(İleri – 10 Şubat 2015)

Emek Sineması’nın son durumuyla ilgili konuşan Kamer İnşaat’ın ortağı Levent Eyüboğlu “bina tarihsel değildi” dedi.

Beyoğlu’nda Emek Sineması’nın bulunduğu tarihi Cercle D’orient binası yıkarak yerine AVM, cafe ve restorantların olduğu yeni bir bina inşa eden firmanın ortağı Levent Eyüboğlu “Emek Sineması’nın tarihi denebilecek bir binası yok” diye konuştu.

Eyüboğlu her ne kadar sinemanın bulunduğu bina için “tarihi değildi” dese de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci Kurul’un aldığı yürütmeyi durdurma kararı bilirkişi raporuna dayanılarak verilmiş, Emek sinemasının tarihi ve kültürel miras olduğu mahkeme kararıyla da tescillenmişti.

Emek Sineması’nı yıkan Kamer İnşaat’ın ortağı Levent Eyüboğlu, Hürriyet’ten İzzet Çapa’ya konuştu.

Çapa’nın sorularına Eyüboğlu’nun verdiği cevaplar şu şekilde:

*Kusura bakmayın ama konuya bodoslama gireceğim… Emek Sineması’nı yıkarken vicdanınız hiç mi cız etmedi?

-Bu projeye imza attığımız için çok mutluyum.

* Bunu nasıl böyle rahat söyleyebiliyorsunuz anlayamadım. Siz hiç Emek Sineması’nda film seyretmediniz mi?

– Galatasaray Lisesi’nde okudum ve ömrümün önemli bir kısmı Beyoğlu’nda geçti. Ama izin verirseniz önce ben size bir soru sorayım. Peki ya siz Emek Sineması’nın binasını biliyor musunuz?

* Tabii ki biliyorum, defalarca film izledim orada…

– Emek Sineması’nın binasının dış görünüşünü kimse tarif edemez. Sinema Cercle D’orient, İpek, Melek ve İsketinj binalarının arasındaki avluya yapılıp üzeri kapatılmış. Hemen yandaki Melek Apartmanı’ndan da girişi verilmiş. Sinemanın balkonlarının olduğu yerde apartmanın birinci katı var. İkinci kat ise makine dairesi… Başka bir binanın altından ise yangın çıkışı verilmiş.

EMEK SİNEMASININ TARİHİ DENİLEBİLECEK BİR BİNASI YOK

* Ne yani, bu anlattıklarınız Emek Sineması’nı yıkabileceğinizi mi gösteriyor?

– Diyorum ki bu binanın kendisi yok aslında. Dört duvar yapılmış, o dört duvarın üzerine de bir çatı. Yani Emek Sineması’nın tarihi denebilecek bir binası yok.

* Diyelim ki binası yok, ama sonuçta tarihi bir sinema salonu burası. Onun gibi kaç tane kaldı ki şehirde?

– İşte buna katılıyorum ama tekrar ediyorum, Emek Sineması’nın mimari olarak korunması gereken bir binası yok. Korunması gereken, salonun içindeki dekorasyonları…

TOPKAPI İLE EMEK’İ KARŞILAŞTIRMAK AKLA ZİYAN!

* Bu yüzden mi “Emek’i taşıyabilirim” diye düşündünüz? Ee Topkapı Sarayı’nı da taşıyalım o zaman?

– Topkapı Sarayı ile Emek Sineması’nı kıyaslamak gerçekten akla ziyan bir durum. Eski olan her şeyin tarihi olduğunu düşünmek gibi bir şey… Emek Sineması tarihi değerden çok anı değeri olan bir mekan. Ve biz salonu orijinal haliyle geleceğe taşıyarak anı değerinin çok daha uzun yıllar yaşamasını sağlıyoruz. Anıtlar Kurulu bize bu adada korunması gereken yerlerin listesini verdi. Emek’in hemen yanındaki Cercle D’orient, İpek ve Melek Apartmanı’nı da koruma altında tutuyoruz. Kurul, sinemadaki dekorasyonu korumak şartıyla salonu başka yere taşıyabilirsin diyor. Biz her şeyi kanuna ve evrensel koruma kurallarına uygun olarak yapıyoruz. Zaten öyle olmasa bu kadar ciddi bir yatırım da yapmazdık değil mi?

* Yaklaşık bütçesi ne kadar bu ciddi yatırımın?

– 60 milyon Euro civarında… Yani öyle aman boş ver önemli değil diyebileceğimiz bir rakam değil. Biz burada bir sentez yapıyoruz. Eski binaları olduğu gibi koruyup, tepesindeki en prestijli yere de Emek Sineması’nı koyuyoruz. İnşallah mayısta bittiğinde herkes bizi alkışlayacak.

* Ama anıların sindiği o doku yok olacak…

– Emek’te en son hangi filmi izlediniz diye sorsam ne cevap vereceksiniz merak ediyorum. Projeye başladığımızda sinemayı Kurtuluş Ailesi’nin son jenerasyonundaki temsilci Süheyla Hanım yönetiyordu. Babasından kalan işletme, maalesef ki sinema zincirleriyle rekabete dayanamamış. Üstelik çok büyük olduğu için salon dolmadığı zaman ısıtamıyorlarmış. İKSV ile anlaşmışlar ama o da gemiyi yürütememiş. Aynı zamanda yapı çok riskli bir halde. 800 kişilik salonunun tahliye sistemi bile evlere şenlik. Yani orayı “usulüne uygun” biçimde taşımak değil de, o haliyle bırakıp insanların girmesine izin vermek bana göre çok daha tehlikeli…

* Peki bu projenize evden hiç “protesto” geldi mi?

– Kızım Pierre Loti’de okuyordu. Başlangıçta arkadaşlarından çok sıkıntı çekti. Ama araştırdı, mimarlarla konuştu ve “Baba sana inanıyorum” dedi. Galatasaray Lisesi’ndeki arkadaşlarım “Levent nasıl böyle bir şey yaparsın?” diye çıkıştılar ama onlar da işin aslını astarını öğrenince beni tebrik etmeye başladılar.

AVM OLMA ŞANSI YOKMUŞ!

* Beyoğlu’nun göbeğine bir AVM yapmak sizce ne kadar doğru?

– Binadan dolayı buranın bir AVM olma şansı yok… Biz Beyoğlu’nun ruhuna uygun bir pasaj yapıyoruz. Zaten daha önce de orada dükkanlar, kafeler, restoranlar yok muydu? Ayrıca İstiklal Caddesi’nin arkasında açık bir sokak yarattık.

* Emek Sineması’yla bu kadar rahat anlaştınız da İnci Pastanesi’nden ne istediniz?

– İnci bizim için de çok önemli bir değer. Bu yüzden defalarca sahiplerine “Siz buradan çıkın, biz size yakınlarda başka bir yer bulalım. Restorasyon bittikten sonra sizi tekrar buraya alalım” dedik. 65 tane kiracının hiçbiri karşı çıkmadı, İnci’ye özel ilgi göstermemize rağmen bu konuda direndi. Onu çıkarmadan da inşaata başlamamız söz konusu değildi. Ancak ne dediysek “hayır” cevabı verdiler. İnanın ben de çok üzüldüm İnci meselesine…