(Friends of Earth International – Çeviri: Zeynep Ersoy / Yeşil Gazete – 10 Mart 2015)

Friends of the Earth International tarafından yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Zeynep Ersoy’un çevirisi ile sunuyoruz.

* * *

Yeni bir rapora göre, Gates Vakfı gibi ABD ajansları ve tarım devi Monsanto pahalı ve yetersiz şekilde test edilmiş olan genetiği değiştirilmiş gıdaları ve tahılları (GDO) Afrikalı topluluklara zorla kabul ettirmeye çalışıyor.

Afrika Biyo-güvenlik Merkezi’nden Haidee Swanby “ABD, dünyanın en büyük GDO üreticisi ve Afrika’da GDO’lu tahıllar için yeni pazarlar arıyor. ABD yönetiminin stratejisi, Afrikalıları GDO’lu ürünlerin potansiyel tehditlerine karşı korumak yerine Afrika ülkelerinde ABD tarım çıkarlarını teşvik eden biyo-güvenlik yasaları üretmekten oluşuyor.” diyor.

Yeni rapor ayrıca tarım devi Monsanto’nun Afrika ülkelerinde biyo-güvenlik mevzuatını nasıl etkilediğini, kendi ürünleri için nasıl düzenleyici onay kazandığını ve GDO’lu mısır gibi ürünlerin pazara girişinin yolunu nasıl açtığını açığa çıkarıyor.

Sadece dört Afrika ülkesi -Güney Afrika, Mısır, Burkina Faso ve Sudan- ticari GDO’lu ürünleri piyasaya sürmüş durumda. Ancak genetiği değiştirilmiş mısırın durumu, milyonlarca Afrikalının başlıca gıdası olduğu göz önüne alındığında, epey tartışmalı.

Güçlü biyo-güvenlik yasalarının yıllardır yürürlükte olduğu Avrupa ve diğer ülkelerin aksine çoğu Afrika ülkesinde hala bu tür yasalar yok. Şu anda sadece yedi Afrika ülkesinde işlevsel biyo-güvenlik yapıları var.

Friends of the World Nijerya üyesi Mariann Bassey Orovwuje “Afrika hükümetlerinin kendi vatandaşlarını koruması gerekiyor. Bizim haklarımıza saygı duymalılar. Biz Avrupa vatandaşları ile aynı düzeyde biyo-güvenlik korumasını hak ediyoruz.” diyor.

Küresel olarak, geçtiğimiz on yılda GDO’lu ürün piyasası ciddi olarak biyo-güvenlik yasa ve yönetmelikleriyle kontrol altına alınmış durumda. Ayrıca GDO’lu gıda ve ürünler, özellikle Avrupa olmak üzere, birçok ülkede tüketiciler tarafından doğrudan reddediliyor.

Afrika Biyo-güvenlik Merkezi çalışanı Haidee Swanby’a göre “Güney Afrikalı çiftçiler GDO’lu mısır, soya ve pamuk yetiştirmekte 16 yıldan fazla deneyime sahip. Ancak GDO’lu ürünlerin gıda güvenliğini sağlayacağı vaadi hala yerine getirilmedi. Tersine Güney Afrika’nın gıda güvenliğinin düşüşte olduğu bildirildi. Şu anda mısır ihracatı yapılsa bile Güney Afrika’nın neredeyse yarısı gıda güveliğine sahip değil. Güney Afrika deneyimi GDO’lu ürünlerin sadece iyi kaynaklara sahip az sayıda çiftçiye finansal yarar sağlayabileceğini gösterdi. Afrikalı çiftçilerin büyük çoğunluğu sentetik gübre ve kimyasallara bağımlı pahalı tahılları yetiştirmeye durumu el vermeyen küçük çiftçilerden oluşuyor.”

24-27 Şubat 2015 tarihlerinde Mali’de Nyéléni Merkezi’nde Uluslararası Agroekoloji Forumudüzenlendi. Foruma katılan milyonlarca küçük ölçekli gıda üreticisini temsil eden kuruluşlar, GDO’nun bugün dünyaca karşı karşıya kaldığımız açlık, iklim ve biyoçeşitlilik krizine bir çözüm olmadığını, tam tersine bu problemlerin bir parçası olduğunu savunuyor.

Mart 2011’de BM Özel Raportörü Olivier De Schutter, “Agroekoloji ve gıda hakkı” adıyla bir rapor yayınladı. Bu raporda, yeterince desteklenmesi halinde tarım ekolojisinin 10 yıl içerisinde tüm bölgelerde gıda üretimini iki katına çıkarırken iklim değişikliği ve kırsal yoksulluğu azaltıcı etki yapabileceği gösteriliyor. Rapor patentli tohum, gübre, pestisit ve genetiği değiştirilmiş ürünler de dâhil olmak üzere teknolojik ve endüstriyel tarım yöntemlerine meydan okuyor. Günümüzde, agroekolojik üretim modelleri, ücretsiz bitki ve tohum takası yapan küçük ölçekli gıda üreticileri ve güçlü yerel pazarların insanları beslemek ve gezegeni korumak için en iyi yol olduğu kabul ediliyor.