(www.dortayaklisehir.com – 10 Mart 2015)

Siyasal iktidarlar en geniş anlamıyla hak mücadeleleri ekseninde kendini gerçekleştirmeye çabalayan öznelerin içinde bulunduğu muhalefet alanını denetleme, baskılama, daraltma, kriminalleştirme ve hatta yok etme konusunda yetenek ve birikime sahip. Güç ve meşruiyet ilişkisi itibariyle ibrenin halk tarafında olmadığı tarihsel koşullarda yasa ve mevzuatlar aracılığıyla muhalefet etme içeriği ve dili legal sınırlara hapsedilmeye çalışılıyor. Maalesef ki böyle tarihsel kesitlerde bireylerin muhalefet alanına katılma kararlarını da çoğunlukla legalite kriteri belirleyebiliyor. Bunun yanında siyasal iktidarların geniş muhalefet alanındaki özneleri kendilerince daha “makul” bir zemine çekip ehlileştirmek maksadıyla bu öznelere bir takım “mücadele alanları” gösterip bir demokrasi illüzyonu yaratmak gibi yetenekleri de olabiliyor. İşte, en iyi örnekleriyle birlikte hayvan barınakları da bu alandaki hak mücadelesinde kendini gösteren öznelere sunulan bir demokrasi aldatmacasından başka bir anlama gelmiyor.

kisirr

Amerika’da 1990 yılında “insani ötenazi yasası” itibariyle hayata geçirilmeye başlanan, çoğu gönüllü organizasyon olan hayvan barınakları, “yakala-kısırlaştır-serbest bırak” mantığıyla bir süre işlese de, kamuya ait kötü şartlarda çalışan barınaklardaki hayvanlar yüksek popülâsyonları gerekçe gösterilerek “insani ötenaziye” maruz bırakılıyordu. Ayrıca 2007’deki finansal krizin hemen ardından bütçe kısıtlamasına giden kamu barınaklarında milyonlarca kedi ve köpeğin öldürüldüğünü kaydeden veriler de mevcut. Hayvan barınakları konusunda öne çıkan diğer ülkeler olarak Kanada, Birleşik Krallık, Almanya sıralanabilir.

kisir

Türkiye’de konuşlandırılan yahut proje halinde olan, özellikle kamu dışı organizasyonların hayata geçirdiği/geçireceği hayvan barınakları projeleri Avrupa ve Amerika’daki “ideal” örneklerinden esinlenerek gerçekleştiriyor. Ancak en iyi örneklerinin dahi iki yüzyıl önce hayvanlarla kamusal alandaki ortak yaşam deneyimini sonlandırmış ve hafızalardan silmiş olan ülkelerden alınıyor olması tesadüf değil. ICAM gibi koalisyonlarla amaçlananın, merkez kapitalist ülkelerin iki yüzyıl önce kamusal alandan sildiği hayvanların üzerine inşa ettiği insan merkezli ve sürekli artı-değer üreten ölü projeleri paket halinde 3. Dünyaya pazarlamak olduğunu görmek ve bunun hayvanlar ayağında planlanan “yumuşak geçiş” sürecinin de barınaklar üzerinden işletilmeye çalışıldığını kabul etmek durumundayız. Dolayısıyla, “en şahane” yahut “cennet köşesi” gibi gösterilen barınakları dahi onaylamak şu zamana dek bu alanda yürütülen mücadele hattının daraltılması anlamına gelecektir, zira sokak hayvanları kentin hesaba katılması gereken unsurlarıdırlar.

Sokak Hayvanları Başıboş Değillerdir/ They are not Stray Animals

kisir3

Çoğunlukla Birleşik Krallık ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde merkez faaliyetlerini yürüten uluslar arası hayvan hakları organizasyonlarının lugatında, sokak hayvanlarının “stray animals” yani “başıboş” yahut “yoldan sapmış” sıfatıyla geçiyor olması beyhude değil, zira az evvel bahsettiğimiz üzere bu ülkelerde hayvanlarla insanların kamusal alandaki ortak yaşam deneyimleri iki yüzyıl kadar önce sonlandırılıp vatandaşlarının muhayyilesinden dahi silinmiş bulunuyor.

kisir4

Yukarıda çizdiğimiz politik/stratejik hat itibariyle sokak hayvanları için idarenin “uygun gördüğü” barınak projelerine destek vermek ve/veya “ideal projeler” sunmanın kendisi hayvan hakları alanındaki öznelerin savunma hattını daraltıp hareket yeteneklerini felce uğratmak anlamına gelecektir. İdarenin kimi zaman taktiksel bir hamle olarak sunduğu Rehabilitasyon Merkezleri projelerinin ise imar ölçeklerine bakılıp, fiziksel sınırları normal bir merkezden dramatik bir şekilde fazla olduğu gözüken örneklerine de (Kısırkaya gibi) ileride idarece bir toplama/yoketme merkezi olarak kullanılacağı ihtimalini gözeterek karşı çıkmak gerektiği de ortadadır.

“Hayvan refahı” adı altında kurulan barınaklardan biri olan İBB Hasdal hayvan barınağında yaşananlar Amerika ve Avrupa’daki emsallerinde yaşanan “insani çözümlerin” 3. Dünya versiyonudur. 2011 yılında hayvanların kendi kaderlerine terk edilerek öldürüldüğü bu barınak vakasını benzer içerikleriyle Niğde ve Bolu’daki katliamlar takip ediyordu. Yaşanan bu olgular ve yukarıdaki anlatıdan sonra halen “iyi barınakların” desteklenebileceği düşüncesi akıllarda canlanabiliyorsa, bir de bu barınaklarının üzerlerine kurulu olduğu yahut kurulacağı arazilerin neden ormanlık alan ve 2B arazileri olduğuna bir bakalım.

O Arazilerde Önce Kan Sonra da Rant Akacak

AKP’nin iktidara gelmesinden bu yana bir “kalkınma süreci” olarak tarif edilerek iştahla hızlandırılan inşaat sektörü içerisinde kent merkezleri için; mega yapılar, rezidanslar, AVM ve büyük otoparklar “uygun görülürken” kentin şimdilik dışında kalan kısımları da havaalanı, otoyol, köprü gibi projelerle rant çemberine dahil ediliyor. 3. Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu, 3. Havalimanı, Kanal İstanbul ve Yeni Şehir gibi hiçbir büyük ölçekli imar plan kararına uygun olmayan projelerle sömürü ve rant çemberi kent üzerinde ısrarlı bir şekilde çizilmeye çalışılıyor. Bu yapı projelerinin üzerinden geçeceği araziler ise idarece oldukça özensiz ve mantıkdışı bir biçimde “yüksek kamu yararı” gösterilerek istimlak ediliyor. Öte yandan statüleri itibariyle imara açılması oldukça zor olan ormanlık alan ve 2B arazileri “sorunu” ise Tuzla ve Pendik örneklerinde olduğu gibi hayvan barınakları eliyle aşılmaya çalışılıyor. İBB’nin, Tuzla ve Pendik sınırları içerisinde kalan 722 bin metrekarelik bir arazi üzerine devasa bir hayvan barınağı yapmaya hazırlandığını biliyoruz. Bu arazinin bir kısmı devlet ormanı, diğer kısmı ise 2B arazisi olarak geçiyor. Dolayısıyla bu devasa hayvan barınakları projelerinin temel mahiyetinin sermaye gruplarının bu tarz arazilere sahip olmaları için idarece geliştirilen “sorunlu arazileri imara açma formülü” olarak görmenin önünde hiçbir engel yok.

Unutmayalım ki insanin insana tahakkümü, insanın doğaya tahakkümünün bir tezahürüdür, dolayısıyla barınaklar ve onun distopik hali olan doğal parklar bu mekanizmanın çok önemli birer parçalarıdır.

fotoğraf 1 (1)

http://en.wikipedia.org/wiki/Animal_shelter

http://www.worldcrunch.com/culture-society/welcome-to-the-world-039-s-biggest-and-best-run-animal-shelter/animal-shelter-dog-pound-stray-dogs-cats/c3s13091/#.VP4nSfmsXfI

http://www.haytapshop.com/

http://www.worldanimalprotection.org/contact-us

http://www.stray-afp.org/

http://www.istanbulhaber.com.tr/hasdal-hayvan-barinaginda-katliam-haber-68518.htm

http://sahipsizhayvanlar.blogspot.com.tr/2011/01/istanbul-buyuksehir-belediyesi-hasdal.html

http://listelist.com/nigde-hayvan-barinagi/

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27232354.asp

http://www.kuzeyormanlari.org/2015/01/27/bir-tecrit-merkezi-de-tuzlaya/

http://www.kuzeyormanlari.org/2015/02/27/ibbden-pendikte-dere-uzerine-devasa-hayvan-barinagi/

http://www.kuzeyormanlari.org/2014/09/08/istanbulun-ormanlik-arazileri-hukumete-yakin-isimler-arasinda-kapis-kapis-gidiyor/

http://www.kuzeyormanlari.org/2015/03/02/istanbulun-5-bogaz-karayolu-gecisine-degil-planli-bir-rayli-sisteme-ihtiyaci-vardir/

http://mimarist.org/gundem/3121-3-kopru-bir-cinayetin-anatomisi.html