(Ömür Şahin Keyif / Birgün – 24 Nisan 2015)

Nükleer fizikçi Nils Bohmer Rusya tarafından yapılan nükleer santralları yakından takip eden ve bununla mücadele eden isimlerin başında geliyor. 2006’dan beri yöneticisi olduğu örgüt Bellona, uzmanlar tarafından Rusya’nın nükleer faaliyetlerini en yakından takip eden kuruluşlardan biri olarak gösteriliyor. Rakyoaktif atıklar, nükleer kazalar ve nükleer enerji konusunda uzman olan Bohmer, işte bu örgütün Rusya departmanında da 13 yıl görev almış. Kendisi Mersin Akkuyu’ya nükleer santralı kurmak isteyen Rusya’nın devlet şirketi Rosatom’u da yakından tanıyor. Bohmer’in anlattıklarına göre nükleer, AKP’nin dün, 23 Nisan koltuğuna oturtup nükleer yanlısı sufle vermeye çalıştığı çocukların geleceğini ellerinden alacak. 

>> Öncelikle Türkiye Hükümeti’nin nükleer enerjinin ucuz olduğu konusundaki savını konuşalım. Nükleer enerji üretimi ucuz bir enerji türü mü?
Uranyumun maliyeti; binanın inşası, güvenliği ve üretilen elektriğin nakli gibi diğer harcamalarla karşılaştırıldığında ucuz olabilir. Ancak asıl konu Türkiye Hükümeti’nin toplamda 20-23 milyar doları bulan ve reaktörlerde kullanılacak olan hammaddenin Rusya’dan sağlanmasını zorunlu tutan bir özel anlaşması var. Bu birim fiyat uygun olabilir ancak ortada birçok belirsizlik var. Öncelikle Rusya gelişmekte olan bir ekonomi ve ekonomik olarak birçok belirsizlik taşıyor. Türkiye’ye söz verdiği nükleer enerji santralını yapıp yapamayacağı bile belli değil. Bunu inşa edebilmiş olsa bile, 40 – 50 yıl sonrasında reaktörlerin durması durumunda nasıl müdahale edebilecek bir ekonomik koşulda olup olmayacağıyla ya da yaşanacak bir aksaklığı temizlemek konusunda ne kadar başarılı olacağıyla ilgili belirsizlikler var. Yakın zamanda Rusya’dan geldim, 70 ve 80 yıllardan kalan kendi savaş artıklarıyla hâlâ uğraşıyorlar. Özellikle kendi savaş artıklarıyla başa çıkamamış bir ülkenin, başka bir ülkeye yardım etmesi ne kadar inandırıcı olabilir?

>> İhaleyi alan Rus şirketten kaynaklanan teknik bazı sorunların projenin geleceğini tehdit edebileceğinimi düşünüyorsunuz?
Rusya’nın hem binanın hem de reaktörün inşasıyla ilgili kendisine özgü, diğer ülkelerden farklı güvenlik standartları var. Petersburg’daki Leningrad Nükleer Santralı teknik bazı sorunlar yaşıyor. Binanın yapısal olarak doğru inşa edilmemiş olması en önemli sorun, beton olarak inşa edilen kısımlardan biri çöktü. Ayrıca Rusya tarafında santralların güvenliği de Fransa’da ya da ABD’de olduğu gibi değil. Dolayısıyla Ruslar tarafından yapılan ya da işletilen reaktörlerden şüphe duymalıyız.

>> Rusya’da deprem deneyimi olmaması, Türkiye’ye yapılacak santralı nasıl etkiler?
Fukuşima’da büyük bir doğal felaket yaşandı ancak Fukuşima Nükleer Santralı’nda yaşanan sadece bu doğal felaketle açıklanamaz. Bu aynı zamanda başka sorunlara da işaret ediyor olmalı. Türkiye’de insanlar dikkatli olmalılar. Yapılması planlanan santralı mutlaka uluslararası regülasyonları uygulayan bağımsız denetçiler denetlemeli ve hesaplamaları bu kişiler yapmalı.

>> Konuştuğum bir Japon gazeteci nükleer santrallerde yoksul, evsiz ve göçmenlerin çalıştırıldığından bahsetti… Rusya’da durum nasıl?
Rusya’da da benzer şeyler görüyoruz. Kazakistan’dan, Özbekistan’dan gelen bir çok göçmen düşük ücretlerle çalıştırılıyorlar. En ucuza bulunabilecek iş gücünü kullanmaya gayret ediyorlar. Türkiye’de de böyle olacaktır. İnşaat sürecinde de en ucuz işgücü kullanılacaktır. Bu süreçte çalışacak olan 10 bin kişinin hepsinin Türkiye’den olacağı konusunda çok şüpheliyim.

nükleer enerji2

>> İktidarın diğer bir savı da nükleer enerjinin Türkiye’yi dışa bağımlılıktan kurtaracağı yönünde. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
Bu doğru bir sav değil. Rusya’ya bağımlı olacaklar. Rusya’nın enerji konusunu çok etkili bir şekilde kullandığını biliyoruz. Savaş anında bile Ukrayna’ya enerji satışına devam ettiler. Rusya Hükümeti’nin büyük bir iştahla bu binaları inşa etmeyi düşünmesinin sebebi de bu. İlerleyen süreçte Rusya bunu bir koz olarak belirli politikalarında Türkiye’yi ikna etmek için kullanacaktır.

>> Türkiye ile Rusya arasında, örneğin Suriye konusunda gerilim yükselirse, santral faaliyeti nasıl etkilenir?
Rusya enerji politikasını her zaman genel politik yaklaşımına ikna etmek için kullanır. Türkiye’yi de bu konuda zorlayacaktır.

>> Gelişmiş ülkelerdeki nükleer enerji talepleri ne durumda?
Almanya nükleer enerji üretimini yasakladı. Fransa’da yeni yapılan kanunlarla nükleer enerjiye olan bağımlılığın azaltılmasına karar verildi. Amerika’da nükleer santrallar kullanım dışına çıkarılıyor. Hem politik hem de ekonomik bazı nedenlerle ülkeler nükleer enerjiye olan bağımlılıklarını ya azaltıyorlar ya da ülkelerinde kullanmamaya başlıyorlar. Hâlâ nükleer enerji üretiminde ve kullanımında direten ülkeler ise Rusya ve Çin. Rusya kendi ülkesinde de nükleer enerjiye olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Bu bakımdan nükleer enerji kullanımını destekleyen ve bağımlılığını kesmeyen tek ülke Çin. Hâlâ dünyadaki en eski iki nükleer enerji santralını kullanarak çok ciddi riskler alıyorlar. Umarım hükümetiniz yenilenebilir enerjinin nükleer enerjiden çok çok daha az maliyetli olduğunu anlar. Yeni dünyada kullanılan enerji türü bu. Tepkinizi büyütmelisiniz.

>> Rusya’da nükleer karşıtlarına nasıl baskılar uygulanıyor?
Rusya’da nükleer karşıtı protestolara katılanlar ajan ilan edildiler ve birçoğu hapse atıldı. Rusya gibi ülkelerde bu tür protesto eylemlerinde bulunmanın sonucu hapis olabiliyor. Aynı zamanda nükleer kazalar ve olaylarla ilgili bilgi almak da çok zor olabiliyor. Sonuç olarak iktidarlara karşı örgütlenmek de iktidardan bilgi almak da çok zor.

>> Elektriğin kesilmesi Fukuşima’daki en önemli sorundu. Türkiye’de geçen günlerde yaşanan kesinti de bu konuda örnek gösteriliyor. Kesinti durumunda ne olur?
Fukişima’da olduğu gibi şayet nükleer santralı besleyen enerji kaynaklarında bir kesiklik olursa bunu gidermeniz için çok kısa bir zamanınız olur. Eğer geniş ölçüde bir enerji kaybı yaşıyorsanız bu çok daha tehlikeli bir durum oluşturur. Nükleer enerji santralları için çizilebilecek en kötü senaryo bu büyüklükte bir enerji kesintileridir.

>> Bazen santrallarda sızıntılar ya da ters giden durumlar olmasına rağmen halkın bilgilendirilmediği ve gerekli önlemlerin alınmadığı söyleniyor.  Bununla ilgili ne dersiniz?
Bu tip durumlar birçok ülkede yaşandı. Sanıyorum Çin’de de bu durumlar yaşanıyor ama insanların bilgilendirilmesiyle ilgili bir şey yapılmıyor ya da haberlerde bunu duymuyorsunuz. İnsanlar bu bilgilerden uzak tutuluyorlar ki nükleer enerjiye karşı çıkmasınlar.

* * *

Çernobil’in etkileri hâlâ sürüyor

>> Çernobil’in etkileri hâlâ sürüyor mu?
Çernobil’de ne kadar insanın radyasyondan etkilendiğini bilemiyoruz. 1 milyon işçi ve asker bölgenin kontrolü için çalıştı ancak bu insanların nasıl etkilere maruz kaldıkları konusunda tıbbi bir çalışma yapılmadığını düşünüyorum. Ayrıca bölgede yaşayan insanlar sadece kanser ile de mücadele etmek zorunda kalmadılar. Doğumlarla ilgili sorunların yanı sıra sosyal bozukluklar da yaşadılar. Bu tip etkileri de oldu. Aynı şeylerin Fukuşima’dan sonra da yaşandığına tanıklık ettik. Sadece radyasyonun etkilerinin üzerinden değil aynı zamanda psikolojik birçok sorun ile karşı karşıya kalındı. İntihara kadar varan bozukluklar yaşandı. Sadece radyasyon dolayısıyla değil ama birçok sağlık sorununun yaşandığını biliyoruz.

>> Türkiye de benzer kaderi paylaşır mı sizce?
Belki bir kaza olmayabilir ama birçok zorluk yaşanacağı kesin. Ancak bu sadece Türkiye’ye de bağlı değil. Rusya’nın ekonomisi bu tesisi uzun süre yürütmek için yeterli mi, ya da Rusya bunu başaramadığında Türkiye bunu ele alabilecek güçte mi? Bu kompleks bir mesele.  Böyle, Rus tipi bir santrala sahip olmak ve onu işletmek çok kolay bir şey değil. Yapılması gereken yenilenebilir enerjiye daha çok dikkat çekmek. Bu çok daha sağlıklı ve ülkeyi daha bağımsız hale getirebilecek bir şey. Ayrıca nükleer enerji Rusya politikasına entegre olmak demek de olabilir. Ayrıca nükleer enerjiden çok daha ucuz yenilenebilir kaynakları kullanabilirsiniz.