(Haber: Ömer Şan / sendika.org – 7 Nisan 2015)

Yargı kararlarına karşın, HES projeleri için ‘Savaş Hukuku’ niteliğindeki kamulaştırma kararlarından vazgeçmeyen Bakanlar Kurulu’na bir uyarı daha…

Bakanlar Kurulu’nun, HES ve benzeri projeler için aldığı ‘Acele Kamulaştırma Kararlarına’ bir durdurma da Giresun’un Güce ilçesinden geldi. Bakanlar Kurulu kararına karşı dava açan Giresunlu yurttaş, kararı iptal ettirdi.

Giresun’un Espiye ve Güce ilçelerinde yapılmakta olan ‘Çay Regülatörü ve HES projesi’ için 30 dönüm arazisi Bakanlar Kurulu Kararı ile ‘Acele Kamulaştırma’ ile kamulaştırılan İbrahim Feyzi Ustaoğlu, Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı aleyhinde Danıştay’da açtığı davayı kazandı ve Bakanlar Kurulu Kararını iptal ettirdi.

Dava dilekçesinde, ‘Mülk güvenliğini ortadan kaldıran uygulamanın güçsüzlerin malını mülkünü sorgusuz sualsiz firmaların kullanımına sunan bir tür yağma olduğunu’ söyleyen Ustaoğlu, “Savaş gibi olağanüstü durumlarda kullanılmak için düzenlenmiş bir hükmün Bakanlar Kurulunca alınan kararla, üstelik dileyen firmanın başvurusu üzerine, yurttaşlar aleyhine kullanılması kişi hak ve hürriyetlerinin ihlalidir” diye konuştu.

HES için el koyma!

Bakanlar Kurulunun, Resmi Gazetenin 09.08.2014 tarihli nüshasında yayımlanan Kararı’yla bölgede bulunan toplam 47 parsel arazi, Çay HES projesi için ‘acele kamulaştırma’ kapsamına alındı.

Sadece ‘savaş ve seferberlik’ koşulları ve ülke savunması gibi olağanüstü hallerde uygulanan ve ‘el koyma’ anlamına gelen ‘acele kamulaştırma’ kararına karşı tek başına dava açan Ustaoğlu, 30 dönümlük arazisi için alınan kararın iptalini istedi. 

Danıştay, Bakanlar Kurulu kararını iptal etti

Ustaoğlu’nun, Danıştay 6. Dairesinde, Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı aleyhine açtığı davada, Bakanlar Kurulu kararı hukuka aykırı bulundu ve önce yürütmesini durduruldu, ardından ise iptal edildi.

Danıştay’ın iptal kararında, söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı’nda aceleliği gerektiren hiçbir unsurun yer almadığına hükmedilirken, ilgili idarelerin savunmalarında da gerekçe raporundaki genel ifadelerin dışında projeye ilişkin somut bir nedenin bulunmadığının altı çizildi. Oy çokluğu ile alınan kararda, “Bakanlar Kurulu Kararının davacı taşınmazına ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir” ifadelerine yer verildi.

“Yağma uygulaması!”

Davayı, avukatsız olarak tek başına açan emekli yurttaş İbrahim Feyzi Ustaoğlu, “Dileyen firmanın Bakanlar Kurulu’nu aracı kılarak bir ay içinde, sahibinin dahi haberdar edilmediği bir süreç sonunda malını, mülkünü kullanma, ondan yararlanma hakkını firmalara geçiren bu uygulamanın hukukun hangi evrensel ilkesi ile açıklanabileceğini hukukçulara bırakıyorum. Ama kişisel olarak ‘acele kamulaştırma’ müessesinin; mülk güvenliğini ortadan kaldıran, güçsüzlerin malını, mülkünü sorgusuz sualsiz firmaların kullanımına geçiren, hukuk ile değil ama ‘yağma’ ile açıklanabilecek bir uygulamaya döndüğünü tecrübe ettim. Sahiplerinin söz konusu toprak parçalarına bağlılığını sorgulamadan, manevi yanları düşünülmeden sorgusuz sualsiz hatta haberdar bile edilmeden metrekaresine 3-5 TL değer biçerek mülkünün elinden alınmasının başka türlü bir izahı da olamaz. Savaş gibi olağanüstü durumlarda kullanılmak için düzenlenmiş bir hükmün Bakanlar Kurulunca alınan kararla, üstelik dileyen firmanın başvurusu üzerine, yurttaşlar aleyhine kullanılması kişi hak ve hürriyetlerinin ihlalidir” diye konuştu.

Gerekçe, ‘enerji sıkıntısı!’

Bakanlar Kurulu’nun HES’ler için aldığı ve hukuksuz bulunan kararı, “Taşınmazların normal izleğe göre kamulaştırılması işlemlerinin yapılmasının ve böylece yapılacak enerji yatırımının tamamlanmasının uzun zaman alabileceği, enerji sıkıntısı çeken ülkemizde bu tür yatırımların mümkün olduğu kadar hızlı şekilde tamamlanmasında kamu açısından yarar bulunduğu ve bu şekilde taşınmazların acele kamulaştırmasında kamulaştırma işlemlerinin yaklaşık 2 yıl daha erken tamamlanabileceği” gerekçesine dayandırılıyor.

“Mülkiyet Hakkı Alınamaz!”

Bakanlar Kurulunun bu kararına dava açan Ustaoğlu’nun başvurusuyla Danıştay, bu gerekçeyi yeterli ve hukuki bulmadı. Ustaoğlu, Başbakanlığın Danıştay’a yaptığı itirazına verdiği savunmada ise, mülkiyet hakkının Anayasal bir hak olduğunun altını çizerek, “Anayasa’nın tanıdığı mülkiyet hakkı, vatandaşın elinden alınamaz” vurgusuyla adeta hukuk dersi verdi.

“Bir derede 3-4 HES kurularak kamu yararı olmaz!”

Başbakanlığın itirazına, “Bir dere üzerinde 3-4 tane baraj kurularak, kamu yararı olamaz” yanıtını veren Ustaoğlu, “Düşünün 40 kilometrelik dere üzerinde 3-4 tane baraj var. Bu baraj ise sonuncusu! 30 Mart 2014 tarihinde don meydana gelmiştir. Bence sebebi barajdır. Bölgemizin geçim kaynağı olan fındık ve meyveler dallarında dondan yanarak, yok olmuştur. On binlerce insan mağdur olmuştur ve de İstanbul, Bursa ve büyük kentlere iş aramaya gidilmiş ve de çoğu insan mağdur durumda göç etmiştir. Bu zararı da görmekten gelmemeliyiz. Hal böyle olunca da davalı idarenin cevabının, reddi gerekir” görüşünü savundu.