(Natasha Geiling / Think Progress – Çeviri : Filiz İnceoğlu / Yeşil Gazete – 17 Nisan 2015)

Bilim insanları, atmosferdeki sera gazı salımlarındaki artışla dünyanın ısısının daha fazla yükseldiği konusunda hemfikirler; ancak bu bağlantıdaki ilişkinin çift taraflı olduğunu da fark ettiler: havanın sıcaklığının yükselmesi aynı zamanda sera gazlarının da artmasına neden oluyor. Ancak bu ilişkinin doğasıyla ilgili hemen bir sonuca varmak aldatıcı olabilir, çünkü bilim insanları ilişkisellikle ilgili bağlantıyı kurmuş olsa da henüz neden sonuç ilişkisini açıklayabilmiş değil.

 

küreselısınma6

Fotoğraf: Antartika’nın buz çekirdeklerinden gelen bilgiler, küresel ısınmanın daha fazla küresel ısınmayı tetiklediğini gösteriyor

Artık bilim insanları ilişkisellikteki düğümü çözdüklerine inanıyorlar. Nature Climate Changedergisinde yeni yayımlanan bir raporda Exeter Üniversitesi araştırmacıları, küresel ısınmayla beraber sera gazlarının atmosferik yoğunluklarının arttığına, bu durumun da yeryüzünü daha fazla ısıtacak pozitif geri-beslemeye neden olduğuna; yani küresel ısınmanın daha fazla küresel ısınmaya neden olduğuna dair doğrudan kanıt bulduklarını iddia ediyorlar.

Raporun yazarı Tim Lenton ThinkProgress’e, sadece etrafındaki ısıyı tutan gaz katmanının kalınlaşmasıyla gezegenimizin ısısının arttığını değil, aynı zamanda hava sıcaklığı arttıkça ısı tutan gaz katmanının da kalınlaştığını keşfettiklerini belirtti. Böylece, yeryüzü sıcaklığındaki değişimin artmasına neden olan “pozitif geri-besleme” denilen bir süreci gözlemlediklerini açıkladı.

Bu, söz konusu bağlantının ilk kez dile getirilişi değil. Bilim insanları, Antarktika buz çekirdeklerinden gelen bilgileri  daha önce de kullanmışlar ve bu bilgilerle tarihteki sıcaklık artışlarına küresel karbondioksit düzeyindeki ani yükselişlerin de eşlik ettiğini göstermişlerdi. Ancak diğer çalışmalar, bu artışların arasında binlerce yıllık fark olduğunu ileri sürmüş ve bu ilişkiselliğin zamanlaması konusunda şüphe yaratmıştı.

Birçok kuram küresel ısınma seviyeleri ile sera gazındaki artış arasındaki ilişkiselliği ileri sürerken, Lenton’un takımı yaklaşık bir milyon yaşındaki buz çekirdeklerinden alınan doğrudan kanıtları kullanarak bağlantıyı ilk kez kanıtlayan araştırma ekibi oldu.

Exeter Üniversitesi, the Scripps Denizbilim Enstitüsü ve Hollanda’daki Wagwningen Üniversitesi bilim insanlarından oluşan ekip, 400.000 ve 800.000 yıl önceki buz çağı aralığının sonundan elde edilen Antartika buz çekirdeği verilerini incelediler. Bu çok eski buz parçası oldukça önemli, çünkü geçmiş küresel sıcaklıklar ve sera gazı yoğunlukları hakkında büyük miktarda veri ve bilim insanlarının bu ikisinin nasıl etkileştiğini anlamak amacıyla analizler yapmasına olanak sağlıyor.

Yeryüzünün geçmiş zamanlardaki sıcaklıkları ile sera gazı oluşumunu bir araya getiren bilim insanları, ikisi arasındaki ilişkiyi anlamak için Takens’in Teoremi olarak bilinen matematiksel bir yöntem kullandılar. Lenton’ın açıklamasına göre bu yöntem, bir değişken bir diğeri üzerinde en ufak bir etkiye dahi neden oluyorsa ilk değişken hakkında daha fazla bilgi sahibi olunduğu fikrine dayanmaktadır. İlk değişkenle ilgili ne kadar bilgi sahibiyseniz, değişimi de saniyesinde öngörme şansınız artar. Sonuçta değişkenler bir noktada birleşecek ve araştırmacılara ilkinin saniyesinde değişimleri öngörmede ne kadar güçlü olduğuna dair fikir verecektir.

Lenton eğer A ve B sıcaklık ve karbondioksitse (ya da sıcaklık ve metan), yoğun miktarda karşılıklı nedenselliğin ortaya çıkacağını, bunun ise daha yüksek sıcaklıkların atmosferik sera gazlarında artışa neden olduğunu ıspatlayacağını belirtti.

Bulgular, insanların atmosfere sera gazı pompalayarak küresel ısınmaya neden olduklarına dair var olan kanıtları daha fazla destekler nitelikte. Lenton’un açıklamasına göre sürpriz olan, bulguların artan sıcaklıkların eninde sonunda sera gazlarını arttırdığını göstermesi. Tim Lenton “Bu durum, ‘Yeryüzü sisteminin’ insan kaynaklı küresel ısınmaya daha fazla sera gazı salımıyla tepki vereceğini ve bunun sonucunda küresel ısınmanın daha da artmasını beklememiz gerektiğini gösteriyor,” diye ekledi.

Çalışma her ne kadar tarihsel verilere dayansa da, Lenton güncel çıkarımların görmezden gelinemeyeceğini de söylüyor. “Yeryüzü birçok geri bildirim barındıran karmaşık bir sistem ve bunlar gezegeni bir buz çağının derinliklerinden ılık bir ‘buzullaşmalararası çağ’a sürükleyecek kadar güçlü.”

Yeryüzü şu anda tarihsel ısınma vakalarına göre çok daha hızlı bir şekilde ısınıyor. NASA’ya göre bu oran “buzul sonrası dönem”e girişin ısınma oranından yaklaşık 10 kat daha fazla. 2013’de atmosferik sera gazı salımları rekor bir yükselme gösterdi ve bilim insanları, yeryüzünün bitkiler ve okyanuslar aracılığıyla gazı depolama ve yöneltme kabiliyetinin doyma noktasına ulaşmakta olabileceği yönünde uyardılar.

İklim konusunda zaten beklenmedik değişikliklere şahit oluyoruz: Örneğin, Batı Antarktika buz sahanlıkları beklenenden çok daha hızlı bir şekilde eriyor. Lenton, “Yeryüzü sıcaklığında çok fazla artışına neden olarak iklim sistemini bozduğumuz bu dönemde beklememiz gereken, neden olduğumuz değişikliklere yeryüzünün bu değişiklikleri daha da arttırarak tepki vermesi,” şeklinde açıklama yaptı.