(KOS Medya – 1 Mart 2015)

Bakırtepe Çevre Platformu bugün, Koç Holding’e bağlı Demir Export A.Ş.’nin Sivas’ın Kangal ilçesinde yürüttüğü siyanürle altın çıkarma çalışmaları hakkında mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararları hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve mücadelenin getirdiği zaferi ilan etmek için, Üsküdar Nakkaştepe’deki Koç Holding binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

“Kangal siyanüre karşı, siyanür varsa su, toprak, buğday, hayat yok” yazılı pankartın açıldığı eylemde, “Bakırtepe’nin üstü ‘altın’dan daha değerlidir”, “Diren Bakırtepe Munzur seninle” ve “Dersim’de HES’lere Bakırtepe’de siyanüre geçit vermeyeceğiz” yazılı dövizler taşındı. Eylemde “Siyanürcü şirket Kangal’ı terket”, “Arsenikli suyu içmeyeceğiz” ve “Gün gelecek devran dönecek Demir Export halka hesap verecek” sloganları atıldı.

IMG-20150301-WA0009Kuzey Ormanları Savunması, Munzur Çevre Kültür ve Dayanışma Derneği ile Fatsa Ünye Doğa Koruma Platformu üyelerinin de destek verdiği eylemde, basın açıklamasını okuyan Selma Kanbur, Bakırtepe’de siyanür mücadelesinin 2 yıldır sürdüğünü ve defalarca yürütmeyi durdurma kararı alındığını hatırlatırken, ormanların, derelerin HES’lere kurban edildiğini, kuzey ormanlarının mega projelerle katledildiğini ifade etti. Kanbur, 2. ÇED olumlu raporunun da yürütmeyi durdurma aldığı Bakırtepe’de, yeni ÇED raporları ile katliama devam edecek olan şirket ve bakanlığa karşı, “Ancak biliyoruz ki şirket ve bakanlık yeni ÇED raporları ile yaşam alanlarımızı zehirlemek için uğraşacaklar. Biz de ilk günkü heyecanımızla mücadeleye devam edeceğiz. Bu daha başlangıç, mücadeleye devam.” dedi. Yaşam savunucuları, basın açıklamasının ardından dün yaşamını yitiren Yaşar Kemal’i anarak eyleme son verdi.

IMG-20150301-WA001622

Platform, 2013 yılına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Sivas’ın Kangal ilçesindeki Bakırtepe Altın Madeni Projesi’ne olumlu görüş vermesi üzerine mücadeleye başlayan yaşam  savunucularının girişimleriyle kuruldu. Madenin siyanürlü arama çalışmalarından doğrudan etkilenecek olan Eğricek, Elkondu, Pınargözü, Dışlık ve Bulak köylerinin muhtarlıkları ve köy dernekleri bir araya gelerek Bakırtepe Çevre Platformu’nu oluşturdu ve o günden bu yana hukuki mücadelelerini sürdürüyorlar.

Bakırtepe Çevre Platformu’nun basın açıklaması şöyle:

Basına ve Kamuoyuna, 1 Mart 2015

2. ÇED Raporu İçin Yargı Kararını Verdi:

BAKIRTEPE’DE SİYANÜRLE ALTIN ÇIKARMAYA HAYIR!”

Sivas’ın Kangal ilçesi sınırlarında, Yama Dağı’nın uzantısında yer alan, doruğunda küçük bir gölü ile, 1850 metre rakımlı, sönmüş volkanik bir dağ olan Bakırtepe, siyanür tehdidine 2 yıldır direniyor!

Bakırtepe Çevre Platformu olarak bizler, 2013 yılının başından beri sürdürdüğümüz siyanürlü altına karşı mücadelemizin geldiği son durumu aktarmak için bugün bir araya geldik.

Vahşi kapitalizmin maksimum kâr hırsı, dünyamızda olduğu gibi ülkemizde de sınır tanımıyor. Böyle olduğu içindir ki; denizler, göller, ırmaklar, tarım alanları, toprak ve hava kirleniyor. Orman alanları daralıyor, ırmak ve çaylarımız HES’lere kurban ediliyor. 3. Köprü ve 3. Havalimanı gibi mega projelerle kuzey ormanları katlediliyor. Orman hayvanları yaşam alanlarından uzaklaştırılıyor, yaban hayat ölüyor. Sağlık sorunları yaygınlaşıyor, artıyor. Tüm bu yıkım; en kısa sürede, en az maliyetle, en çok kârı elde etmek isteyen vahşi kapitalizm politikalarından kaynaklanıyor.

Bakırtepe çok sayıda endemik bitki barındıran; keklik, tavşan, tilki, kartal, serçe, sığırcık, yılan, arı, fare, kelebek ve daha çok sayıda canlıya yurt olan bir doğa parçasıdır. Bunun yanında Alevi, Sünni, Kürt, Türk tüm köylerin kutsal kabul ettiği, dua edilen, derman beklenen bir ziyaret yeridir.

Bakırtepe Çevre Platformu olarak hukuki mücadelemiz 13 Mart 2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “Bakırtepe Altın Madeni Projesine” kabul-olumlu görüş bildirmesiyle başladı.

Siyanür zehrinden birinci derecede etkilenecek olan Eğricek, Elkondu, Pınargözü, Dışlık ve Bulak köylerinin muhtarlıkları ve bu köyler adına kurulmuş olan derneklerimiz başta olmak üzere, çok geniş bir çevreyi de içine katarak Bakırtepe Çevre Platformu’nu oluşturduk.

Siyanürün ne olduğunu bilmiyorduk. Bunu öğrenerek işe başladık. Dünyada ve ülkemizde, daha önce verilmiş ve verilmekte olan mücadele deneyimlerinden yararlandık. Onların izlediği yolları kendimize rehber edindik.

Bir yandan hukuki mücadelemizi sürdürürken diğer yandan da havası, suyu ve toprağı zehirlenecek ve o bölgeyi terk etmek zorunda kalacak olan halkımızı harekete geçirdik.

Şantiyeye gittik. Devasa iş makinelerinin paletlerine çıkarak bu açgözlü kapitalistlere “defolup gidin buradan” dedik. “Çit çektiğiniz, derin çukurlar açtığınız, sondajlarla yer altı sularını tükettiğiniz bu topraklar bizim meramız, tarlamız, kutsal dağımızdır” dedik.

İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde; Ankara’da İzmir Caddesi’nde, Sivas’ta Cumhuriyet Meydanı’nda ve Çetinkaya’da belediye önünde yürüdük, “Siyanürle Altın”a hayır dedik. Paneller, açık oturumlar yaparak mücadelemizi anlattık, konserler vererek dayanışmayı artırdık.

Sivas İdare Mahkemesi’nden aldığımız yürütmeyi durdurma kararlarıyla siyanürcü şirketin faaliyetini durdurduk.

Bizleri içeriden çökertmek için çok uğraştılar. İçimizden birilerinin rüşvet istediği yalanını yaydılar! Köyleri dolaşıp, şantiyede iş teklif ettiler; doğaya hiçbir zarar vermeyeceklerini, hep birlikte zengin olacağımızı söylediler! Bakırtepe Çevre Platformu olarak bizler ise hep doğruları anlattık, köylümüze, komşumuza, kamuoyuna.

Adını suyun gözesinden alan, Bakırtepe’nin eteğindeki Pınargözü Köyü; aynı bölgede yıllardır demir madeni işleten Demir Export A.Ş. tarafından yürütülen maden çıkarma çalışmaları sonucunda susuz kaldı. Yöre halkının itirazı sonucu, şirket köye boru ile su getirdi. Kaymakamın “borularla gelen suyu içmeyin” diye gönderdiği uyarı yazısından da anlaşıldığı üzere şirket, 6 ay boyunca köylüye arsenik oranı çok yüksek olan suyu kullandırdı. Bu gerçeğin açığa çıkması sonucu siyanürcü şirket bu kez damacana ile su dağıtmaya başladı.  Tekrar suyumuza kavuşuncaya değin,  mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.

2 yıldır sürdürdüğümüz mücadelemizde defalarca yürütmeyi durdurma kararı çıkarttık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Demir Export A.Ş. durdurma kararlarına itiraz ettiler, mahkemece itirazlar da reddedildi. Hukuki mücadele sürecini özetlemek gerekirse;

1. ÇED DAVASI’nda

• 13 Mart 2013 tarihinde Bakırtepe Altın Madeni projesine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca ÇED olumlu kararı verildi, ÇED olumlu kararının iptali için tarafımızca Sivas İdare Mahkemesi’nde dava açıldı. Sivas İdare Mahkemesi 30 Mayıs 2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan savunma almadan, savunma alınıncaya kadar yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

• 30 Mayıs 2013 tarihinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Demir Export A.Ş. yürütmenin durdurulması kararına Sivas Bölge İdare Mahkemesi’nde itiraz etti. 3 Temmuz 2013 tarihinde bu itiraz reddedildi.

• Sivas İdare Mahkemesi, bakanlık ve şirketin savunmalarını yetersiz bulduğundan 16 Temmuz 2013 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılıp da yeni bir karar alınıncaya kadar ikinci kez yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

• Dava süreci devam ederken, 27 Ağustos 2013 tarihinde Bakırtepe bölgesindeki Eğricek Köyü, Molladeresi Höyüğü 1.Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edildi.

• 6 Ocak 2014 tarihinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporunda tespit edilen hususlar sonucunda; Sivas İdare Mahkemesi’nce, 15 Nisan 2014 tarihinde, faaliyetin yapılması durumunda telafisi güç veya imkansız zararlar oluşacağı ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması nedeniyle yeniden yürütmenin durdurulmasına karar verildi.

• Sivas İdare Mahkemesi’nce verilen son yürütmenin durdurulması kararına karşı Bakanlık ve şirket Sivas Bölge İdare Mahkemesi’nde yeniden itiraz etti.

• Sivas Bölge İdare Mahkemesi 29 Mayıs 2014 tarihinde bakanlık ve şirketin itirazını reddetti.

• 25 Kasım 2014 tarihinde yapılan duruşma sonucunda “ulusal kalkınmada sürdürülebilir çevre ile sürdürebilir kalkınma kavramları üzerinde durarak birinin diğerine feda edilmemesi ve sağlıklı bir dengenin kurulması gerektiği, dava sürecinde alınan bilirkişi raporunda tespit edilen jeoloji, yer altı suları, flora-fauna konularındaki eksikliklerin bu haliyle projenin çevre üzerindeki etkilerinin mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilemez olduğu, halkın katılımının da sağlıklı olarak yapılmadığı, halkın görüşlerinin projeye yansıtılmadığı” tespiti ile mahkeme, ÇED olumlu kararını iptal etmiştir.

2.ÇED DAVASI’nda

• İlk dava esnasında alınan bilirkişi raporunda ÇED raporunda eksikliklerin tespit edilmesi üzerine şirket Temmuz 2014’te yeni bir ÇED raporunu bakanlığa sunmuştur. Bunun üzerine biz yine ÇED raporuna ilişkin itirazlarımızı bakanlığa sunduk. Ancak bakanlık, 25 Eylül 2014 tarihinde ÇED raporunu nihai olarak kabul etmiş ve ilana çıkarmış ancak ÇED olumlu kararı, ilk ÇED iptal kararının Uluslararası Yargı Ağı Projesi’ne (UYAP) düşmesinden sadece birkaç gün sonra verilmiştir. Bu kadar kısa sürede ÇED olumlu kararı verilmesi şüpheyle karşılanmıştır.

• Bakanlık tarafından 31 Aralık 2014 tarihinde verilen ikinci ÇED olumlu kararının iptali amacıyla Sivas İdare Mahkemesi’nde açılan davada mahkemece ilk ÇED raporunun iptal edildiği, ilk davada tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için nelerin yapıldığının liste halinde gönderilmesi istenmiş ve faaliyetin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağından bakanlığın savunması alınıncaya kadar yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.

Bakırtepe’de siyanürle altın çıkarmaya hayır” diyen bu kararları; doğa düşmanlarına karşı mücadele eden dostlarımıza armağan ediyoruz. Ancak biliyoruz ki şirket ve bakanlık yeni ÇED raporları ile yaşam alanlarımızı zehirlemek için uğraşacaklar. Biz de ilk günkü heyecanımızla mücadeleye devam edeceğiz!

BU DAHA BAŞLANGIÇ, MÜCADELEYE DEVAM!

SİYANÜR VARSA; SU, TOPRAK, BUĞDAY, HAYAT  YOK!

KANGAL SİYANÜRE KARŞI!

SİYANÜRCÜ ŞİRKET KANGAL’I TERKET!

BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ!

BAKIRTEPE ÇEVRE PLATFORMU