(Olgay GÜLER / Edirne hudut – 8 Nisan 2015)

Trakya Platformu, hukuka ve bölge planına aykırı olduğunu bilerek, Trakya’yı öldürecek termik santrallere onay veren, plan değişikliğini hazırlayan her yetkilinin hukuken sorumlu olduğunu bildirdi.

Trakya Platformu, Trakya’nın değişik yerlerinde kurulmak istenen fosil yakıtlı termik santrallerin kurulmasına karşı 2013 yılında açtıkları davada Bilirkişi Kurulu raporunu yayınladı. Söz konusu raporla ilgili platform adına açıklama yapan Makine Mühendisi Erdal Arslan santrallerle ilgili hukuka ve doğaya aykırılığın, bilirkişi heyetinin 160 sayfalık raporunda da ayrıntılı bilimsel değerlendirmelerle tespit edildiğine vurgu yaptı. Arslan ayrıca tarım topraklarının rant amaçlı yapılaşmasına, çevre kirliliğine, doğal ve kültürel varlıkların tahribatına karşı, her şart ve koşulda, yaşamı savunmaya devam edeceklerinin altını çizdi.

Türk Mimar ve Mühendisler Odası (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirilen toplantıya TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Nihat Çolak ve Platform Sözcüsü Erdal Arslan’ın yanısıra platform ve oda üyeleri katıldı. Toplantıda ilk olarak termik santrallerin açılmasına karşı devam eden dava sürecini anlatan Nihat Çolak 2013 yılında açılan dava neticesinde Danıştay 6’ıncı Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararı alarak bir bilirkişi heyeti atadığını söyledi.

Söz konusu heyetin termik santral kurulmak istenen bölgelerde çalışma yaptığını ve geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili raporunu yayınladığını aktaran Çolak; “Bu raporun genel gidişatı tamamen bizim savunduğumuz gibi Trakya’da kömüre dayalı termik santrale ihtiyaç olmadığı ve çevreye zarar vereceği yönündedir” dedi.

Daha sonra raporla ilgili bilgi vermek üzere konuşan Platform Sözcüsü Erdal Arslan değişik bölgelerde kurulmak istenen fosil yakıtlı termik santrallerle ilgili hukuka ve doğaya aykırılığın, bilirkişi heyetinin 160 sayfalık raporunda da ayrıntılı bilimsel değerlendirmelerle tespit edildiğine vurgu yaptı. Arslan, şöyle devam etti;

“Kömür santralleri hava kirliliğine neden olurlar. Büyük bir kömür santrali, her yıl atmosfere binlerce ton tehlikeli ve ortalama ömürleri en az 40 yıl olan hava kirletici maddeler yayar. Yeni kömür santralleri inşa etmek, tehlikeli emisyonların ve sağlık üzerindeki etkilerinin on yıllarca sürecek olması demektir. Eldeki kanıtlara göre Türkiye, Avrupa’da hava kirliliğine bağlı erken ölümlerin en yüksek oranda olduğu ülkelerden biri olarak görünmektedir. Güncel verilere göre, 2010 yılında Türkiye’de dış ortamda partikül madde (PM) ve ozona maruz kalma nedeniyle 28.924 kişi zamanından önce hayatını kaybetmiştir”

Bilirkişi kurulu bu ve benzeri nedenlerle Malkara’nın batısında, kömür kullanacak bir termik santral inşa edilmesini öngören dava konusu Çevre Düzeni Planı kararının sürdürebilirlik ve planlama ilkelerine uygun olmadığı görüşündedir. Ayrıca Bilirkişi kurulu, Malkara’da kömüre dayalı termik santral kurulmasına olanak sağlamak için, Plan Açıklama Raporunun, Planlama alanında yer alamayacak sanayi türlerinin (2.10.31.1, Sayfa 57), “k” bendine yapılan eklemenin, planlama ilkelerine uygun olmadığı görüşündedir.”

“PLANDA SANTRALİN ÖNERİLMESİ KAMU YARARINA UYGUN DEĞİLDİR” 
Çevre Düzeni Plan Açıklama raporunda Trakya Bölgesi’nde kömür çıkarılmasının, tarım alanları ve akiferler üzerinde yapacağı tahribatların açıkça belirtildiğini belirten Arslan; “Ancak planda bölgede çıkarılacak kömürü kullanacak termik santral önerilmiş olması, sürdürebilirlik ve planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun değildir” dedi.

ARSLAN: “YAŞAMIMIZI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Termik Santral plan değişikliğinin Danıştay 6’ıncı Dairesi’nin Trakya’ya ilişkin daha önce verdiği birçok iptal kararına aykırı olarak yürürlüğe koyulduğunu hatırlatan Platform sözcüsü Arslan şöyle devam etti;

“Hukuka ve bölge planına aykırı olduğunu bilerek, Trakya’yı öldürecek termik santrallere onay veren, plan değişikliğini hazırlayan her yetkili hukuken sorumludur. Platformumuz her tür çevre ve doğa talanını işleyen, göz yuman ve idari olarak önünü açan kişi ve kuruluşların işlem ve kararları ile ilgili adli, idari, cezai her tür girişimde bulunacaktır. Tarım topraklarımızın rant amaçlı yapılaşmasına, çevre kirliliğine, doğal ve kültürel varlıklarımızın tahribatına karşı, her şart ve koşulda, yaşamımızı savunmaya devam edeceğiz.