(Doğu Eroğlu / Birgün – 23 Nisan 2015)

Narenciye çiftçisi Öner, Muğla’da mandalina ağaçlarına zarar veren termik santralı 10 yıllık mücadele sonucunda tazminata mahkûm etti ama ömrü hukuk zaferini görmeye yetmedi

Eşini kanser hastalığından kaybeden narenciye çiftçisi Hüseyin Öner, Milas Ören’de eşiyle birlikte diktiği mandalina ağaçları meyve vermemeye başlayınca, yakınında bulunan Kemerköy Termik Santralına 2004’te tazminat davası açtı. Bilirkişi incelemesinde santraldaki baca gazı filtrelerinin düzgün çalıştırılmadığı ortaya kondu ama yerel mahkeme davayı reddetti. Kararı Yargıtay bozdu, yerel mahkeme Öner’e tazminat ödenmesine hükmetti. 10 yıllık mücadele sonundaki kazanımı görmeye Öner’in ömrü yetmedi.

Narenciye çiftçisi Öner’in Gökova Termik Santralı olarak bilinen Kemerköy Termik Santralı’na karşı hukuk mücadelesin 2004’te başladı. Eşini kanser hastalığından kaybeden Öner, sahibi olduğu 460 mandalina ağacının 1994’ten itibaren giderek daha az meyve vermesinin sebebini araştırmaya başladı. Santralın faaliyete geçmesinden önce ortalama 45 ton mandalina üreten Öner, yılda yaklaşık 10-12 tona düşen üretiminin, baca filtrelerini çalıştırılmayan Kemerköy Termik Santralı’ndan kaynaklanabileceğini anladı ve 5 Ekim 2004’te, son bir yılda mahsuldeki azalıştan kaynaklı 9 bin TL’lik zararının karşılanması için santral yönetimi aleyhine tazminat davası açtı. Öner, benzer bir davayı, 2004’teki mandalina mahsulündeki azalıştan ötürü 2005’te de yineledi ve santral yönetimince 11 bin TL’lik zararını karşılanmasını istedi.

‘ZARAR BACA GAZINDAN’
2006’da inceleme yapan İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Kantarcı ve ekibi, hazırladıkları raporda şu ifadeleri kullandı: “2004 ile 2005 yılı yaprak dökümü olaylarında Kemerköy Termik Santralı’nın baca gazları ile külün etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Santralın baca gazlarının tam olarak arıtılması, külün tam olarak tutulması ve filtrelerin devreye alınışı ile devreden çıkış sürelerinin sık tutulmaması gerekmektedir.”

AVRUPA’DAN ÇİFTE UYARI
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen ve birleşen davalarda, Kantarcı ve ekibinin hazırladığı raporlara karşın uzun süre gelişme olmadı. Mahkemenin henüz adım atmadığı dönemde önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ardından da Avrupa Konseyi’nden Türkiye’ye termik santral uyarıları geldi. Ahmet Okyay ve diğer yurttaşların 1996 tarihli başvurusunu 2005’te karara bağlayan AİHM, Türkiye’nin adil yargılama hakkını ihlal ettiğini belirledi. Kemerköy, Yeniköy ve Yatağan termik santrallardan doğan zararlara ilişkin yerel mahkeme kararlarının uygulanmadığını belirten AİHM’in uyarısını, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi izledi. Komite 2007’de Türkiye’ye, “Ya filtre sistemlerini çalıştırın ya da santralları kapatın” dedi.

RAPORA KARŞIN RET KARARI
Mahkeme kararıyla Ocak 2008 tarihinde Ege ve 9 Eylül Üniversitelerinden araştırmacıların hazırladığı rapordaysa, santral aleyhine bulgular yer aldı. Mevcut baca gazı arıtma tesisi ve toz tutacak elektro filtrelerin yeterince verimli veya hiç çalıştırılmadığı rapora geçti. Heyet, baca gazı arıtma filtrelerinin ilkinin Kasım 2002’de tam olarak çalıştırıldığını da belgeledi. Bu rapora karşın mahkemenin 1 Nisan 2010 tarihli kararı, birleşen her iki tazminat davasının da reddi yönünde oldu. Mahkeme, üretim zararının termik santral kaynaklı olup olmadığının tespit edilemeyeceğini savundu ve 3 bin 500 TL tutarındaki yargılama giderini davacı Öner’den istedi.

10 YIL SONRA KAZANDI
Öner’in termik santralla mücadelesi burada bitmedi. Temyiz başvurusunu değerlendiren Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 13 Mart 2012 tarihli kararında, bilirkişi raporu uyarınca, ürün kaybı iddialarının kısmen kabulünün gerektiğini belirtip yerel mahkeme kararını bozdu. Yerel mahkeme 2013’teki kararında, 2003 yılı ürün zararına karşılık 5 bin 672 TL’nin, 2004 yılı zararları içinse 8 bin 508 TL’nin yasal faizleriyle beraber Kemerköy Elektrik A.Ş. tarafından Öner’e ödenmesine karar verdi. Çiftçi Öner’e ödenecek tazminat, 28 Ekim 2014’teki Yargıtay kararıyla kesinleşti. Ancak Öner’in ömrü, 10 yıllık hukuk mücadelesini kazandığını görmeye yetmedi. Yargıtay’ın bozma kararını sevinçle karşılayan Öner, yerel mahkemenin aldığı kararı göremeden yaşamını yitirdi.

‘ANKARA’DA HÂKİMLER VAR’
Öner’in şahit olamadığı hukuk zaferini, yıllarca avukatlığını yapan Nazan Şentürk Türkkaynağı şöyle anlatıyor: “Ören köylüleri, yargıya güven duymadıkları için yıllarca santraldan zarar görmelerine rağmen dava açmadı. Hüseyin Öner santraldan zarar gören narenciye bahçesini, kanserden kaybettiği eşiyle birlikte dikmişti. Bu dava için varını yoğunu ortaya koydu. Ret kararı sonrasında gözyaşlarımı tutamamıştım. Hüseyin Amca o gün, ‘Kızım, merak etme. Ankara’da hâlâ gerçek hukukçu hâkimler vardır’ demişti ve haklı çıktı.” Türkkaynağı, tam kapasite çalışması halinde bile zararları önleyemeyen filtrelerin uygun şekilde çalıştırılmadığının tescili yüzünden kararın önemli olduğunun altını çiziyor. Öner’in kızı Ayla Öner Bayhan ise, “Bilinçli bir çiftçi olan babamın santralın zararları konusunda ne kadar haklı olduğu görüldü ama ömrü bunu görmeye yetmedi” diye konuşuyor.