(Birgün – 8 Mayıs 2015)

Haziran Direnişi’nde, İstanbul Gezi Parkı’nda ağaçların kesilmesine karşı kitlesel eylem çağrısında bulundukları nedeniyle yargılandıkları davada beraat eden Taksim Dayanışması üyeleri ile ilgili mahkemenin gerekçeli kararı açıklandı.

İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi kararda “ifade özgürlüğü” vurgusu yaparken, bir “gösteri ya da toplantının yasal olmamasının barışçıl olmadığı anlamına gelmeyeceğinin” altını çizdi.

Mimarlar Odası Çevre Etki Değerlendirme Kurulu 2. Başkanı Mücella Yapıcı ve İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteritaksim dayanışması mahkeme Ali Çerkezoğlu’nun da aralarında bulunduğu 26 sanığın beraat ettiği dava için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına atıfta bulunan mahkeme, kararda şu ifadelere yer verdi: “AİHM’in ifade özgürlüğünde olduğu gibi toplantı ve gösteri yürüyüşü hakları sadece toplumun geneli tarafından savunulan ve kabul gören düşünce ve fikirleri korumakla yetinmez. Bunun haricinde toplumun genelini rahatsız edebilecek, endişelendirecek hatta şoke edecek veya onların belirli düzeyde tepkilerini çekebilecek bazı fikirleri savunma amacıyla da toplantı ve gösteri yürüyüşleri de içermektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü değişik şekiller alabilmektedir. Bilindik toplanma ve gösteri yapmanın dışında kamusal bir alanda hareketsiz kalma, oturma eylemi yapma, hatta yol kesme, grev yapma ve bir yerin işgali dahi AİHS’nin 11. maddesi kapsamında korunan toplanma ve gösteri yapma hakkının kapsamına girmektedir. Sözleşmenin bu hükmü aynı zamanda, özel toplantıları ve kamuya açık yerlerde yapılan toplantıları da kapsamaktadır. Ayrıca bir gösterinin veya toplantının yasal olmaması bu gösterinin veya toplantının barışçıl olmadığı anlamına gelmemektedir. Sözleşmenin 11. maddesi barışçıl ama yasal olmayan gösteri ve yürüyüşlere de uygulanmaktadır.”

‘SUÇ ÖRGÜTÜ DEĞİL, HAK’
Gerekçeli kararda Taksim Dayanışması’nın suç örgütü olduğunu gösterecek herhangi bir delil olmadığına da dikkat çekildi.

Yurttaşların Taksim Dayanışması Platformu adı altında örgütlenmelerinin bir hak olduğu vurgulanan kararda, “Bu şekilde yasal bir örgütlenmekten suç işlemek için bir araya geldikleri sonucu çıkarılamaz. Üstelik Taksim Dayanışması Platformu’nun suç örgütü olduğunu gösterir hiçbir kanıt yoktur. Barışçıl bir protesto yürüyüş ve eyleme çağrı yapılması siyasetçilerin, kamu kurumlarının bir takım eylem veya söylemlerinin sert bir şekilde eleştirilmesi yasal örgütlenmeyi suç örgütü haline getirmeyecektir” ifadeleri kullanıldı.

‘ÖNCEDEN İZİN ALMAK GEREKMİYOR’
Mahkeme ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğü hükümleri kapsamında gerçekleştirilen barışçıl eylemler için önceden izin ve bildirim almak gerekmediğini vurguladı. Kararda ayrıca, yine AİHM kararları referans gösterilerek, polisin şiddetten kaçınması gerektiği de belirtildi.

Taksim Dayanışması’nın Galatasaray Meydanı’ndan Taksim’e yürüdüğü ifade edilen kararda, eylemin polisin güç kullanması üzerine sonlandırıldığı vurgulandı.

‘ŞİDDET İÇEREN BİR ÇAĞRI YOKTU’
Kararda ayrıca toplanmaların izinsiz olmasına rağmen çağrılarda şiddete teşvik olarak nitelendirebilecek herhangi bir unsur olmadığına da dikkat çekildi. Eylemin AİHM ve Anaysa kapsamında kaldığı belirtilen kararda “Her ne kadar sanıklar hakkında kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen dağılmadıklarından bahisle dava açılmış ise de, sanıkların protesto eylemlerinde bir bireye, bir kamu görevlisine veya halkın bir kısmına karşı şiddet içeren veya şiddeti yayma amacında olan çağrı, söylem veya fiili bir müdahalede bulunmadıkları anlaşılmaktadır” dendi.