(Zeynep Oral / Cumhuriyet – 5 Nisan 2015)

SOS… SOS… SOS… Bu bir imdat çağrısıdır! Umarım, bugün gazetenizi sabah saatlerinde okuyorsunuz, tembellik yapıp akşama bırakmadınız. Çünkü bugün size ihtiyaç var! Bebek Semt Girişimi’nin (BSG) size ihtiyacı var! İstanbul’u sevenler, Boğaz’ı sevenler, Bebek’e günübirlik gelenler, Bebek’te anısı olanlar, talana dur diyenler, doğa katliamına karşı çıkanlar, hepiniz bekleniyorsunuz! Bugün saat 13.00’te Bebek’e gelin ve insan zincirine katılın!

Tekne parka hayır
Karada satacak yer kalmayınca, şimdi de denizi satıyorlar!
Dün İstinye ve Tarabya’yı kapattılar, şimdi Bebek’e göz diktiler!
İstanbul Büyükşehir Belediyesi şimdi yine şaha kalktı. 300 teknenin bağlanacağı “Tekne Park” projesini önce Bakanlar Kurulu’ndan, ardından hayata geçirmeye kararlı. Bu kadarla da kalmıyor, bu “Tekne Park”a hizmet edecek bir de 150 araçlık otopark yapacak denizi doldurarak!
“Şimdi yine” deme nedenim. Daha önce de niyetlenmişlerdi (1989 ve 2008’de) ama sivil inisiyatif ve semt halkının sahip çıkmasıyla bu saldırı geri püskürtülmüştü!.

Yasalara aykırı
Bu proje yasalara aykırı. Gülümsediğinizi görüyorum! Sanki bu ülkede yasalara aykırı hiçbir şey yapılmazmış gibi, şu söylediğime bakın!
Boğaziçi’nin doğal, kültürel, tarihi değer ve doğal yapısına aykırı… “Kıyılar kamu yararına kullanılır” yasasına aykırı…
Taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalara, sözleşmelere aykırı. Montrö Antlaşması’nın Boğazlarla ilgili maddelerine aykırı. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi’ne aykırı.

Tehlikeli ve sakıncalı
Bebek’teki şimdiki ana yolu düşünün, o ihtiyacı karşılamazken trafik cehennemini büyütecek tekne parkı!
Bebek sakinleri, bebek vapur iskelesinin daha işlevsel kılınmasını, toplu taşımacılığın daha çok kullanılmasını isterken burayı özel teknelere mal etmek! Ne büyük akıl tutulması!
İstanbul Boğazı dünyanın en dar, en işlek ve en riskli doğal denizyolu. Bebek’teki o bölge en sert rüzgâra açık! Kapalı korunaklı Tarabya Koyun’da bile ne koyu ne de tekneleri koruyabildiler. Tarabya koyunun ağzına dalgakıran inşaatına giriştiler!
Bu en işlek ve hepsini duymasak sık sık kazaların oluştuğu deniz yoluna daha çok yatlar, kotralar, tekneler çekmeye çalışmak… Riski, tehlikeyi çoğaltmak!
Dalga kıranların akıntıyı, doğal deniz yaşamını, soluduğumuz havayı etkileyeceğini; gürültü ve görüntü kirliliğini, çevre tahribatını artıracağını öngörememek!
Tanrım nasıl bir akıl tutulmasıdır!

Boğaz’a bakınca ne görürsün?
Boğaz’a bakınca kimileri güzellikleri görür. Kimi yaşanmış ya da ıskalanmış sevdaları görür…
Kimi Boğaz’a bakıp edebiyatımızın dizelerini mırıldanır. Camlardaki yangını görür… Geçen sonbaharı hatırlayan Kanlıca’nın ihtiyarlarını düşünür… “Beni o limana çıkaramazsın” diyen şairin hasretini içinde duyar…
Kimi Boğaz’a bakar, sadece para, para, para görür…
Bugün Bebek’i satmaktalar, yarın sırada Kuruçeşme, Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu, Kanlıca, Anadoluhisarı, Çengelköy ve Arnavutköy var…
SOS… SOS… İnsan zincirine katılın, kampanyalara katılın, sözle eyleminizi bir kılın! (Bilgileri Bebek Semt Girişimi’nden aldım. Ayrıntıları internette bulabilirsiniz.)