan enerji elde etmek konusunda dünya ortalamasının çok üzerinde olduğunu vurgulayan Ercan, hidroelektriğin elektrik üretimindeki payının dünya ortalamasının yüzde 5, Türkiye’de ise yüzde 10 olduğunu belirterek “Her türlü HES inşaatı derhal durdurulmalıdır” dedi. Ercan’a göre, geleceğe yönelik bilimsel çözümler yaşama geçirilmezse sadece ülkeler arası değil, kentler arası su savaşlarının yaşanacağı kaotik bir geleceğe doğru sürükleniyoruz.

Dünyada erişilebilir ve kullanılabilir tatlı su rotasyonunun yılda 14 bin kilometreküp olduğunu söyleyen Ercan şu bilgileri paylaştı: “Gezegenimizdeki suyun yüzde 70 kadarı okyanuslardaki, denizlerdeki tuzlu sulardır; tatlı suların yüzde 99 kadarı da erişilemeyen buzullar halinde kutuplarda bulunuyor. İnsanoğlunun erişip kullanabildiği tatlı su tüm su miktarının yanında yüz binde bir kadardır. Kısır, gündelik, popülist yaklaşımlarla, baraj, gölet, HES inşaatları ne kadar yararlı olduğu sanılsa da sonuçları öngörülemeyen ve onarılamayan birçok riski beraberinde getirebilir.”

TOPRAĞIMIZ YORGUN
Prof. Dr. Ali Ercan, Türkiye’de su yönetimini ve nüfus artış politikalarını da şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye’nin nüfusuna oranla yeterli miktarda tatlı su potansiyeli yok. Su potansiyeli hareket ediyor; çölleşen alanlar, taşkınlar ve yoğun yağışlar dünya coğrafyasında sabit kalmıyor. Anadolu önümüzdeki 100 yıl içerisinde giderek çölleşecek, su kaynaklarının yarısı kuruyacak. Anadolu, sadece su açısından değil, diğer yaşam kaynakları özellikle enerji kaynakları açısından da bakıldığında 30 milyon nüfusu ancak kaldıracak güçte. Toprağı yorgun, iklim değişikliği sürecinde şanssız bir konumda. Bu gerçekler göz önünde tutulduğunda Türkiye’de nüfus artışının kışkırtılması değil, bilakis indirgenmesi yönüne gidilmeli. Özellikle suyun çok kıt olduğu Ortadoğu coğrafyasında su temel savaş motifidir. İleriye yönelik bilimsel çözümler ve önlemler hayata geçirilmezse ve en kötüsü, nüfus artışı böyle devam ederse sadece ülkeler arası değil, ‘kentler arası su savaşları’nın bile görüleceği netameli, kaotik bir geleceğe doğru sürükleniyoruz.”