(Hikmet Çetinkaya / Cumhuriyet – 21 Nisan 2015)

Nükleer santrallar 1972 yılından bugüne değin hep Türkiye’nin gündemindeydi…
Araştırmaları 1972-74 yılları arasında yapıldı ve 1976 yılında Silifke’nin batısındabulunan Akkuyu kuruluş yeri olarak seçildi.
O tarihte Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti iktidardı. Başbakan ise Süleyman Demirel’di.
Yapılan inceleme sonucu Başbakanlık Atom Enerjisi Kurumu’ndan yer lisansı alınmasının ardından, tartışmalar çıktı, yöre halkı büyük tepki gösterdi…
1976 yılında nükleer santral ihalesi için girişimde bulunan hükümet, gelen teklifleri değerlendirdi.
1977’de ASEA-ATOM ve STAL-LAVA şirketleriyle sözleşme öncesi görüşmeler yapıldı.
Görüşmeler 1979-80 yılına dek sürdü ancak bir sonuç alınamadı…
Nereden bakarsanız bakın 30 yıllık bir öykü bu!
“Yap-İşlet-Devret” ve “İki Üniteli Anahtar Teslimi”ne dek pek çok model konuşuldu, tartışıldı…
Güray Öz’ün ve Ser-dar Kızık’ın sık sık değindiği gibi, AKP iktidarının başına buyrukluğu, “biz ne yaparsak doğru yaparız” dayatması ürününü verdi, santralın ilk temeli atıldı…
Nükleer kutsama hayırlara vesile olur inşallah!
Tam ekonomimiz darmadağın olurken, dolar üç liraya doğru tırmanırken üstelik…
Narenciyeyi İsrail’den, kavunu karpuzu İran’dan, Irak’tan, bademi Kanada’dan ve Amerika’dan, elmayı Hollanda’dan ithal ettiğimize göre Akdeniz’in en önemli bölgesini zehirleyebiliriz…

***

Temel atma kutlaması yapılırken Fukuşima nükleer felaketinin ardındanGreenpeace’in “acil durum projesinin liderliğini yapan” Jan Beranek’in yazısını okudum.
Beranek şöyle diyordu:
“Nükleer santrallar elektrik kesintilerine çözüm olmadığı gibi, elektrik kesintileri, nükleer felaketlere neden olabilir…”
Türkiye geçen günlerde ülke çapında elektrik kesintisi yaşayınca yaşam durdu!
Saatlerce süren kesinti tüm ülkeyi etkiledi ama bunun nedeni bugüne dek pek anlaşılmadı…
Jan Beranek arızanın nedenini bulmanın biraz uzun süreceğini vurguluyor 5 Nisan tarihli yazısında.
Diyor ki:
“Türkiye bundan bir ders çıkarmalıdır. Bu kesinti; depremlerin ve elektrik kesintilerinin sık yaşandığı Türkiye’de, nükleer reaktörler inşa etmenin risklerine karşı açık bir uyarıydı…”
Bundan daha kötüsü var unutmayın!
Nükleer santrallar elektrik kesintisi durumunda “saatli bomba” gibidir.
Unutmamalıyız ki Fukuşima’da reaktörlerin erimesi ve patlamasının en önemli nedeni deprem değil elektrik kesintisiydi…
Radyasyon bulutları tarım alanlarını, okyanusu, köyleri etkisi altına aldı; 150 bin in-san başka yerlere göç etti…
Ailelerinin mezarlarının bulunduğu yörelerden ayrıldı bu acılı insanlar…

***

Ekonomisi gelişmiş ülkeler nükleer enerjiden vazgeçmeye başlarken biz “vatan, millet” deyip kolları sıvıyoruz…
Çernobil ve Fukuşima!
Rusya ve Japonya dersini aldı iki felaketten…
Türkiye’de üç nükleer santral için planlama yapılıyor…
Bunlar yapılırken ülkenin yenilenebilir enerji potansiyeli dikkate alınıyor mu?
Yok öyle bir şey!
Toplum aldatılıyor, nükleer santralları övenler televizyon ekranlarına çıkarılıp algı operasyonu yapılıyor.
Bugün Türkiye’nin, rüzgâr ve güneş enerjisinin toplam potansiyeli Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada.
Biz bu potansiyelin yüzde birini bile kullanamıyoruz…
Rüzgâr ve güneş enerjileri hem aydınlatıyor, hem ısıtıyor.
Nükleer enerji ise salt elektrik üretebildiğinden ısıtma ve ulaşım gibi gereksinmelere yanıt veremiyor…
Felaket kapıda!
Bakıyorum, tepki verenlerin sayısı yok denecek kadar az!