(KOS Medya / Fotoğraflar: Göçmen Konutları Sakinleri – 30 Mart 2015)

Başakşehir Göçmen Konutları’nda bulunan ve mahallenin tek yeşil alanı olan parka Kız İmam Hatip Lisesi yapılmasını protesto eden mahalle sakinleri, İstanbul’un farklı yerlerinden gelen yaşam savunucularının da desteğiyle 29 Mart Pazar bir “Yaşamıma, doğama, parkıma, çocuğuma dokunma” diyerek bir protesto gerçekleştirdi.

4 5

 

Parkın, mahallenin tek yeşil alanı olmasının yanı sıra,  uzmanların bölgenin risk alanı olduğunu belirtmesiyle yapılaşmanın ciddi sıkıntılar getireceği Başakşehir Göçmen Konutları’nda bulunan yeşil alana beton kafaların okul inadı sürüyor. Beton kafaların karşısında ise yaşam alanlarını, çocuk parklarını korumaya kararlı mahalleli. Dün de bu sebeple öğleden sonra bir araya gelen mahalleliye İstanbul Kent Savunması ve Validebağ Savunması da destek verdi.

3 2

 

Sabah saatlerinde belediye destekli gerçekleşen “imam hatip isteriz” eylemi ardından, 16.00’da bir araya gelen yaşam savunucuları, çevik ve inşaat barikatları önünde konuşmalar gerçekleştirdi, halaylar çekti. Burada okunan basın açıklaması ise şöyle:

Basına ve Kamuoyuna
Bizlerin burada toplanma nedeni 133 gündür sürdürdüğümüz direnişimizdir. 14 Kasım 2014 tarihinde ansızın parkımızın demir levhalarla çevrelendiğine şahit olduk.

Daha önce metro inşaatinda ciddi anlamda hasara uğrayan zeminin acaba tadilat gerekliliği mi oluştu sorusunu aklımıza getirmişti. Çalışanlardan aldığımız bilgi bizi çok şaşırttı.

6574 adet yetişkin ağacın, çocuk parkının, basketbol sahalarının bulunduğu alanımıza Kız İmam Hatip Okulu yapılacağını öğrendik. 15.817m2’lik alana yapılması planlanan ve 5 katlı olacak olan okula imar izni nasıl alındı bilemiyoruz. Çünkü bizler Göçmen Konutları Sakinleri bu topraklarda 1998 yılından beri yaşıyoruz. 1989 Zorunlu göçle Bulgaristan’dan gelen Türk soylu vatandaşlara 20 yıl ödemeli tahis edilen konutlar , islam Kalkınma Bankası’nın fonu ve özellikle sosyal alanlar için vermiş olduğu hibe ek ödemeleriyle inşaa edildi. Sn. Abdullah Gül’ün o dönemlerde yönetiminde olduğu bu kuruluşta sözleşmelere bakıldığında bizlerin sosyal alanların ücretlerini de cebimizden ödediğimiz apaçık öğrenilebilir.

Görmekte olduğunuz bu konutlar, Bulgaristan göçmenlerine ilk teslim edildiğinde sitemizde ne elektrik vardı ne de su. Şu anda bahsi geçen inşaatın olduğu alandan dere geçiyor ve bu halk dereden su taşıyarak ihtiyaçlarını gideriyordu. Yıllar geçti, Kiptaş konutları etrafa yapıldı ve bunca cefadan sonra

İstanbul’un bu ücra semtindeki sitesi, rantın tavan yaptığı bir bölgeye dönüştü. Oysa biz bu siteyi öyle benimsemiştik ki bahçelerimizde ıhlamur ağaçları güzel kokan çiçekler ektik yeryüzündeki cenete dönüştürdüğümüz alanımızın betonlaştırılması bizleri derinden etkiledi.

Biz balkanlardan geliyoruz. Biz yeşilsiz yapamıyoruz. Bizler özgür yaşamaya alışmış insanlarız. Bizler gibi doğaya önem veren kalpler şu an aramızda. İstanbul’un birçok semtinden bizlere desteğe gelen duyarlı vatandaşlarımızla tek kalp tek yürek olduk ve memleketimizin plansız gidişatına dur diyoruz…. Yeter Artık. Bu kadar betonlaşma yeter…

Komşularımızla bilinçli olarak karşı karşıya getirilmek istensek de bizler normal hayatımızda, markette, pazarda, hastanede bir aradayız ve birbirimizin gözleri içine bakıyoruz. Bizim çocuğumuz yere düşse biliyoruz ki onu yerden kaldıracak komşularımız var. Biz de biliyoruz ki onların çocuğu yere düşse tereddütsüz yerden kaldıracağız. Bizleri birbirimizin düşmanıymış gibi lanse edip ötekileştirmeyin.

Nasıl ki çocuklarımızın bir damla göz yaşı bizlere acı çektiriyorsa parksız kalacak olan bunca çocuğun göz yaşını nasıl dindireceğimizi de bize lütfen açıklasınlar.

1İmam Hatip Okulları Platformu çağrılarında bizlerden hem “KARŞI TARAF” diye bahsedildi.

Okul ihtiyacını bahane göstererek sıkıntıya düşen çocuklarımızı hedef haline getirenler parksız bırakılan

çocukların vebalini üstlenme sorumluluğu gösterebilecekler mi?

Bizler buranın dolgu alanı olduğunu nasıl ki biliyorsak karşımızda kiptaş 4. etap konutlarında yaşayanlar da bunu gayet net bilmektedirler.

Biliyor musunuz ki; Metro güzergahında bulunan evlerimizin yıkım tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu.. ve Şu güne kadar bu konudan hiç bahsedilmediğini…….

Göçmen Konutları Sakinleri olarak bizim sözümüz şudur:
* Parkımızın , ağaçlarımızın yeşilimizin üstünden ellerinizi çekin!
* Hukuksuz sürdürdüğünüz ve mahkeme süreci devam eden inşaata son verin!
* Zorbalığınız kazanamayacak!
* Hukuksuzluğunuz kazanamayacak !
* İzin vermeyeceğiz!
* Hep birlikte olacağız, hukuksuzluğa direneceğiz, parkımızı, göz diktiğiniz evlerimizi ve yaşam alanımızı koruyacağız !

Deniyor ki; inşaat alanının sadece %26’sına inşaat yapılacak. Ama projenizin resimleri parkın tamamını kaplıyor. Bu nasıl olacak? Yoksa bizim evlerimiz de mi tehlike altında.

Bu mücadele kolay bir mücadele olmayacak. Bulgaristandan göç etmeye zorlandık ve yeni bir yaşama başladık. Buradaki yeni yaşantımıza ve tüm haklarımıza sahip çıkıyoruz.

Usulsüz yaptığınız inşaata polis eşliğinde devam etseniz de bilinsin ki mücadeleden vaz geçmeyeceğiz!

Türkiye mimar ve mühendisler odası desteği ile incelenen proje planlarında, gizlenen birçok usulsüzlük tespit edilmiştir. Bunlar mahkemeye sunulacaktır. Kamu oyunun ve burada yaşayan insanların proje ile ilgili bilgilere ulaşması bilinçli olarak engellenmektedir. İnşaatı sürdürenlerin korkusu çok açıktır.

Kadir Topbaş’ın bizlere hediye ettiği park İstanbul Büyükşehir Belediyesinin malıdır ve İBB’ye ait tüm park ve bahçeler o il sınırları içerisinde yaşayan tüm halkın ortak kullanım alanıdır!

KAMUOYUNA DUYURULUR.

13